Eğitimde Özgürlük!

Okul çocuğun en temel yaşam alanlarından biridir ve yaşamını belirlemek her birey gibi çocukların da hakkıdır. Bu yüzden BBOM eğitim programı şu şiara dayanmaktadır: “Her çocuk kendine özgüdür ve yaşamının bir parçası olan eğitim sürecini şekillendirmeye hakkı vardır.” BBOM eğitim programı, her çocuğun farklı öğrenme hakkı olduğu düşüncesi üzerine kuruludur. Modelimizin sahip olduğu çocuk merkezli eğitim anlayışı, çocukların duygu ve düşünce dünyasının, yeteneklerinin ve ilgi alanlarının farklılığını ve bu farklılıkların tanınmasını ve vurgulanmasını temel alır. Bu düşünce, çocuğun tanınmasına yönelik bilinçli bir çaba ve programın her öğesi için (hedefler, içerik, öğretim yöntemleri, öğretim materyalleri, değerlendirme) çocuğa söz hakkı ve seçme hakkı tanıyarak hayat bulur.

BBOM modeline göre bir eğitim programının tek hedefinin bireysel/kişişel gelişim olması yeterli değildir. Bu yüzden program bir yandan çocukların bireysel ilgi, ihtiyaçları ve potansiyelleri doğrultusunda gelişimlerini desteklemeyi hedeflerken diğer yandan yaşamın gerçeklerine ve sorunlarına duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedefler. Okul yaşamdan ayrı bir bileşen değildir. Dolayısıyla çocuk eğitim sürecinde yaşadığı dünyanın ve çevrenin gerçeklerinden soyutlanmamalıdır. Bu yüzden BBOM eğitim programı, toplumsal çözüm odaklı ve çocuk merkezli tasarım modellerine dayalı olarak oluşturulmaktadır.

Programın çocuklara kazandırmayı hedeflediği evrensel değerler, okulun ortak değerleridir. Her türlü işleyişte bu değerlerin korunması temel alınır. Böylece çocuklar bu değerleri bizzat yaşayarak içselleştirebilirler.

Mili Eğitim Bakanlığı (MEB) son 7 yıl içinde ilköğretim programında önemli değişiklikler yapmıştır. En temel değişiklik ise 2005 yılında İlköğretim programının yenilenmesi ile gerçekleştirilmiştir. Daha önce yapılan değişikliklerden farklı olarak Milli Eğitim Bakanlığı programın kuramsal yapısını bütünüyle değiştirmeyi hedeflemiştir. 2005 değişikliğiyle birlikte teoride bilişsel ve davranışçı, uygulamada ise neredeyse bütünüyle davranışçı olan eski program yerine yapılandırmacı-bilişsel kuramsal temele dayanan yeni bir program hazırlanmıştır.

Her çocuk bir bireydir ve diğerinden farklıdır.

İlköğretim programının vizyonunda: “… temel demokratik değerlerle donanmış, bireysel farklılıkları ne olursa olsun, araştırma-sorgulama, eleştirel düşünme, problem çözme ve karar verme becerileri gelişmiş; yaşam boyu öğrenen ve insan haklarına saygılı…” bireyler yetiştirilmesinin hedeflendiği belirtilmiştir. Bu vizyon doğrultusunda temel alınan anlayış ve ilkeler özet olarak aşağıda sunulmuştur:

  • “Her çocuğun kendine özgü olduğu”
  • “Öğrenmeyi öğrenmenin ön plana çıkarılması”
  • “Öğrencilerin düşünmeye, soru sormaya ve görüş alışverişi yapmaya özendirilmesi”
  • “Evrensel değerlerin benimsenmesinin sağlanması”
  • “Öğrencilerin haklarını bilen ve kullanan, sorumluluklarını yerine getiren demokratik bireyler olarak yetiştirilmesi”
  • “Toplumsal sorunlara karşı duyarlılığın ön plana çıkarılması”
  • “Öğrencinin öğrenme sürecinde deneyimlerini kullanmasına ve çevreyle etkileşim kurmasına fırsat verilmesi”
  • “Öğrenme-öğretme yöntem ve tekniklerinde çeşitliliklere yer verilmesi”
  • “Her bireyin potansiyelini arttıracak yolların açılmasının ve zenginleşmesinin sağlanması”

Programın 2005 yılından bu yana 6 yıllık uygulama sürecinden sonra bazı temel sorunlardan dolayı kâğıt üzerindeki hedeflerine ulaşmak konusunda istenilen noktaya yeterince gelmediği gözlemlenmektedir. Bu sorunlardan bazıları ise aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Çocuklara programın hedeflediği değerlerin kazandırılması, içinde ancak bu değerlerin yaşandığı-yaşatıldığı bir kurum kültürü sayesinde gerçekleşebilir.
  • Programı uygulayacak olan öğretmenler yeni programın gerektirdiği rolleri benimseme ve programın gerekli kıldığı öğrenme, öğretme yaklaşımları ve değerlendirme tekniklerini edinme konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip değildirler.
  • Kalabalık sınıflar, derslerin bireysel farklılıklara uygun olarak sürdürülmesini zorlaştırmaktadır.
  • Derslerin, ders kitaplarına ve kılavuz kitaplara bağlı olarak sürdürülmesi öğretmen ve konu ağırlıklı bir eğitim yaklaşımının sürmesine neden olmaktadır.
  • Okul ve sınıf yönetiminde çocuk katılımının esas olduğu bir yaklaşım benimsenmemektedir.
  • Programın çocuk merkezli eğitim anlayışını temel aldığı belirtilmekle birlikte, çocuk merkezlilik etkinliklerin çeşitlendirilmesi ile sınırlandırılmıştır. Çocuk merkezli eğitim, çocuk merkezli program tasarımının bir ürünü olmalı ve çocukların ilgi ve ihtiyaçlarını temel alarak hazırlanmalıdır.

Bu programın sıraladığı hedeflerine ulaşabilmesi sadece öğretim programları aracılığıyla değil, ancak okulun öğretmenleri, idari kadrosu, fiziki altyapısı, yönetim şekli ve çevresiyle beraber (aile-sosyal etki alanı) bir bütün olarak dönüşümü ile mümkün olabilir. Tam da bu noktadan hareketle Başka Bir Okul Mümkün Derneği Türkiye’de yaşanan eğitim sorunlarını, toplumsal ihtiyaçları temel alarak dönüştürücü bir okul modeli kurmayı hedeflemekte ve alternatif uygulamalar ile mevcut programı zenginleştirecek yeni bir eğitim modeli olma iddiasını taşımaktadır.

“Herkesin benzer olduğu bir yerde aslında kimse yoktur” (Michel Foucault)

Okul çocuğun en temel yaşam alanlarından biridir ve yaşamını belirlemek her birey gibi çocukların da hakkıdır. Bu yüzden BBOM eğitim programı şu şiara dayanmaktadır: “Her çocuk kendine özgüdür ve yaşamının bir parçası olan eğitim sürecini şekillendirmeye hakkı vardır.” Bu yüzden BBOM eğitim programı, her çocuğun farklı öğrenme hakkı olduğu düşüncesi üzerine kuruludur. Bu düşünce, programın her öğesi için (hedefler, içerik, yöntem, değerlendirme) çocuğa söz hakkı ve seçme hakkı tanıyarak hayat bulur. BBOM yaklaşımına göre:

  • Her çocuğun kendi yaşamını belirleme hakkı vardır.
  • Her çocuk farklıdır ve program bu farklılıklara hitap edebilecek esneklikte olmalıdır.
  • Her çocuğun ihtiyaçları farklıdır ve programın bu ihtiyaçlara cevap verebilmesi gerekir.
  • Her çocuk ve beyin eşsizdir, yani her çocuk farklı öğrenir. Bu doğrultuda eğitim programının da kişilere göre farklılaştırılması gerekir.

Okul yaşamdan ayrı bir bileşen değildir ve çocuk eğitim sürecinde yaşadığı dünyanın ve çevrenin gerçeklerinden soyutlanmamalıdır. Bu yüzden bir eğitim programının tek hedefinin bireysel/kişisel gelişim olması yeterli değildir. BBOM modelinin eğitim programı

  • Bir yandan çocukların bireysel ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda gelişimlerini desteklemeyi hedeflerken diğer yandan yaşamın gerçeklerine ve sorunlarına duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Sonuç olarak BBOM eğitim programı, toplumsal çözüm odaklı ve çocuk merkezli tasarım modellerine dayalı olarak oluşturulacaktır.

HEDEFLER

  • BBOM Milli Eğitim Bakanlığı öğretim programlarının kazanımlarını temel alır, ancak bu kazanımlara çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına ve toplumsal ihtiyaçlara cevap verecek yeni kazanımlar da ekler.
  • BBOM çocuklara eşitlik, toplumsal adalet, özgürlük (düşünce, ifade, hareket, seçim), dayanışma, çoğulculuk, toplumsal duyarlılık, toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet karşıtlığı (fiziksel, sözlü, psikolojik), ayrımcılık karşıtlığı (milliyet, ırk, dil, din, cinsiyet, cinsel yönelim, ekonomik, sosyal, fiziksel), ekolojik düşünce, yaratıcılık, üretkenlik, dürüstlük, öz denetimcilik, eleştirellik, farkındalık ve empati değerlerini kazandırmayı hedefler. Bu değerler okulun ortak değerleridir. Her türlü işleyişte bu değerlerin korunması temel alınır. Böylece çocuklar bu değerleri yaşayarak içselleştirebilirler.
  • Çocukların ilgi ve ihtiyaçlarının ortaya çıkarılması ve bu ilgi ve ihtiyaçlar doğrultusunda eğitim programlarında ve okul yaşamında gerekli düzenlemelerin yapılması okulun asli ödevlerinden birisidir.
  • Her çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarının ortaya çıkarılması öğretmen rehberliği, sınıf toplantıları ve okul meclisi aracılığıyla sağlanır. Öğretim programlarında bu ilgi ve ihtiyaçlar doğrultusunda gerekli düzenlemeleri yapmak öğretmen-çocuk işbirliği ile gerçekleştirilecek bir süreç olarak tasarlanmıştır.
  • Özyönetim ile çocukların kendi inisiyatifleriyle, başkalarının yardımıyla ya da yardımı olmaksızın öğrenme gereksinimlerini tanımlaması, öğrenme hedeflerini açık biçimde belirlemesi, öğrenme için gerekli kaynakları saptaması, bu sürece uygun öğrenme stratejilerini seçme ve uygulaması, öğrenme çıktılarının değerlendirilmesi sağlanacaktır.
  • Çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına yönelik olanakların okul içinde yaratılamaması durumunda yakın ve uzak çevrenin kaynaklarından yararlanılacaktır.
  • Program bu haliyle bir yandan ilköğretim programının hedeflerini gerçekleştirirken diğer yandan çocukların ilgi alanlarına göre kendilerini geliştirebilmelerine olanak sağlayacaktır.

İÇERİK

Milli Eğitim Bakanlığı ilköğretim programında esas olan, kazanımlara ulaşmaktır. Bu kazanımlara ulaşılırken kullanılacak içerikte esneklik tanınmaktadır. Bu çerçevede;

  • Programın kazanımlarına uygun içerik, olabildiğince yaşam içinden, çocukların bireysel ilgi ve ihtiyaçları değerlendirilerek belirlenecektir.
  • Çocukların ilgileri doğrultusunda atölyeler oluşturulacak, sanat ve zanaat eğitimi programın unsurlarından birisi olacaktır.
  • Ders dışı alanlar ve sosyal faaliyetler bütünüyle çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre onların da karar sürecinde yer aldıkları bir mekanizma tarafından belirlenecektir.

ÖĞRETİM DURUMLARI

“Kendim yapabilmem için bana yardım et!”

Öğretim yöntemlerinin seçim ölçütü, konuya ya da gruba uygunluk değil çocuğa uygunluk olacaktır ve bireysel farklılıklar temel alınacaktır. Bu nedenle;

  • BBOM Okulları öğretmenleri öğretimin bireyselleştirilmesi konusunda uzmanlık sahibi olacaklardır.
  • Çocuğun aktifliğinin esas olduğu aktif öğrenme yöntemleri kullanılacaktır.
  • Problem çözme, eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştiren yöntemlerin çocuklara tanıtılmasına ve kullanılmasına özen gösterilecektir.
  • Çocuğun farklı öğrenme hakkının sonucu olarak, çocuk kendisi için en uygun olduğunu düşündüğü yöntemi öğretmeni ile müzakere sonucu belirleyebilecektir.
  • BBOM eğitim programının gerektirdiği eğitim materyalleri oluşturulacaktır.

DEĞERLENDİRME

“Yarıştırmak için değil gelişime rehberlik etmek için…”

BBOM eğitim yaklaşımına göre, değerlendirme mekanizmalarında korku ve baskı yaratma yerine, çocuğun kendisindeki coşku ve sevinç ön plana çıkarılmalıdır. Çocuklarda keyif ve sevinç olmaksızın öğrenmenin gerçekleşmesi olanaklı değildir. Yaptığı işte sevinç ve coşkuyu yaşayan çocuklar yanılgıları ve hataları korku duymadan doğru şekilde fark ederler. Bu düşünceyle;

  • Değerlendirme her bir çocuğun kişisel ve akademik gelişimine rehberlik eden bir süreç olarak ele alınacaktır.
  • Çocuğun kendi gelişim sürecinin izlenmesinin ve yönlendirilmesinin aracı olarak sonuç değil süreç değerlendirme temel alınacaktır. Öz değerlendirme, akran değerlendirme, portfolyo, gelişim dosyası gibi alternatif değerlendirme teknikleri kullanılacaktır.
  • Çocuğun kendi eğitimi üzerindeki söz hakkı, değerlendirme teknikleri için de geçerli olacak ve çocuk değerlendirme teknikleri arasından seçim yapabilecektir.

BBOM MODELİNDE ÖZEL EĞİTİM

Anormallik değil farklılık…

BBOM, ilke ve değerleriyle uyumlu olarak, her çocuk için ulaşılabilir olmayı ve her çocuğa ihtiyaç, ilgi ve kapasitesi doğrultusunda en iyi olanakları sunmayı hedefler. BBOM Okulları rekabet ortamını ve elemeci bir yapıyı desteklemek yerine, farklı olanakların denendiği kolektif çalışma biçimlerine olanak yaratacaktır. Bu doğrultuda;

  • Özel eğitime ihtiyacı olan engelli ve öğrenme güçlüğü olan tüm çocuklar için özel öğretim programları oluşturur, uygun öğretim materyallerini temin eder ya da geliştirir, fiziksel çevreyi engelli çocukları düşünerek tasarlar.
  • BBOM modeli literatürde öğrenme güçlüğü, hiperaktivite olarak tanımlanan durumları anormallik olarak değil farklılık olarak görür. Bu amaçla BBOM, özel eğitim konusunda tüm okul kadrosunu hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimler ile eğitecektir. Bununla birlikte özel eğitim ihtiyacının niteliğine bağlı olarak özel eğitim uzmanlarını kadrosunda bulunduracaktır.
  • Özel eğitim alanındaki bilimsel gelişmeleri ve uygulamadaki yenilikleri takip edebilmek ve bunları eğitim programına yansıtabilmek için, ilgili STK’lar ile işbirliği yapmayı hedefler.

KARMA YAŞ GRUPLARI

Büyükler için sorumluluk küçükler için rol model…

BBOM okullarında Milli Eğitim Bakanlığı öğretim programlarına uygun olarak akran eğitimi uygulanacaktır. Bunu destekleyici bir unsur olarak ise, atölye çalışmalarında karma yaş grupları oluşturulacaktır. Karma yaş grupları, farklı yaşlardaki çocukların bir arada eğitim gördüğü gruplardır. Bu gruplar 2-3 farklı birbirine yakın yaşın bir arada bulunduğu gruplar olabileceği gibi, aynı ilgiler doğrultusunda bir araya gelen benzer hazır bulunuşluk düzeyindeki çok daha geniş yaş aralığındaki çocukları da kapsayabilir. Karma yaş grupları aşağıdaki yararlarından dolayı BBOM’da eğitimin bir parçasıdır:

  • Duygusal Gelişim açısından büyük çocuklarda ağabeylik-ablalık rolleri, küçük çocuklarda güvenli bir ortam ve özsaygı;
  • Sosyal Gelişim açısından büyük çocuklarda rol model ve sosyal sorumluluk, küçük çocuklarda aile modeli;
  • Bilişsel Gelişim açısından ise çocuklarda öğretirken öğrenme, yaşadıkları zorluklara aşinalık, daha basit açıklamalar ve gözlem yoluyla öğrenmeyi geliştirir.

OKULUN FİZİKİ KOŞULLARI VE ÇEVRENİN KULLANILMASI

Bina değil öğrenim alanı…

  • Okulun fiziksel koşulları, eğitimin hedeflerine ulaşmasında önemli bir faktördür. Çocuk merkezli olmayı hedefleyen bir okulda fiziksel koşulların da çocukların bireysel ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verebilmesi gerekmektedir. Bu nedenle
  • BBOM Modeli Mimari İlkeleri bölümünde de görüleceği gibi okulun bahçesi dâhil tüm alanları öğrenme alanları olarak tasarlanacaktır.
  • Okuldaki öğrenme alanları büyük grup, küçük grup ve bireysel çalışma ihtiyaçlarının hepsini karşılayacak biçimde oluşturulacaktır.
  • Okulun, öncelikli olarak orada “yaşayan” çocuklar için oluşturulduğu fikrine dayanarak tüm fiziksel yapısı çocuğun hâkimiyet kurarak bağımsızlık kazanacağı biçimde tasarlanacak; tüm donanım da yine bu fikre uygun olarak temin edilecektir.

Çocukların ilgi duyduğu ve öğrenmek istediği her alan için olanaklar yaratılması BBOM eğitim yaklaşımının temel ilkelerinden birisini oluşturacaktır. Bu ilkenin okul sınırları içinde her zaman gerçekleştirilmesinin önündeki zorluklar ise okulun yakın ve uzak çevresinin de öğrenme alanları olarak tasarlanması ve kullanılması ile aşılacaktır. Bu bağlamda;

  • Okulumuzda eğitim faaliyetleri, aile ve okulun yakın/uzak çevresini (toplumla ilişkileri) de içine alan bir yaklaşımla gerçekleştirilecektir.
  • Ailelerden ve -özellikle okulun içinde bulunduğu yakın- çevreden, çocukların bireysel ilgi ve ihtiyaçlarına karşılık vermek maksadıyla bilgi, materyal ve mekân kaynakları olarak yararlanılacaktır. Aynı yaklaşımın bir parçası olarak, okul da -mevcut imkânları dâhilinde- yakın çevrenin ihtiyaçlarına hizmet etmeyi hedefler.