Anne Geri Gelsin İstiyorsun!

Bir çok çocuk buna rağmen beş dakikadan az bir zamanda ağlamayı bırakıyor, fakat artık benim amacım bu değil! Amacım, hislerinden rahatsız olmak yerine, onların hislerini kabul etmek.

Geçen Cuma annesi onu bırakıp gittiğinde, annesi uzaklaşırken elini uzatıp annesine ulaşmaya çalıştığında, bağırıp çağırdığında, ağladığında, kendini kucağımdan itip yere attığında ve öfkeyle yerleri tekmelediğinde, onun dışında tüm dünyayla iletişimi keserek yanına oturdum.

Bağırıp çağırırken bir şeyler söylediğini duyabiliyordum, fakat ilk başta söyledikleri pek anlaşılır olmağı için, ona ‘ anne gitti diye kızgınsın’ ve ‘anne gitti diye üzgünsün’ dedim. Kimse, bir diğerinin nasıl hissettiği hakkında kesin bir şey diyemez, fakat bu sefer hislerine çok yakın olduğumdan çok emindim. Hala gözyaşları içinde bir şeyleri tekrarlayarak söylüyordu. Sonunda onu anladım; ‘anne geri gelsin istiyorum’ diyordu.

Onu dinlediğimi, anladığımı ve onunla empati kurduğumu bilmesini istediğim için ‘ben de senin annenin geri gelmesini istiyorum’ dedim.

Bana doğru ağlayarak bağırdı ‘anne geri gelsin istiyorum!’

Başımı onaylama anlamında salladım. Ses tonumun yumuşak olmasına çalıştım. ‘Ben de senin annenin geri gelmesini istiyorum’ dedim. O da ‘anne geri gelsin istiyorum’ dedi.

Bu cümleleri bir kaç kez tekrarladık. Annesinin geri gelmesini istediğini gerçekten bilmeme ihtiyaç duyuyormuş gibi gözüküyordu.

Diğer çocuklar onu sakinleştirmeye çalışıyorlardı; kızlardan biri ona kostüm getirdi, diğeri kağıttan yapılmış itfaiye parçalarını eline vermeye çalıştı. Hiç birini kabul etmese de en azından bana bağırdığı gibi bağırmayıp sadece kafasını “hayır” anlamına gelecek şekilde sallayabilecek durumdaydı.

Artık çok net bir şekilde ‘anne geri gelsin istiyorum!’ diyordu ve ben de ‘ben de senin annenin geri gelmesini istiyorum’ diye tekrar ediyordum ki o da buna ‘anne geri gelsin istiyorum!’ diye yine bağırarak karşılık veriyordu. Sonrasında ben onun hislerini ‘kızgın’ ve ‘üzgün’ gibi kelimeler kullanarak isimlendirdim, bunu yaparken de ‘annen her zaman geri gelecek’ diye doğru olan olguyu vurguladım. Fakat ben ne zaman ‘ben de senin annenin geri gelmesini istiyorum’ desem, o da bana bağırarak ‘anne geri gelsin istiyorum’ dedi.

Nihayet, onu anlamıştım. Kulakları ağır işiten öğretmeni için zamiri vurgulayarak ‘anne geri gelsin istiyorum’ dedi. Bu kez ben de ‘anne geri gelsin istiyorsun’ dedim. ‘Sonunda!’ der gibi başını salladı ve yerden kalkıp, ağlamaya devam ederek sanat masasına doğru yürüdü, ve elleri henüz tamamen kendi kontrolünde olmayarak önceden kesilmiş olan kağıt itfaiye parçalarını yapıştırmaya başladı. Kağıtları katlıyor, kırıştırıyor, toparlıyorken, sanki onunla boğuşuyor gibi görünüyordu, bedenini saran duygu yoğunluğunun yaptığı baskıdan dolayı elleri birbirine dolanıyor ve kenetleniyordu.

Bir kaç dakika içinde, son güçlü duygusu kağıt projesine giderken, küçük kağıt parçalarını manipüle etmeye konsantre oldu ve sakinleşti.

Ben bir kez daha ‘anne geri gelsin istiyorsun’ dedim. Bu sefer beni görmezden geldi.

Kaynak: http://teachertomsblog.blogspot.com.au/2015/03/you-want-mommy-to-come-back.html?m=1
Türkçeleştiren: Eylem Kurulgan

-Teacher Tom hakkında: 14 yıldan beri Woodland Park Kooperatifi Okul Öncesi Kurumları’nda çalışmaktadır. Öğretmen, yazar, sanatçı ve “A Parent’s Guide To Seattle” adlı kitabın yazarıdır. Çalıştığı okul öncesi kurum kooperatif yapısına sahip. Tom, blogunda böyle bir modelin, gerçek bir topluluk ağının, ailelerle birlikte çalışmaya imkan veren, verimli bir yapı olduğundan bahsediyor.