Bağlantıda Kalmak

“’Bağ’ ve ‘bağlanmak’ çok önemlidir. Her birimiz birbirimize bağlıyız. ‘Bağlılık’ buradan gelir.“

Hızlı akan günlük rutinlerimiz, alışkanlıklarımız ve davranış kalıplarımız var. Tüm bunlar o kadar çok otomatikleşmiş ki bizi tanımlar hale gelmişler. Akıp giden yaşama ayak uydurmak için benim de hızlı olmam gerektiğini hissediyorum İstanbul’da. Yoksa yaşamda kalmak güçleşir, yoksa bir şeylerden hep eksik kalırım duygusu sarıyor her bir yanımı…

Eksik kalmayayım, hızlanayım dedikçe, tutunuyorum alışkanlıklarıma, davranış kalıplarıma. Sanki otomatik pilota alınmış gibi. Tüm bu güçlü algıyı nasıl geride bırakır insan? Nasıl hem kendi isteklerine kulak verir, hem de geri kalmaz yaşamdan, duyar diğerlerini?

“Bağlar.” İşte bu noktada birbirine bağlar içimi dolduruyor. Kendi suretimi başkasının aynasında görmek, bana ayna olmasına izin vermek, bir arada olmayı deneyimlemek. Bu, kapıldığın o akıntıdan seni tutup çekiveriyor sanki. Bir an durup ne istediğini kendine sor diyor. Ben kendimle bağ içinde olunca başlıyor bağlantı. O bağlantıdan akıyor paylaşım, büyüme ve zenginlik. Öylesine doğal bir biçimde kendine getiriyor seni.

“Öğrenmede Duygulara Yer Açmak” etkinliği için bir araya geldik geçen Perşembe. Etkinliğe katılan konuşmacıların zengin bilgi birikimi miydi kalbimi büyüten yoksa benzer güçlükleri yaşayan ama yine de bir arada olmanın gücüne inanan insanların varlığı mı? Belki de hepsi. Bağlantıda olmak bir çeşit güncelleme yaratıyor sanki kalplerimizde. “Neredeyiz? Neler yapmak istiyoruz? Aa bak, o da benzer problemi yaşıyormuş?” gibi ortaklıklarla şenleniyor zihinlerimiz.

Bağ ile açılan, bağlantıyla bereketlenen bağlantılara…

Fatoş Ateş