Başlangıç Programı 6. Nesil (14-15 Nisan 2018)

13 Nisan Cuma Gecesi

Şehirlerin omuzlarımıza yüklediği yorgunlukla Bodrum’a adım attığımızda doğallığın kokusunu içimize çekmeye başladık. İçimizdeki huzur duygusunun bedenimize işlediğini hissediyorduk. Acaba köyde neler değişmişti? İlk buluşmada, olumsuz hava koşullarının yarattığı soğukluğu enerjimizle ısıtmıştık. Tuvalet ve banyo bölümünün uçan çatısının bizden sonraki nesilde yer alan arkadaşlar tarafından tamir edildiğini duymuştuk. Onlara kocaman teşekkürlerimizi iletiyoruz J

Daha cuma gününden köye adım atanlar büyük salonu titiz bir şekilde temizlemişti onlara çok teşekkür ediyoruz. Güncemize Cuma gününden başlayarak yer vermenin çok daha kapsayıcı ve bazı önemli mesajları vermek adına iyi olacağını düşündük. Çünkü erkenden gelenlerle birlikte cumayı cumartesiye bağlan gece 4’e kadar keyifli bir sohbetin kapılarını aralamıştık.

Mutfak kapısının ünündeki masada başlayan bu güzel ve heyecanlı sohbette, gecenin sıcak serinliği de eşlik ediyordu bizlere. Masada ise paylaşmaktan keyif aldığımız uygulamalarımız, hayallerimiz, tecrübelerimiz, eksikliklerimiz, daha iyi yapmak istediklerimiz ve birlikte yükleneceğimiz projelerimiz vardı.

Umut dolduk… 2 gün boyunca sürecek bu hayal köyünde zamanı iyi kullanmak için şartların iyice zorlaşmasını bekliyorduk. Burada her an çok değerliydi. Keyifli sohbete üzerimizdeki şalların tatlı serinliği engelleyemeyeceğini anlayınca son verdik. Odalarımıza yarının keyif dolu buluşmalarının heyecanıyla yöneldik.

14 Nisan Cumartesi

Kavuşmaların, dostluğun, birlikteliklerin, doğaya yayılan gülücüklerin paylaşıldığı zamanlardı sabahın erken saatleri. Arkadaşlarımızın kahvaltısıyla, sımsıcak havanın neşesiyle sofraya renk katan buluşma sohbetleri varlığını sürdürüyordu. Gözde ve İgal ile tanışmıştık 7. nesilden arkadaşımız Cansu’da aramızdaydı.

Artık dışarıda çember kurabilirdik değil mi? İlk çemberimizi açık sınıfta gerçekleştirmiştik. Duygularımızı, düşüncelerimizi, eğitimden ve iki günden beklentilerimizi konuştuk. Gözde’nin “Demokratik Okullar” ile ilgili çalışmaları, yürüttüğü projeler bizlere harika bir ilham kaynağı olacaktı bu belliydi . Harika bir kolaylaştırıcıydı o .

Güneşin sıcaklığı bizleri Haziran ayındaki buluşma için tedirgin etse de yukarıdaki yolda eğitim yapma fikri bizi bir hayli ferahlatmıştı. Gözde iki günlük akışı bizlere açıkladı. Öğreneceklerimiz üzerine sorularımızı sorduktan ve çemberdeki dönüşümüzü tamamlamamızın ardından artık daha yukarıdaki alana geçebilirdik .

Çocuklar ne ister, nasıl bir okul hayal ederler? Onların hayal ettiği her şey demokratik okul kavramıyla ne kadar ilişkilidir? Ne kadar güzel sorular değil mi?

Peki, biz nasıl bir okul hayal ediyoruz, biz öğretmenlerin hayal ettikleriyle çocukların hayalleri ortak mı? Ayrılan noktalar neresi. Gözde’nin devlet okullarıyla yürüttüğü projeler kapsamında, çocukların nasıl bir okul hayal etiğiyle ilgili etkinlik bizleri farklı duygulara ve düşüncelere itti.

Ve o tablo… Çocuklar ne istiyorlar dersiniz? Temiz bir tuvalet, temiz bir dolap istiyorlar belki ama daha dolapları yok… Sağlıklı ve ucuz gıdalar… Ne kadar da temel ihtiyaçlar değil mi? Çocuk dostu ödevler ve sınavlar… Belli ki düşman gözüyle bakıyor çocuklar bu yapılara. Kendimizde hissettiğimiz bir durağanlık grubu sarmış gibiydi. Dağların arasından esen rüzgârın uğultusu da sessizliği bozmaya pek yetmiyordu. Şiddetin olmadığı bir okul hayal ediyorlardı.

Burak bu esnada grubun ihtiyaçlarını hissetmiş olacak ki bizleri duygularımızı paylaşmaya davet etti. Buz dağının altına inme vaktiydi artık… Paylaşımlarımızı gerçekleştirdikten sonra demokratik okulu nasıl yaratabiliriz? Bir demokratik okulda neler olmalı? Sorularına çocukların da ihtiyaçlarını önemseyerek tekrar odaklandık.

Öğle yemeğine doğru ilerlerken Figen Abla’nın hazırladığı lezzetli yemekleri özlediğimizi anımsadık. Ağır tartışmaların üstüne gerçekten bu güzel yemeğe ihtiyacımız vardı. Teşekkürle Figen! Öğle arasından sonra 15 dakikalık boş vaktimizi özlemlerimizi gidermeye ayırdık. Sohbet etmenin hazzı grupta ortak gibiydi.

Öğleden sonra Burak’la birlikte “Karar Alma Mekanizmaları” üzerine konuştuk yine yol tarafında gölgenin eşliğinde rahat bir ortamda eğitimimize başladık.

Demokratik okular ne kadar özgür olmalı?

Demokratik okullarda sınıf var mıdır?

Karar alma mekanizmalarında otokratik yapıların ve konsensüs yapılarının arasında “İçermeci Karar Almanın” yeri ve önemi nedir?

Otokratik sistemlerde türeyen kanser hücrelerine benzeyen yapıların ileride verebileceği zararlar üzerine konuştuk. İçermeci Karar Alma yöntemi üzerine bir uygulama yapalım derken “Okullardaki gösterileri mi tartışalım yoksa tartışma sırasında açık alanda sigara içilip içilmeyeceğini mi tartışalım” zaten istenilen tartışma ortamının içine giriştik. Neleri tartışmamız gerektiğini tartıştığımız bu süreçte “İçermeci Karar Alma” mekanizmasının içine girmiş, uyguluyorduk bile. Tartışmalarımız sırasında ilk buluşmada yaşanılan çay sorununa da göndermelerde bulunmamız bizi mutlu etmişti. Artık anılarımız üzerinden tartışabiliyorduk yani biriktirebiliyorduk her şey için…

Akşam yemeği saatinin de gittikçe yaklaşmasına yakın büyük salona doğru geçiş yaptık. Burada tekrar Gözde’yle beraberdik. Demokratik okul örnekleri için gruplarımızı belirledik. Yarının planı için kararlar aldık.

Akşam ise müzikli, danslı, güzel yemekli ve bol tartışmalı öğrenmeye açık yolda ilerliyorduk. Geceye tatlı gülücüklerimizi bırakmıştık…

15 Nisan Pazar

Son gün…

Harika, bol çeşitli, lezzetli ve yaz mevsimini haber veren kahvaltıyla bir araya gelmiştik. Yapacağımız sunumlar ve paylaşımlarımız için heyecanlıydık. “İki gün çok kısa be…” cümleleriyle kapalı dersliğe doğru ilerleyip sabahın serinliğinden faydalanmak istedik.

Demokratik okul modelleriyle ilgili güzel posterler eşliğinde sunumları dinledik. Demokratik okul modelleri üzerine tartışmalar yürüttük. Sunulan Demokratik okul modellerinin ( Windsor High School, Riverside, Summerhill School, Marquette Ortaokulu, Fratney İlkokulu) aralarındaki benzerlikler ve farklılıklar üzerine de konuştuk. Demokratik okullarda yapılan uygulamaların benzerlerinin nasıl yapılabileceği üzerine paylaşımlar gerçekleştirdik.

Değerli paylaşımların ardından, Eğitimde Katılımcı Çocuk, Türkiye’de Okullarda Çocuk Katılımı, Katılımcı Okul Uygulamaları adlı kitapları ve “Okulunuz Öğrenci Katılımını Ne Kadar Destekliyor” adlı poster çalışmasını inceledik.

Bu bölümün artından öğle yemeği için hazırlıklara başladık.

Yemeğin ardından tekrar yol tarafına doğru geçiş yaptık. Gözde’nin sakinleştiren ses tonuyla “Okulumuzda demokratik bir okul kültürü yaratmak isteseydik veliler hangi yapıların içerisinde olmalıdır?” Sorusunu tartıştık. Demokratik okul kültürünü yaratma ve yaşatma yolunda hangi yapılar üzerinde çalışmamız gerektiğini konuştuk. Sohbetimizin bir bölümünde öğretmen olarak bize düşen görevleri ve meslekte yaşanılan sorunlarımız üzerine samimi paylaşımlarda bulunduk. Sorunlarımıza çözüm odaklı bir yapı ile yaklaştık.

Uzun ve keyifli bu sürecin ardında “Yapımcı ve Yönetmen” adlı etkinlik kâğıdında köyden ayrıldıktan sonra, buradan aldıklarımızla okulumuzda görmek istediğimiz sahneleri kâğıda aktardık. “Demokratik Okul” anlayışı içerisinde okulumuzda görmek istediğimiz sahneleri paylaştık.

Son çember anı gelmişti, özlemlere merhaba diyeceğimizi hissettiğimiz o anlar… Paylaştıklarımız, birlikteliklerimiz ve gülücüklerimiz yine her zamanki gibi bizimleydi. Hüznümüzü Figen ablanın yaptığı mercimek köfteleri ve dondurmalı irmik tatlısı biraz olsun neşeye bıraktı.

Haziran ayında tekrar buluşmak üzere İgal’in de desteğiyle köyden yavaş yavaş ayrılmaya başlıyorduk. Haziranda buluşmanın heyecanı ve mutluluğuyla…