Başlangıç Programı-IV (19-21 Nisan 2017)

Hakiki öğrenci, bilinenin içinden bilinmeyeni geliştirmeyi öğrenir ve ustaya yaklaşır.

Goethe

Yaşadığımız kentlerden, becerebildiğimiz sürece; baktığımız ve duyduğumuz köşelerimizden, anlayabildiğimiz kadarıyla düştük yola yine yeniden bir serüven yaşamaya. Serüven bu ya, üç günün her anı neler yaşandı, neler konuşuldu, anlatıldı, neler dinlendi ya da neler hissedildi, tüm bunları bilebilmek adına bir günce tutalım istedik. Her birimize başkaca sirayet eden serüvenimizi başladık yazmaya, yazdıkça çoğalacağımıza inanıyorduk, inandıkça güçleniyor, güçlendikçe daha çok bağlanıyorduk bizi bir arada tutan ortak fikre. Topluluk olarak bu ikinci buluşmamızda neler yaşandığını, kah sonu olmayan sohbetlere daldık, kah hınzırca dakikalarca güldük, kah şarkılar söyledik kah kılıktan kılığa girdik, kah öğrendik kah öğrendikçe şaşırdık, bilmiş hissettik, kederlendik, sizlerle paylaşmak istedik. Üç günlük bu serüvenin kahramanları olarak bizler yazarken çok eğlendik, okurken sizlerin de aynı keyifle hemhal olmanızı dileriz. O vakit serüvencilerin kalemine kulak verelim bir süre:

Melek

Köyde geçen üç gün… Köye gelmek için geçen aylar. Tüm çabaların ve uykusuzlukların sebebi köye iş getirmemek, saf gelebilmek… Emre’nin hep dediği gibi, anı yaşamak için her işi her oluşu kendi doğasında bırakmak gerekir. Bensiz işler aksamasın diye, kafam rahat olsun diye, İstanbul’a noktayı koydum, bavulumu aldım ve geldim. Sesimi İstanbul’da bırakıp gelmiştim, yorgunluğumu almıştım yanıma, ama olsun. Buradaki hava, buradaki dostluk hepsinin üstesinden geldi. Kahvaltımı ve yediğim yemek miktarını zayıfladığım için kontrol eden arkadaşlarım vardı, benim sağlığımı gözetiyorlardı. Leziz yemekleriyle bizi mutlu eden Figen abla vardı. Sesim çıkmaya başladığında, bunu fark eden dostlarım vardı; kendim bile farkına varamamışken. Yeni düzeni “minderli oturma şekli” olan atölyemizde yorgunluktan mızmızlanırken uyumama yardım eden arkadaşlarım vardı benim. Başımız ağrıdığında nasıl Akut Müdahale yapacağımızı Tolga anlattıktan sonra, birbirimizin ağrılarını dindirmek için seferber olan hemşirelerimiz vardı. Uyurken gözüme lazer ışığı gelmesine üzülüp, ertesi gün bunun için özür dilemeye gelen harika kadınlar vardı köyde.

Benim için köy-köyümüz sımsıcacık dostluklardı, uzun süre konuşmasak da bir sarılmaydı, evimizdi. 3 gün bana memleketime dönmüş olmanın huzuruydu kısaca.

Özlem

Öğretmen Köyü’ndeki ikinci buluşmamız, “Pozitif Çalışma (Disiplin?)” konusunu tartışmak üzere gerçekleşti. Sevgili Tolga’nın rehberliğinde “Ödül ve Ceza” kavramlarını tartışarak başladık öğrenme yolculuğumuza… Öncesinde tabi “Disiplin” kavramını konuştuk. TDK’de anlamı, “Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt” olan bu kelimenin yerine, modülün başlığını başka ne koyabiliriz diye düşünür olduk sessizce…hala düşünmekteyiz de…

Ödül ve ceza kavramlarının bizlerdeki karşılığını döktük yazıya. Neler çıktı neler…

Bir yaşam felsefesi sunuyor

İyi şeyler yapan iyi şeyler hak eder, kötü şeyler yapan kötü şeyler hak eder.

Kötü şeyler yapan iyi şeylerden mahrum kalmayı hak eder.

İyi şeyler yapmayan kötü şeyler hak eder.

İyi şeyler yapmayan kötü şeyler hak eder.

İyi şeyler yapmayan iyi şeylerden uzaklaşmayı hak eder.

Ödül ve ceza empati duygusunun kurulmasını ve gelişmesini engeller, yok eder…

Peki bunun yerine ne koyabiliriz diye düşünürken Tolga’dan şu öneriler geldi:

Teşekkür ederim

Lütfen…

Yardımına ihtiyacım var?

Neye ihtiyacın var?

Seninle gurur duyuyorum!

Yaptığın şeyin çok değerli olduğunu düşünüyorum

Gibi cümleler ile çocuğu güçlendirmenin çok önemli olduğunu belirtti. Hatanın öğrenmede doğal bir süreç olduğunu onlara hissettirebilmenin, geri adım atmanın kötü bir şey olmadığını bilmenin, ders notlarından bağımsız bir şekilde çocukları değerli hissettiren sözcükler söylemenin ödül ve ceza sisteminin dışında ona karşı önemli bir alternatif olduğunun altını çizdik.

Sonra bebeklik dönemiyle başladık çocukların gelişimini incelemeye. Üzerinde en çok durduğumuz mesele altıncı aydan sonra ortaya çıkan sonraki yaşları etkileyen ve kritik bir dönem olan bağlanma oldu. İhtiyaçları karşılandığı sürece ebeveynine güvenli bağlanan, ihtiyaçları karşılanmıyor ise bu durumun ihmal, istismara yol açtığını fark ettik. İhtiyaçlarının bir karşılanıp bir karşılanmaması durumunun ise belirsizlik yarattığını, yani kaygılı ve kaçıngan bir kişiliğin oluşmasına neden olduğunun altını çizdik. 0-1 yaş bebeklerde ortaya çıkan ayrışma-özerkleşme ve nesne devamlılığını konuştuk. 2-3 yaş aralığında ise en çok dikkatimizi çeken hareketlilik, ilişki kurma ve benlik oluşumuna eğildik. Ebeveynlerin tutumunun “özgüven “ oluşumundaki olumlu olumsuz etkisini konuştuk. Bunları konuşa konuşa 6 parçalı hikaye oluşturma tekniğine vardık. Kendi hikayelerimizi oluşturduktan sonra, bir de eğitim öğretim ortamında nasıl kullanabiliriz diye seçtiğimiz bir kazanımı hikayeye uyarladık. Çok yaratıcı ve eğlenceli masallarla öğrenmenin keyifli halini yaşadık.

Tolga ile çalışmamız ertesi gün EMDR Tekniğiyle tüm hızıyla devam etti. Duyusal, Düşünsel, Duygusal, Bedensel Hafızalarımızdan süzülen deneyimlerimizin davranışlarımıza etkilerinin ne kadar güçlü olduğunu öğrendik. Kendi pratiklerimizden yola çıkarak yapılan tartışmalarda normal standartlarda duyulardan süzülenler normal bir deneyim oluştururken, gergin, sinirli hallerde duyulardan süzülenler geçmiş öğrendik davranışlarımız oluyormuş.

Görsel, İşitsel ve Kinestetik( Dokunsal) Öğrenme stillerinden bahsederek öğrenme yolculuğumuza devam ettik. Alp Boydak’ın yazdığı “Öğrenme Stilleri” kitabını da öneri olarak cebimize koyduk.

Esasen ufuk açıcı birçok yeni öğrenmelerin heyecanıyla birçok şey konuştuk, paylaştık, geleceği planladık. Yazın tekrar tüm köy gönülleriyle bir araya gelmeyi, çocuklarla yaz kampları yapmanın olanaklarını ve köyün organik gıda ihtiyacını nasıl karşılayabileceğimizi konuştuk, fikir alışverişlerinde bulunduk. Şimdilik kalemimizden süzülenler bu kadar…tekrar görüşmek üzere 🙂

Emre

Köyde güzel 3 gün geçirdim. Yolculukla beraber 5 günlük bir serüvendi benim için.

19 Mayıs Cuma günü Tolga ile tanışmamız ve sonrasında birlikte geçireceğimiz 2 güne dair beklentilerimizin dile getirildi. Çocuğun gelişim evrelerinden bahsedilirken, anne ve babaların çocukların başına bir şey gelecek kaygısı ile çocukları nasıl sınırlandırdıklarından bahsedildi. Ödül – cezanın nasıl sonuçlar doğuracağından bahsedildi. Erginlenme süreci, mitoloji ile birlikte anlatıldı, konuşuldu. İlişkilerin ihtiyaç üzerine gitmediğinde sağlam, doğal ilişki oluştuğuna dair konuşuldu.

6 parçalı hikaye üzerinde konuşuldu. Kendi 6 parçalı hikayelerimizi çizerek oluşturduk.fotoğraf-emre2

Daha sonrasında 2 kişilik grup çalışması ile 6 parçalı hikaye düzeninden yararlanarak oluşturduğumuz MEB kazanımlarından birine karşılık gelen oyunları tüm gruba sunumunu yaptık. Bu uygulamayı sınıfta da nasıl kullanabileceğimiz üzerine konuştuk.

20 Mayıs Cumartesi günü kahvaltının ardından Tolga ile olan çalışmalarımıza devam ettik. Sol beyin, sağ beyin işleyişi üzerine konuşuldu ve EMDR tekniği ile ilgili bilgiler edindik. 4’erli gruplar halinde bir çalışma yaptık. Burada 6 parçalı hikaye anlatma tekniği ile tanıdığımız biri üzerinden kahramanı tanıttık, görevini belirttik, engellerinden bahsettik, yardımcı karakterin kim olduğunu anlattık ve engelleri aşmak için kahramanın ne gibi eylemler yapacağından bahsedip hikayeyi sonlandırdık. Bu hikayelerimizi grupta birbirimize anlattık. Küplerimizi oluşturduk 🙂 fotoğraf-emre3

21 Mayıs Pazar günü eğitimin genel bir değerlendirmesini hep birlikte yaptık. Grup çalışmaları ile bundan sonrasında neler yapabileceğimiz üzerine konuşuldu. Yaşadığımız deneyimde bizde olan sıcak duyguları aktaracak şekilde mektuplar yazıldı.

Fatoş

Büyük bir heyecan vardı içimde hem eğitime, dair hem köyün doğasına, hem de oradaki bağa dair. Özlemle kucaklaşmanın ardından evindeymiş hissi kapladı içimi. Çay, kahvaltı derken eğitime geçtik.

Adına ‘Pozitif Disiplin’ denilen ama acaba disiplin kelimesi vermek istediğimiz mesajı taşıyor mu yoksa bizim de karşı durduğumuz ödül cezayı mı çağrıştırıyor diye başladı çalışmamız. Çocuğun dünyasını anlamak, doğasına uygun olan ne olabilir sorularıyla devam etti. Çocuğun hayal gücünü perçinleyecek, ayrıca var olan duygusal bir boşluğunu da anlamamıza yardımcı olacak 6 parçalı hikaye oluşturmayı öğrendik. Bu teknikle çocukların dünyasına yaptığımız her yolculuk bizden onlara akmaya yol açtı.

Ayrıca her çocuğa götürebileceğimiz bir modül oluşturma fikri ortaya çıktı ve bu kolaylık daha çok çocuğa kalbinde alan açabilir miyiz sorusunu tetikledi biz de. Yapacaklarımız için heyecanlıyım.

Birlikte hissettiğim, sarıldığım, kişilerle yaşamı paylaştığım bu yer kalbimi büyütmeye devam ediyor. Benzer niyetlerle yol alırken güçlendiğimi hissediyorum.

Bir sonra ki etkinlikte görüşelim, paylaşalım istiyorum 🙂

Hamide

Uzun bir zamandan sonra buluşacak olmanın heyecanı ile geldim hatta geldik. Köyümüzde geçirdiğimiz zamanlar huzur, sevgi, iletişim ve paylaşımda bulunma ihtiyaçlarımızı karşılamamız için bir ortam hazırlıyor. Tolga ile geçirdiğimiz zamana sonsuz şükran duyuyorum. Bireyin gelişimsel dönemi üzerine konuşmamız katkı sağladı. Ödül ve ceza bizde neyi çağrıştırıyor, alternatif olarak neler yapılabilir üzerine paylaşımda bulunduk. Eğer iyi şeyler istiyorsan iyi şeyler yapmalısın. Otoritenin ortadan kalkması için bireye fırsat tanınmalıdır. 6 parçalı hikaye metodu ile etkili bir yolculuğa çıktığımı hissettim. Çocuklara bu ortamı yaratmak aslında kendi öz düzenlemelerini yapabilmelerine olanak tanıyacak bir metot. Sol beyin ve sağ beyin üzerine konuştuk. EMDR kanallarının ayrı ayrı süzülüp sonrasında buluşabilecekleri bir paydadan bahsedildi. Yaşanmış olan travmatik olaylar kanallardan birinde  kendisini gösterebiliyor. Biri bize öfkeli hissettiriyorsa kendi öfkemizin neden oluşabileceğini düşünmek gerekir. En fazla karşılaştığımız kaygılardan sınav kaygısı sırasında neler yapabileceğimiz üzerine konuştuk. Ödül ceza yerine koyabileceklerimizden bahsettik. Teşekkür ederim, özür dilerim, lütfen, yardımına ihtiyacım var, bilmiyorum, neye ihtiyacın var?… Hata doğal öğrenme sürecinin bir parçasıdır. Geri adım atmak kötü bir şey değildir. Uyumlu davranabiliriz. Yapılan hataları düzeltebiliriz. Öğrenciler her alanda ya da beklenen alanda başarılı olmak zorunda değil. Bunun farkında olmalıyız. Öğretmenin öğrencisi ile okul dışında öğretici profilinden sıyrılarak bir araya gelmesi onunla zamanı paylaşması bireyin sosyal ilişkisinde daha rahat ve öğrenmeye ilgili olmasına olanak tanır. Oyuncak sayısının azaltılması çocukların daha az uyaranla karşı karşıya kalacağı için yaşamına daha yarar sağlayabilecektir. Sürecin devamında hikaye küpleri oluşturduk. Küpün yüzlerinde kahraman, nesne, coğrafi bir şey, soyut, mekan ve içimizden ne geliyorsa onu ekledik. Çok eğlenceli ve düşünsel bir süreçti.

Köyde olmak iyi hissettiriyor. Yapılması gereken birçok iş yükünü bir kenara bırakıp ruhu tatmin etmemi sağlayan bir ortam oluyor. Ben orada her birimizin birlikteliği ve paylaşım isteğini gerçekleştirmekten keyif aldığını hissettim. Birbirini tanımayan 25 kişinin birlikte paylaşımda bulunması ve ihtiyaçlarımızı karşılama anlamında destek olması inanılmaz güzel bir şey. Kalbim büyüyor köyümüzde geçen zamanlarla. Köyde bambaşka planlar, gelişmek ve genişlemek için bambaşka fikirler mümkün. Ekibin varlığı için şükran duyuyorum. 🙂

Halenur

Tolga ile 1. Gün

Öğretmen Köyü’ne geç ulaşmış olsam da Tolga’nın beni masalların içine çekip aslında hayranı olduğum masal ve hikayenin bir başka boyutu ile tanıştırmış olması büyüdüğümü hissettirdi. Masal ve hikayenin bir başka boyutunu öğretti. “Çocuğu cezaya düşürmeden yaptığının doğal sonuçlarını yaşamasını sağlamaktır masal üretmek. “ işte böylece başladı ilk gün. Ardından da Ödül ve cezaya alternatifler üzerinde konuştuk.  Şunları içtenlikle söylemektir belki de alternatif. Teşekkür ederim! Özür Dilerim! Eline sağlık ! Bana çok yardımcı oluyorsun! Kusura bakma üzgünüm! … Belki de dokunmak, bunları dile getirmek ve de yanına yaklaşmaktır alternatif. Tıpkı görsel dokunsal ve işitsel öğrenme gibi…

Tolga ile 2. Gün

6 Parçalı Hikaye tekniğini öğrettiği  için şükran. Nedir bu 6 parçalı hikaye.

Kahraman Kim?

Kahramanın Görevi Amacı  Ne?

Bu görevin karşısındaki engeller neler?

Kahramana yardımcı olan kim? Yardımı kendi mi buluyor? Bir karakterden yardım mı alıyor?

Kahraman görevi gerçekleştirmek için hangi çözümü buluyor?

Hikayenin sonunda ne oluyor?

Sonra BasicPh’a geçtik ( 6 temel başa çıkma tekniği birinde denge şaşarsa iş sekteye uğrar)

Belief

A ffect

Social

Imagination

Cognition

Ph Physical

Sonuç= Kahraman kendi konfor alanının dışına çıkan kişidir…

Feyza İle  3. Gün

Kapının anahtarı bizde açılacak ise çok kapılar var. Belki bir Yaz Kampı, Belki bir fareli köyün kavalcısı, belki de bir ekolojik köy… Belki de bambaşka yerde başka şeyler mümkün …

fotoğraf-emre4

Merthan

Başlangıç- 4 olarak köye ikinci ziyaretimiz aslında kısaca “iyi ki de geldik!” cümlesiyle özetlenebilir. Tolga’yla her şeyden önce bir insan olarak tanışmak sanırım bu seferki eğitimimizin en güzel yanıydı. Bu 3 gün boyunca keşke dediğim şey ise çeşitli nedenlerle aramızda olamayan arkadaşlarımızın -bir şekilde- eksikliğini hissetmek oldu. Tolga eşliğinde yaptığımız bir atölye sırasında yasadığımız grup içi iletişim sorununu, sonrasında “şiddetsiz iletişim” doğrultusunda çözme gayretimiz, aksam ateşin başında oynadığımız oyunlar,  Feyza ve diğer köyde kalanlarla köy kahvesindeki müthiş manzara eşliğinde son gece yaptığımız sohbet ilk aklıma gelenler… Kübra, Emre, Merve ve Merthan’dan oluşan yol ekibimizle hem gelirken hem dönerken yaptığımız keyifli sohbetler, molalar ve paylaşımlar ise bu seferki köy maceramızın en keyifli anlarıydı. Dönüş yolunun sonlarına doğru seyir halindeyken yaptığımız değerlendirme çemberimiz ise sanırım Bob’un bize kattığı en güzel hediyelerden ve yolculuğumuzun en özel anlarından biriydi.

Savaş

Başka öğretmenler mümkün ile başlayan okullar, öğretmenler, yaşamlar, aşklar, iletişim… Ve daha bir sürü alanın da olabilirliği ile yol alma hali müthiş. Yaşamın tüm olma hali. Çoğalma hali, üretme hali; varoluşsal.

Esasında birey öncelikle kendi mutluluğunun, koşullarının peşinde. Yoğunlaşan tempoda aralıklarda daha fazla kendini düşünmeye başladı. Kendi olma halini, kendini ve var olma biçimini. Şehirli olmayı, anlamı yaşamın.  Ve arkasından gelir planlar, hesaplar, söz verişler kendine. Sonuç ise yüzde 90 hüsrandır. Yapamaz, kaçamaz.  İlk ve ikinci buluşmalarımız öncelikle bireyin kendi yolculuğuna geçişi, kendini anlamayı yarattığı için öncelikle değerli. Kendiyle başlayan, büyüyen, anlamlandıran süreçten kendi yaşam alanına, çocuklara, ilişkilenmelerine götürülen bir süreçle tamamlanmakta. Gelen duygu halinin -tamamen aynı kalması imkansız zaten- devamlı olması için gerekli benzerlerimiz, hassaslaşan birey ve ortamları. Bundandır BÖM ile başlayan sürecin çoğalarak, çarpışıp gelişerek çoğalması.

Tolganın da dediği gibi “Dokunmak, temas etmek iyileştirir”. Yaşamıma, yaşamlara dokunduğu için köye, size şükran.

Sevgiler…

IMG_0511

Duygu

Köy deneyimim bu sefer tam bir aşkınlık halinde seyretti. Kendime dair bildiğimi sandığım bir dolu şeyin parçalandığına şahit oldum. bu deneyimde başından beri ‘ben’ de yapacaklarına yoğunlaşmıştım; öyle ya bende olan her şey dışarı taşacak elbet, ve pratik bu taşma sürecini gösteriyor bana. ‘Kimim ben?’ sorusunda çok hızlı bir yol kat ettim. Bu eğitimde dostluklar ve paylaşımlara ek eğitimcimiz Tolga ile tanışmak heyecan verici idi. Eğitimcimiz tam da bir süredir kafamı kurcalayan okumalarıma ve sorularıma değindi; masallar mitoloji arketipler, bütün bu kadim bilgileri ilişkilerde ve ‘kendi yolculuğumuzda’ kullanabilmek. Elbette sorularıma yenilerini ekledi. en başta da kaygı duyduğum ‘pozitif disiplin’ başlığının eleştirisi ile söze başladı.

Biliyorum ki burada sorgulanmadan kabul edilmiş kalıp cümleler yok, insan olma yolunda birbirini destekleyerek adımlarını güçlendiren sevgi dolu bireyler var. Kabusların gün ve gün çoğaldığı bir dünyada içinde dolmak isteyeceğim bir çatlak burası…