BBOM Üzerine – Dışarıdan Bir Bakış

 

BBOM çalışmalarını 2010 yılından beri izliyorum. Türkiye dışında yaşayan biri olarak ne kadar yakından izlenebilirse o kadar izliyorum elbette. BBOM ekibindeki dostlardan da bilgiler alıyorum. Bir eğitimci olarak, bu heyecan verici çalışmaya en başından beri bir kaç nedenle ilgi duydum:

– Her ne kadar, çocuğu olan ebeveynlerin, kendi dertlerine ilaç olma çabası olarak başlamış bile olsa, sonuçta toplumsal tabanı olan bir sivil girişimdi.

– Türkiye’de örgün eğitimde hemen herzaman ciddi ve kronik sorunlar vardı. Son on yılda ise mevcut iktidarın, islami nesiller yetiştirme amacı ve çabası varolan birçok kazanımın da yitirilmesine neden oldu.

– BBOM katılımcılarının, en baştan beri özverili, dayanışma ruhuna vurgu yapan tutum ve sabırlı çalışmaları.

– 2009-2010 yıllarında, ben de Bremen Eyaleti’nde bir okulun kurucu ekibinde yer almıştım ve bu işin ne denli zor, karmaşık, özveri ve sabır gerektirdiğini farketmiştim.

Kaldı ki; bizim kurucu ekibimizin, büyük destekleri vardı. Devlet okulu kurduğumuz için kamu kaynaklarına sahiptik.

– Türkiye’yi olabildiğince yakından izlemeye çalışan bir insan olarak, sivil birçok girişimin önünde hangi engeller olduğunu ve katılımcıların bir süre sonra nefesinin kesildiğini de biliyordum. BBOM katılımcıları ise, yıllar ilerledikçe nefesleri kesilmek bir yana Türkiye’nin birçok yerine yaygınlaşmış ve Başka Bir Okulun Mümkün olduğuna bir çok insani ikna etmişlerdi.

Bu kısa girişten sonra, aşağıda, BBOM çalışmaları bağlamında bir kaç anahtar söylemi tartışmaya çalışacağım.

1) Alternatif Eğitim: Tarihin her döneminde, bu arayışlar oldu, ancak modern anlamıyla ilk alternatif eğitim düşüncelerinin Jean-Jacques Rousseau ile başladığı bilinir. Ortaçağ skolastik anlayışının akşamında, özgürlükçü aydınlanma geleneğinin orta yerinde ve Fransız Devrimi’nin şafağında, eğitim felsefesinde bugüne kadar gelen bir geleneği de başlattı. Burada bu tarihi tartışmayacağım. Eğitimde insanı merkeze koyan, onun yetilerini ve varlığını yeniden tanımlayan, özgürlükçü bütün yeni arayışlar, kendini önceleyen felsefi, toplumsal ve eğitsel ana akımlara karşı bir duruş sergiler. Alternatif eğitim anlayışları uygulandığı ilk yıllarda öncü, radikal ve yol açıcı bir nitelik gösterseler de, bir süre sonra kamu-ana akım eğitim kurumlarını da etkisi altına alarak bu yapılarda da geniş bir kabul ile gündelik örgün eğitimin her alanında uygulanır. (Bunu tersinden de okumak olanaklı, yani sistem bu alternatif yapıları kendine katar ve tutuculaştırır) F.Almanya’da bu ifadenin bütün kamu okullarında bir karşılığı olduğunu, kendi gözlem ve deneyimlerimden biliyorum. Artık Almanya okullarında, nerede ne kadar Montesorri eğitim anlayışı ya da Waldorfcuların sanat vurgusu uygulanıyor; ya da Reggio Emilia okullarının çocuğu birey olarak kabul edip, ayrıntılı gözlem süreçlerinde izliyor ve raporluyor mu diye bir soru sorulmuyor. Bizim okulumuzda, sözünü ettiğim modellerin deneyimlerinin hepsini kullanırız mesela. Bütün okullarda şimdiye kadar genel kabul görmüş bütün alternatif eğitim anlayışları bir şekilde yaşam ve uygulama alanı bulmuştur. Kısaca; bir zamanlar adına alternatif denen; yeni, yol açıcı çalışmalar bugün standart eğitim anlayışı haline gelmiştir.

Türkiye ve BBOM örneğine dönersek; BBOM çalışmaları Türkiye özelinde “alternatif” bir hareket olmakla birlikte, aynı zamanda aslında insanlığın bütün alternatif eğitim geleneğinden beslenen ve bu mirası kendi özel koşullarında hayata geçirmeye çalışan toplumsal ve katılımcı bir taban hareketidir de. Türkiye koşullarında alternatif bir nitelik kazanmış olması ve kendini de öyle tanımlaması, bir yanıyla Türkiye’nin anaakım eğitim anlayışının islami skolastik düşünce ve pratiği kamu okullarında dayatmasına karşı bir sivil arayıştır. Diğer yanıyla da, neo-liberal, kar amaçlı, eğitimi ve okulları bir şirkete indirgeyen ve çocukları müşteri; öğretmenleri satıcı olarak gören anlayışa da karşı bir duruştur.

Sonuç: Türkiye koşullarında BBOM okulları bir alternatif duruş sergilese de, varolan eğitim gelenekleri bağlamında, zamanın gereklerine ve ruhuna uygun, çağdaş, olması gereken yerde durmaktadır. Bu duruş, kendi yerelliğini de içinde taşıyor. Köy Enstitüleri´ne bağlanan bir damarı olduğu kadar, dayanışmacı, eşitlikçi, anti-hiyerarşik örgütlenme biçimleriyle de Gezi Ruhuna en değerli yaşam ve eylem alanları açıyor.

2) BBOM Sivil Bir Eğitim Hareketidir: Geçen günlerde, eğitimbilimlerinden bir akademisyen arkadaşa BBOM’u anlatmaya çalışıyordum. Anlatımlarımın sonunda; “sivil bir eğitim hareket desene” dedi. Reggio Emilia okullarının da benzer bir çıkışı vardır; halkın kendi çocukları için okul kurma girişimi ile başlamıştır. Diğer birçok eğitim modeli ise, o modeli geliştiren ve uygulamaya sokan pedagogların adıyla anılır. BBOM girişimini değerli ve özel kılan da bu olsa gerek. Beş yıl içinde, yüzlerce aktif katılımcı, binlerce destekçi yaratabildi ise; bu kitlesel bir duyarlılığı ve dayanışmayı da eğitim odaklı harekete geçirmiş olduğuna dair sağlam bir resim sunar bize. Türkiye’nin şu andaki güncel sorunları için büyük çözümler üretmez elbette bu hareket, ancak her yeni başlangıç bir umuttur ve her eşitlikçi, paylaşımcı, katılımcı, özgür ve bağımsız kitlesel yaratılar da, geleceğe mutlaka bir miras bırakır. Bu kitlesellik ve tabana yayılma, BBOM’u sadece çocuklarına “iyi okullar” kurmak isteyen ebeveynlerin amaçlarını da aşan bir sonuç doğurur: Biz yetişkinler kendimizi yeniden gözden geçirme, hayatı bildiğimizin dışında yeniden yorumlama şansı yakalarız; “insani” olanı kurma, yaşatma ve bunun ancak “başkalarıyla”, en çok ve en keyifli de çocuklarla olanaklı olduğunu öğreniriz. Bu deneyim bizi de değiştirip, dönüştürecektir.

3) Hangi Eğitim Modeli?: BBOM gerek kendi web sayfalarında gerekse öğretmen eğitiminde (bildiğim kadarıyla), bir çok farklı alternatif eğitim modeline yer veriyor. Doğru olanı da bu sanırım. Bütün gelenek, J.J. Rousseau’dan beri bizi bekliyor ve hiç bir modelin diğerinden üstün ya da zayıf tarafları yok. Her yeni eğitim arayışı ve kendi dönemindeki “alternatif” oluşu, kendi somut koşullarına göre biçimlenmiştir ve “çocuk”, “okul”, “eğitim” kavramlarını bir yerlerinden kuşatan bir miras bırakmıştır bize. BBOM da –sanırım- bütün bu mirasın üzerinde yükselecek, bu mirası çeşitli tonlarda ve renklerde, çeşitli yoğunluklarda kendi somut koşullarına göre uygulayacak. Türkiye’nin kendi özgün koşulları; dönemin çocuklarının içinde bulundukları evren; öğretmenlerin pedagojik, insani yetenekleri ve birikimleri; ebeveynlerin beklenti ve destekleri ve elbette kısıtlı maddi olanaklar BBOM’un kendi özgün eğitim anlayışını da kuracak.

Burada “öğretmen” faktörüne bir vurgu yapmak istiyorum: Bir okulu okul yapan en önemli unsur; öğretmenin birikimleri, yeterlilikleri, mesleki deneyim ve bilgileridir, ilk elde sayılabilecek. Ancak, “başka bir okul” diye yola çıkıldığında “başka bir öğretmen” de gerekir. Bunun hiç de kolay olmadığını, kendi deneyimlerimizden de biliyorum. Okulu başka bir şekilde kurarken, öğretmeni başka bir şekilde okul hayatına katmak hiç beklenmedik sorunları da getirebiliyor. Bu “başka” okul; yeni didaktik yöntemler, yeni pedagojik uygulamalar, sanat ya da doğa vurgusu iddiasında olabilir. “Başka” olan her türlü pedagojik araç, ancak “başka insani yetenekleri olan; kendini değiştirebilen, bunu da heyecanla yapan öğretmenlerle” birlikte kanlı-canlı ve çocuğa uygun şekilde aktarılabilir. Biz öğretmenler, “alternatif eğitim modelleri”nin sunduğu okullarda yaşamadık. Biz öğretmenlerin de “başka” olanı edinmemiz, sindirmemiz ve buna inanmamız gerekiyor.

Demokratik okul dediğimizde, bütün insani ilişkileri demokratikleştirmek hiç de kolay değildir. Biz yetişkinler, hegemonik ilişkiler içinde sosyalleşmiş, otoriteyi seven eğilimler gösteririz. Bunlardan, okulda öğrenci ilişkilerinde vazgeçebilmek kolay değildir.

Sinan Erdoğan

Bremen

24.10.2015

Sinan Erdoğan: Sosyoloji eğitimi aldı. Göç ve eğitim sosyolojisi alanlarında uzmanlaştı. Uzun yıllar, Bremen ve Oldenburg Üniversitelerinde öğretmen eğitiminde öğretim görevlisi olarak dersler verdi. 2010 yılında Bremen Eyaleti´nde kurulan Neue Oberschule Gröpelingen okulunun kurucu ekibinde yer aldı ve halen aynı okulda çalışmaktadır.