BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/2.Gün: Çocuk Hakları Modülü

 2 Şubat 2016 – 2. gün:

BBOMÖK’ün ikinci günü, Melda ve Zeynep’in katılımcılar için getirdikleri yayınları anlatmalarıyla başladı. ‘Pusulacık’ (çocuklar için insan hakları eğitim kılavuzu), ‘Katılımcı Okul Uygulamaları’ ve ‘Çocuk Hakları Sözleşmesi’ kitapçıklarının içeriklerinden bahsettiler. ÇOÇA’nın projelerinin yer aldığı linki paylaştılar : https://vimeo.com/user10611068 Ortaokullar için yazılan “Demokratik Okullara Doğru” projesini aktardılar. Bir katılımcıdan gelen, okul meclisleri ile ilgili soru üzerine bu konuda da bir çalışmaları olduğunu anlattılar. ÇOÇA’nın tüm yayınları internet üzerinden online erişime açıkmış. Ayrıca Android için de kullanımı çok keyifli bir uygulamaları varmış.

IMG_0144İlk günden hazırlanan soru kağıtları ve kuruyan çamaşırlar hatırlatılarak güne başlandı. Akabinde Zeynep’in katılımcılara yönelttiği sorularla modül devam etti.
Zeynep : Dün insan haklarına biraz giriş yaptık ve kavramlar üzerine konuştuk. Peki, neden insan ve çocuğu ayırma ihtiyacı duyduk? Çocuk hakları neden var?
Katılımcılar : Çocuklar, bir kişinin yardımına muhtaç olduğu için var. / Suistimale en çok çocuklar uğradığı için çocuk hakları var. / Korunması gereken bir kitle olduğu zaman haklar oluşuyor. Kadın hakları, hayvan hakları da var. / Bir kural çiğnendiğinde hak doğar. Çocuklar hakları da bunun için var.
Zeynep : Çocuk hakları hakkında neler biliyorsunuz? Geçmişi konusunda bilgi sahibi olan var mı? Şimdi bu konularda düşüneceğiz. 6 gruba ayrılıp nasıl bir çocuk-hak algısı var ve tarihsel olarak nasıl gelişmiş olabilir diyerek düşünüp konuşacağız.

15 dakika sonra tekrar bir araya gelindiğinde, gruplar geçmişteki sözleşmelerden bahsederek, içeriklerinin tahminlerini söylediler ve tarihlere göre sıralayıp yorumlamaya çalıştılar.

1924- Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi
Bu bildiride, çocukların yaşam haklarına odaklanılmış, ihtiyaçlarına vurgu yapılmış fakat eğitim ve sağlıktan söz edilmemişti. Sosyal ve duygusal ihtiyaçlara sıra gelmemişti. Çocuğun, bir meta gibi ele alındığı görüldü. Sonuç olarak, çocuğun bir özne olarak görülmediğine karar verildi. Bu sözleşme kime yazılmış, sorumlu olarak kimi almış sorularının cevaplarında ise belirsizlikler vardı. Daha çok bir niyet gibi yazılan ve muhatapları ortada olmayan bir bildiriydi. Ulusun, toplumun devamı için çocuğun korunması gerektiği vurgulandı.

1959 Çocuk Hakları Bildirisi
Bu bildiri inceledikten sonra; ayrımcılığa vurgu yapılmaya başlandığına dikkat çekildi. Farklı çocuklar ve farklılıkları olduğu için buna vurgu yapılmasının doğru olduğu konuşuldu. Bundan kimin sorumlu tutulacağı sorusu soruldu. Net bir sonuca varılamadığına karar verildi. İki bildiri arasındaki farklılar üzerine konuşuldu. Çocuğun fiziksel ihtiyaçlarından öteye geçilip, sosyal haklarından da bahsedilmişti ve “iyi olma hali” eklenmişti. Çocuğun kimliğinin olması, birilerinin ona sahip çıkması anlamına geleceği görülmüştü.

1989 Çocuk Hakları Sözleşmesi
Bu bildiride ise, çocuk birey olarak görülmüş, koruma ve ayrımcılığa yeni bir hak grubu daha eklenmişti : “Siyasi haklar”. Çocuğa özgü olan ihtiyaçları burada ortaya çıkarmışlardı. Haklar bakımından da eşit bir ilişki kurgulanmıştı. Çocukların hak sahibi birey olduğuna karar verilmişti. Çocuğun yetişkine ‘bağımlı’ değil ‘bağlı’ olduğuna; ‘muhtaç’ değil ihtiyaçlarını gidermek için ‘desteğe’ ihtiyacı olduğu anlaşılmıştı. Diğer sözleşmeler ilke ve değerlere odaklanırken, bu sözleşmede hak vurgusu yapılmıştı. Geleceğe dönük yetişkin planları değil, çocuğun şu anki hali temel alınmıştı.

Katılımcılar ara verip çaylarını içtikten sonra, Pusulacık’ta yer alan “Katılıyorum – Katılmıyorum” etkinliği ile devam edildi. Herkese 3 renk kart verildi. Melda’nın okuduğu yargılar üzerine her katılımcı, ilgili yargıya katılıyorsa yeşil, kararsızsa sarı, katılmıyorsa pembe kartı kaldırdı.
IMG_0259 (1)Çocuklar için en iyisini anne ve babaları bilir” yargısı okunduktan sonra katılımcılar şu yorumlarda bulundu :
– Çocuk dediğimiz 0-18 yaş ise, herhangi bir sağlık durumunda onu en iyi tanıyan anne-baba bu konuda karar verebilir.
– Herkesin akıl ve ruh sağlığı yerinde değil sonuçta. Aile, çocuğu çalıştırabilir de.
– Anne babanın çocuklar için her şeye karar vermesi demokratik ortama da zarar verebiliyor. Çocuk sonucunda mutsuz olabileceği kararlara maruz kalabilir.
– Anne, babanın ekonomik düzeyi kötü olduğu için çocuk için iyi olmasa da çalıştırmak zorunda kalabilir.
– Karşılık beklemeden çocuk için bir şeyler yapan tek kurum aile oluyor.
– Çocuğun desteğe ihtiyacı varsa ve aile ona zarar veriyorsa en iyisini bilen aile olmayabilir.
– Neye göre, kime göre olduğunu bilemeyeceğimiz için bu genellemeye katılmıyorum.

Çocukların okulla ilgili konularla görüş belirtmeleri tehlikeli olabilir” yargısına gelen cevaplar ise şöyleydi :
– Eğer çocuğun davranış bozukluğu varsa ve çevresindekiler doğru yönlendirme yapamazsa tehlikeli olabilir.
– Tehlikeli kısmı beni düşündürdü. Bir görüş bildirmek nasıl tehlikeli olabilir?
– Çocuğun özgürce düşüncesini ifade etmesine aykırı değil mi? Çocuğun görüşüyle bir okul yıkılacaksa, varsın yıkılsın.
– Konumuz okulsa ana unsurun çocuk olduğunu düşünüyorum. Diğerleri yan unsurdur. Çocuğun üzerinde bir tahakküm kuruyoruz.
– Bu konuda gelişimsel özellikleri de göz önünde bulundurmak lazım.
– Çocuk kendisiyle ilgili negatif düşünceleri paylaştığında dışlanabilir. Bu yüzden çocukla ilgili anne, komşu, çevre yargıda bulunur ve hep çocuklar için karar verirler.

Çocuklar genel seçimlerle oy kullanmalıdırlar” yargısında tartışma derinleşti :
– Katılıyorum, daha doğru karar verirler gibime geliyor.
– Çocuklar bu sayede neye, nasıl dikkat ederek oy kullanacağının farkına varır ve ülkenin geleceğine onlar da karar verecek olurlar. Bu sayede çocuklar bir birey olarak var olur.
– Katılıyorum, bu sayede seçimlerde çocuklara yönelik çalışmalar artabilir.
– Katılmıyorum, kapitalist sistemlerde seçim sonucu çocuklar kolay manipüle edilebilir olacak ve bu onlara zarar verebilir.
– Bu çok ütopik ve genel bir yargı benim için. Bu yüzden katılmıyorum. Eğer yaşa göre sınırlandırılırsa daha iyi olabilir. Her çocuk için yararlı olmayabilir.

Melda, tüm bu tartışmaların üzerine sormamız gereken sorunun “Hangi çocuk?” olduğunu IMG_0487 (1)söyleyerek şunları ekledi; “Çocuğu ortaya koyduğumuzda etrafında olanlar, haklarının hayata geçmesinden sorumlu olanlar; devlet, ebeveyn, okul, öğretmen, STK, komşular, kendisi ve medyadır” Öğleden sonra çocuk katılımıyla ilgili konuşacaklarını ve az önceki yargılarda geçen tehlikeli durumları derinlemesine inceleyeceklerini söyledikten sonra devam etti “Peki bu çocukların haklarını kim ihlal ediyor? ‘Çocuk’ aslında etrafına çizdiğimiz çevresindeki halkaların hepsidir. ‘Destek’ amacıyla çocuğun etrafına çizilen bu halkalar bazen de ‘köstek’ olabiliyorlar. Her bir çocuk için karar verirken hem 4 eksende (koruma, ayrımcılık, katılım, öncelikli yarar) hem de çocuğun içinde bulunduğu koşullar içinde karar vermek gerek. Çocuk hakları mücadelesi, tüm çocuklar için bunu yapabilmeyi, ayrım gözetmeden dikkate alabilmeyi amaçlıyor.” Akabinde, ÇOÇA’nın hazırlamış olduğu “Çocuk Hakları Sözleşmesi” animasyonunu izlendi: https://vimeo.com/59641731 ve yemek arası verildi.

Aradan sonra oyun oynamak için bahçeye geçildi. ‘Söz sende’ oyunu için büyükçe bir çember oluşturuldu ve bir kişi ortaya ebe olarak geçti. Ebe, “Ben çocukken…” diye bir anısını anlatırken, aynı durumu yaşayanlar bir adım öne çıktılar ve birbirlerinin yerine geçmeye çalıştılar. Yerleşemeyen, ortada kalan kişi yeni ebe oldu. Çocukluk anılarının çeşitliliğini ve yok artık dedirtecek örnekleri başkalarının da yaşamış olduğunu farkeden katılımcılar kahkahalar içinde, yorulana dek oyunu oynamaya devam ettiler.

IMG_0303 IMG_0301 (1)

 

 

 

 

 

Oyun sonrası kütüphaneye geçildi. Çocuk katılımından bahsedildi. Çocuk katılımının, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki maddelerinden bir tanesi olduğu ve aynı zamanda “hak” olduğunun altı bir kez daha çizildi. Sonrasında katılımcılar uzun bir süre, sözleşmedeki hangi maddelerin, katılım hakkı ile doğrudan ilişkili olduğu sorusunu tartıştılar.
“Çocukların katılım hakkına doğrudan engel olan faktörler nelerdir?” sorusuna cevaplar ararken, sabahki oturumda bahsedilenler tekrarlandı. Çocuk haklarını ihlal edenlerin yetişkinler olduğu söylenmişti. Bunların en önemlilerinin ise aile ve toplum olduğuna karar verildi. Ortaya “Paternalizm” terimi çıktı. Kelime kökeni olarak; kural kurucunun baba olmasından geliyormuş. Çocuğunun babası olma hali kelimenin ilk kullanımıymış. Sonraki kullanımı, devletin baba rolünü üstlenmesi; model olma anlamına da gelebiliyormuş. Bunun üzerine, çocuk hakları, paternalist yaklaşım çerçevesinde tartışıldı.

image description

Modulün bir sonraki konusu “katılım merdiveni” idi. Roger Halt, katılımı sekiz basamaklı bir merdivene benzetirmiş. Katılım merdiveni, herhangi bir ortamda çocukların gerçek anlamda katılıp katılmadıklarını anlamak için elverişli bir araçmış. Merdivenin ilk üç basamağı incelenirse; çocukları katılıyor sanılan bazı basamaklarda, aslında “katılma” anlamına gelmediğini görülebilirmiş. Basamaklar yükseldikçe, gerçek katılım modellerine ulaşılıyormuş.

  1. Basamak : Manipulasyon
  2. Basamak : Dekorasyon
  3. Basamak : Göstermelik katılım (maskotluk)
  4. Basamak : Bilgilendirilerek görevlendirme
  5. Basamak : Danışılarak bilgilendirme
  6. Basamak : Yetişkinlerin başlattığı kararların, çocuklarla birlikte alındığı süreçler
  7. Basamak : Çocukların başlattığı ve çocukların yürüttüğü süreçler
  8. Basamak : Çocukların başlattığı, kararların yetişkinlerle birlikte alındığı süreçler.

Kısa bir moladan sonra “Eğitim Ortamlarında Çocuk Haklarının Hayata Geçmesi” başlığı altında bir grup çalışması başladı. Katılımcılar birer kağıt çektiler. Her kağıtta Ç-O-C-U-K kelimesinin harfleri yazılıydı. Aynı harfleri çeken katılımcılar, grup oluşturdular. 5 gruba ayrılan katılımcılardan, çocuk haklarının hayata geçirildiği bir okulu fiziksel (çizerek) ve içerik olarak tasarlamaları istendi.

Bu okulu tasarlarken şunları göz önünde bulundurmaları gerekiyordu :

  • Eğitimin fiziksel ortamı
  • Paydaşlarıyla kurduğu ilişkiler
  • Eğitimin amacı, hedef ve yaklaşımı
  • Farklı çocukların (yaş, cinsiyet, özel gereksinim, vb) ihtiyaçları
    Günün kalan kısmı, grupların okullarını tasarlamaları ile geçti.

İkinci Günün Sonu


BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/1.Gün: Çocuk Hakları Modülü
BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/3.Gün: Çocuk Hakları Modülü
BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/4.Gün: Pozitif Disiplin Modülü
BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/5.Gün: Pozitif Disiplin Modülü

Teşekkürler!..

 

Bu Program TAV Passport Üyeleri tarafından desteklenmektedir.