BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/4.Gün: Pozitif Disiplin Modülü

 4 Şubat 2016 – 4. gün:

Pozitif Disiplin modülü, Feyza’nın Klinik Psikolog Pınar Mermer’i tanıtmasıyla başladı. BBOM’la ilişkisinden söz etti. Sonrasında Pınar sözü alarak, okullardaki çatışmaların nasıl çözüleceğine dair bir modül olacağını anlatmaya başladı : “BBOM ile ilk kez bir arkadaşım aracılığıyla İstanbul’da tanıştım. Sonra öyle yollardan geçtik ki artık Bodrum’da yaşıyorum. BBOM Derneği’nin danışman psikoloğu oldum. Bu projeye çok değer veriyorum. Kendi sınıflarınızda nasıl değişimler yapabilirsiniz? Uygulamalar yapalım diyorum da yapılabilir mi? Gerçekten olabilir mi? Mutlu Keçi ile tanıştıktan sonra gerçekten olabileceğini gördüm. Ruh sağlığı, akıl sağlığı yerinde çocuk ve ebeveynler için doğru bir disiplin felsefesi oluşturabilmek çok önemli. Çocuklar büyürken; nasıl değerlerimiz, hangi hedeflerimiz var? Bunlar doğrultusunda bir disiplin felsefesi oluşturmak niyetimiz.” Bugünkü şartlarda bireysel vaka üzerinden gidilemeyeceğini ekledi ve sordu:
– Disiplin deyince aklınıza gelen sözler, renkler, sesler, görüntüler neler
 Katılımcılardan gelen yanıtlar : Sus bakayım / susmak /susturmak / zaman / zorunluluk / sınır / cetvel / uyum/ ordu / kürsü /müdür / çiçek olmak / şiddet /üniforma / ceza / istikrarlı olmak / gerginlik / rahatlık /oturmak zorunda kalmak

IMG_0414Çocukluk döneminde kaydedilen dosyaların açılmasının ve dönüştürülmesinin çok zor olduğunu söyledi. “Nasıl bir anne babanız vardı? Evinizde nasıl bir disiplin anlayışı vardı?” Ulaşılmak istenenin; kuralların olduğu, çocuğa saygılı ve çocuğun yanında yürüyen bir ortam olması gerektiğini belirtti.

Negatif disiplin konusuna geçildi ve neleri kapsadığı maddelendi:

  • Vurmak
  • Aşağılamak
  • Şekillendirmek
  • Azarlamak
  • Tehdit etmek
  • Kaldıramayacağı sonuçlarla baş başa bırakmak
  • Ayrıcalıklardan mahrum etmek (sinemaya gitmeyeceksin, çikolata yiyemezsin bu sefer gibi)

Katılımcılar, gözlerini kapattılar ve kendi çocukluklarını düşündüler. Bugünkü disiplin anlayışımız, nasıl disiplin aldığımızla çok ilgiliymiş.

  • Karşılaştırma
  • Yüksek beklentiler
  • Cezalandırma
  • Senin ne yaptığın benim umurumda değil (Yetişkinin ihtiyacı, çocuğun ihtiyacının önüne geçiyor.)
  • Senin geleceğin için (Gelecek kaygısıyla hareket edildiği için anı kaçırmak)
  • Kontrol etme isteği (Kaygı, kontrol etme isteğini doğurur. Yoğun kaygısı olan insanların obsesif kompülsif bozuklukları vardır. Anksiyete, yetişkini yanlış kontrol mekanizmalarına götürür. Çocuklarla iletişimde, anksiyete çok fazla görülüyor. Kendini yetersiz hissedenler, çok bilip çok kaygı hissedenler, mükemmeliyetçilerdir ve karşılarındaki kişileri çok fazla kontrol ederler.  Mükemmeliyetçiler, kendilerine şefkat gösterip kaygılarını azaltabilirler. Bu insanlar ya geçmişte ya da gelecekte yaşarlar. Kafamızdaki soru işaretleri anı yaşamamıza engel olur. Anı yaşayamadığımızda kendi ihtiyaçlarımızın ve karşımızdakilerin ihtiyaçlarının farkında olmayız.)
  • “Çok öfkeliyim”. (Öfke, koro halinde gelir. Hayal kırıklığı, çaresizlik, kaygı öfkeye eşlik eder. Öfke kontrolü zorlaşır ve bunlar ortaya çıkar.)

Negatif disipline sebep olan nedenler ise şöyle sıralandı :

  • Narsistik kişilik yapısı, karşısındakinin ihtiyaçları ile empati yapamamak.
  • Yoğun, negatif duyguların, kontrol etme ihtiyacı doğurması. Negatif hisseden, negatif davranır.
  • “Ağlama! Bağırma! Sakız çiğneme! Kız gibi kırıtma!” (Çocukluğumuzdan başlayarak, duygularımızı bastırmak üzere büyütülürüz. Negatif duygular bastırılınca pozitiflerin ortaya çıkacağı yanılgıdır. Negatif duygular bastırılınca pozitifler de bastırılır. Negatif duygulardan bahsedilmez. Birisi kanser olur söylenmez, ölür söylenmez. Bir taraftan da “Batsın bu dünya!” diye veryansın edilir. Duygularımızı bastırdıkça onları tanımıyoruz. Kendi ihtiyaçlarımıza bakmadan, davranışa geçiyoruz. “Kendimi tutamadım!”: Kendi içimde ne olup bittiği ile ilgili hiçbir fikrim yok. Bir sel geldi, ben de ona kapılıp gittim. Kendini kaybeder, öfke patlamaları yaşar veya çatışmadan kaçar, görmezden gelir. Bu tarafı kapattıkları zaman görmeyebilirler. Karşıdaki çocuk çok öfkeliyse kaçabilirler. Çok öfkeli ebeveyninizden kaçmayı öğrendiyseniz; kendinizi, öfkeli çocuktan da kaçarken bulacaksınız.)
  • Sakin ama duyguların konuşulmadığı bir aile ortamı.
  • Kardeşini kıskanamazsın (Yanlış hissediyorsun mesajı)
  • Algı bozulması (Taciz görüyorum, kendi duygularımla bağlantımı kaybetmemişim ama annem öyle olmadığını söylüyor. Örneğin;
  • Anne ben doydum.
  • Yok, daha doymadın sen
  • Doydum mu ben? (Böyle bir insan sürekli yemek yer.)

Vurmak ile ilgili; zihinsel gelişimi yavaşlattığına dair araştırmalardan bahsedildi. Sonuç olarak; çocuk haklarını düşündüğümüzde hiçbirini yapmıyor olmamız gerektiği halde hala bunu konuşuyor olduğumuz gerçeğine değinildi.
Negatif disipline bir örnek olarak; en çok başvurulan oda cezası konuşuldu :
– Yetişkin: Odana git! Yaptığın şeyi düşün!
– Çocuk: Sen görürsün. Sen bana çok büyük bir haksızlık yapıyorsun. Sen görürsün!

Time out (mola) ceza mıdır?
Mola yönteminin çıkışının ceza olmadığı ama ceza olarak kullanılmaya başlandığı anlatıldı. Örnek olarak; “Süper Dadı” adlı reality show gösterildi.  Programda sıklıkla kullanılan ‘mola paspası’nın, çocuk istismarına girdiği vurgulandı. Süper Dadı örneği velilerden geldiğinde, bu örneğin etik bulunmadığı söylenebilir. Yemek yemek istemeyen çocukla ilgili bölüm üzerine şu yorum yapıldı: “Yemek, ebeveyn ve çocuk arasındaki ilk tatlı ilişkidir. Yeme problemi yaşayan çocukların ileride öğrenme güçlüğü olabilir.”
İzlenen Süper Dadı videosunda; çığlık çığlığa geçen yirmi dokuz dakika gösterildi.  Çocuğun, ağlamaktan öksürmeye geçmesinin; çocuğun son noktaya geldiğinin göstergesi olduğu anlatıldı. Mola, kırk bir dakikaya çıkar ve mücadele devam eder. Çocuk; bir yerden sonra tuvalete gitmek ister, “Bezimi değiştir” der. Değiştirilmez. Bu kadar temel ihtiyaçları göremeyecek kadar gözleri kör olmuş ebeveynler, çocuğun psikolojisinin çökmesine sebep oluyor. Psikolojideki çöküş, fiziksel koordinasyonu etkiler. Çocuk da fiziksel koordinasyonunu kaybedip yere düşer.
Katılımcılara; bu videonun ne hissettirdiği soruldu. Katılımcıların yanıtları;

  • İşkence
  • Çocuk kadar biz de acı çektik
  • Biz de ayağımızı denk almayı öğrendik
  • Oradaki anne babanın bu zalimliğe eşlik edecek insanlar olduklarını düşünmüyorum. Çaresizlikten, karşıdakine itaat ediyorlar. İtaat ile yapılan çalışmalar var; kendi içiyle bağlantıyı kaybeden insanlar, otoritenin her dediğini yapar hale geliyorlar.

“Time out” doğru uygulandığında, çocuğa kendi kendini soğutabilme fırsatı verir.

IMG_0435

Bir katılımcı sordu: Görmezden gelme, küsmek ceza mıdır? Neden cezadır? Bir insanı yok saymak çok kötü değil mi? Pınar ekledi: Görmezden gelmeyi şöyle düşünün; çok yoğun şeyler yaşıyorsunuz ve eşinize ağlamaklı bir halde gidiyorsunuz. O; havaya, telefona, televizyona bakıyor. Sizin, ilgi çekmek için böyle yaptığınızı sanıyor ve ilgilenmezse geçeceğini sanıyor. Çocuklar da çok yoğun şeylerle geliyorlar ve nasıl anlatacaklarını bilemiyorlar. Atlıyorlar, zıplıyorlar. Yetişkinin tepkisiyse: “Görmezden gel, geçer…”
Pınar, çocuklarına küsen ebeveynler üzerinden konuşmaya devam eder: “Benimle kavga et ama benimle konuş. Çocuk, bu dünyada var olduğunu hissetmesi için yetişkinin kendisinin yanında olduğuna, duygularını gördüğüne ve onu sevdiğini bilmeye ihtiyaç duyar. Biz küstüğümüz anda paniğe kapılır. Çocuktaki tepki ‘ben ölüyorum’ olur. Uzun süre buna maruz kalan çocuklar bir kapanma yaşar. Çocuklarınıza asla küsmeyin.”
Katılımcılardan sorular gelir;
– Aşırı görme nedir? Bütün devletlerin davranış biçimi değil mi? Negatif davranışları görmezden gelme de mi bir cezadır?
– Evet
– Ama dersi bozucu davranan çocukları görmezden gelebiliyoruz.
– O anda karşılayamadığımız ihtiyaçları daha sonra mutlaka çalışıyoruz.
– Çocuk, ilgi çekmek için arkadaşına vuruyor veya kendini yere atıyor. Ben de görmezden geliyorum. Ne yapmalıyım?
– Deneyimim; bana, insanın karmaşık bir varlık olduğunu söylüyor. Genellikle çocuğun davranışının altındakini bilirsek, uzun vadede çözebiliyoruz. Zaman vermekte, ne olduğunu anlamakta bir sakınca yok. Benim sözünü ettiğim; çocuğun kaynadığı anlarda onunla ilgilenmemek. Bir çocuk vuruyorsa; sadece karşı tarafa değil kendisine de zarar veriyordur. Vurma söz konusu olduğunda, davranış hakkında konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Anlık görmezden gelme olabilir, pozitif time out alınabilir.
– ‘Anne ben güzel miyim? Anne elbisem nasıl?’ Diye sürekli soran bir çocuk için ne yapılabilir?
– Güzel olduğunu duymaya ihtiyacı var. Demek ki; okulda, güzellik konusunda çok konuşuluyor ve çocukta böyle bir şey oluşmuş.
– Benim bir öğrencim, çemberlerde kendini ortaya atıyor, bağırmaya başlıyor ve kahkahalar atıyor. Şöyle bir yöntem izledik; çocuğu sakin bir şekilde karşımıza aldık. Neye ihtiyacı olduğunu sorduk ve bunu iki ay denedik. ‘Ben çembere katılmak istemiyorum.’ diye bir sonuç çıktı. Artık istemediğini söyleyerek çembere katılmayabiliyor.
– Çocuk kötü söz söylüyor. Ne yapabiliriz?
– Başka bir katılımcının cevabı; “Bizde çok fazla pipi, kaka, popo sözcükleri söyleniyordu. Ne yapmamız gerekiyor diye Pınar’la konuşmuştuk. Pınar, bu kelimeleri söyleyebileceklerini ve bunun için farklı mekanlara ihtiyaç olacağını söylemişti. Çocuk, koşa koşa gidip kötü sözleri tuvalette söylüyordu. Sonra bu sözcükleri, farklı sözcüklerle yer değiştirme fikri geldi. Çocukların kendi bedenleri ile barışık olmalarını bekliyoruz.”
– Öğretmen, dalgacı tutumu görmezden gelmeli mi? Nasıl bir yol izleyeceğimiz konusunda karasız kalabiliyoruz.
– Lise öğrencileri söz konusu olduğunda, daha konuşulabilir bir ortam yaratılabilir. Her sınıfta bu, arkadaki bir kaç kişiden seçilebilir. Bu arkadaşların eğlence ihtiyaçları diğer arkadaşların öğrenme ihtiyacının önüne geçmeye başladı. Pozitif disiplinde önleyici davranışlar çok büyük bir yer tutar.
– Yaşa göre değişim gösteriyor mu çalışmalar?
– Evet, yaşa göre değiştiriyoruz. Bugün niyetim, burada bir baz oluşturmak. Değerlerimiz ve niyetimizle ilişkili. Yaş grubuna göre neler yapacağımızı anlattığımız bir çalışma değil bu.
– Yaşa göre etkilenmenin boyutu değişiyor mu?
– Bu, yaşa göre belirlenen bir şey değil. Bazı çocuklar daha hassas olur, daha çok etkilenir. Bazıları daha güçlüdür, az etkilenirler. Her yaş grubunda değişen yoğun ihtiyaçlar var.

Pınar, negatif duyguları saklamak ve biriktirmekle ilgili konuşulanların artık son bulmasını istedi ve katılımcılara birer balon dağıttı. Onlardan; öfke, hayal kırıklığı, çaresizlik, haksızlığa uğramışlık, vb. bütün negatif duygularıyla balonlarını şişirmelerini istedi. Negatif duygular, balonlara doğru üflendi. Balonlarını, iç dünyaları gibi düşünmelerini isteyip, balonlarını patlatmalarını söyledi. Duyguları patlatmak hem kişiye hem çevresine çok zararlıdır. Bu nedenle; bu negatif duyguları patlatmak yerine başka bir yol olan, negatif duyguları patlatmadan dışa vurmaktan bahsetti. Balonun ucu tutularak, içindeki havanın dışarı çıkmasına izin verildi. Bu açıklama ve öneriden sonra katılımcılar, şişirdikleri balonların havasını boşalttı. Islık çalarak sönen balonlar ve kahkahalar… Negatif duyguları ve sıkıntıları atmanın pek çok farklı yolu olduğunu söyledi: “Durmak, düşünmek, paylaşmak, konuşmak…”

IMG_0431

Ödüllendirmek
Katılımcılara, ödüllerin çocuklara iyi gelip gelmediği sorusu yöneltildi. (Ödüller, övgüler, stickerlar) ‘Ay ne güzel resim yapıyorsun, Picasso gibisin!’ Yetişkinler, küçükken görmezden gelindiğinden, ileride özgüvenleri desteklendikten sonra; kendi çocuklarını övgüye boğmaya başladılar. Örnek olarak bir deney gösterildi. İki gruba resim yaptırılmış. Birinci grup övülmüş ve şeker verilmiş. Bu grup, bundan sonra da aynı övgüyü alabilmek için aynı resmi tekrarlamış. Diğer grup ise her defasında farklı şeyler denemiş.
Bireyler, onaylanma ihtiyacı duyar. Onaylanma ile övgü farklı şeylerdir. Övgü, doğru sözcüklerle yapılabilir:
– Sen bugün çok iyi davrandın al sana sticker (davranışçı)
– Her çocuğa sticker. (neden yapıldığı belli değil)

Katılımcı örnekleri:

  • Öğretmenimiz, okumayı sökenler bahçede okuyabilir diyordu. Bahçe çok güzeldi. Ben hemen okumayı öğrenmiştim.
  • Benim de böyle farklı yöntemleri olan bir öğretmenim oldu. Çok severdim. Yıllar sonra bir arkadaşımla karşılaştım. O aynı nedenlerle aynı öğretmenden nefret ediyordu.

Pınar sözlerine, birlikte zaman geçirmenin ve ayrıcalıkların asla pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini söyleyerek devam etti. Tatilin çocuğun hakkı olduğundan bahsetti.
Otorite figürünün olmadığı yerde çocukların sudan çıkmış balığa döneceğini söyledi. “Çocuklar, cezadan hiçbir şey öğrenmezler. Sadece ‘Ben bunun olduğu yerde bunu yapmayayım.’ davranışını geliştirirler. Bir arkadaşımın çocuğunda, bunu gözlemledim. Çocuk altı yaşındaydı ve kendisi olmaktan çıkmıştı. Anneyi memnun etmek üzerine bir sistem oluşturmuştu. Dışarıda farklı davranıyordu. Bazı çocuklar dışarıda da farklı davranmıyorlar ve sadece anne babalarını memnun etmek adına yaşıyorlar. Yüksek beklentiler içinde olan ebeveynlerin çocuklarının da onay ihtiyacı karşılanmaz. Güzel davranışın bizde uyandırdığı duyguyu söylemek samimidir. Abartmadan geribildirim vermek bence sağlıklı. Çocukların zaten yapması gereken bir davranış için ödül vermek anlamlı değil. İçten gelen bir şeyi motive etmeye gerek yok. Öğrenme, gözlem ve yaşayarak gerçekleşir. Örneğin; biz, sürekli adaletsiz davranıp çocuğun adil davranışlarını överek hiçbir anlamı olmaz. Sınıf içerisinde barışçıl bir ortam sağladıysak çocukların da doğal olarak böyle davranmalarını bekleriz. Terör estirilen bir sınıfta pozitif davranışların gelişmesi çok zor olacaktır.”

IMG_0491 (1)

Bundan sonraki konu pozitif disiplinin tanımıydı.  Pozitif Disiplin, çocuğa dünyaya katkısı olduğunu hatırlatır. Aidiyet duygusunu besler. İhtiyaç duydukları kural ve sınırları onlara gösterilmelidir. Çocuğun, ebeveynin ve öğretmenin birbirinden öğrendiği bir anlayış olarak pozitif disiplin; çocuğa içsel bir takım alışkanlıklar, iç disiplin kazanmasını sağlar. Pozitif disiplin, ödül ve ceza yöntemlerini içermez. Göz hizasında olmak hem bedensel hem de duygusal olarak iyi hissettirir. Çocukların bağlantıda olmaya ihtiyacı vardır. Bağlantıda olmayan çocuklar, havada bir balon gibidir. (Kimim ben? Ben ne yapıyorum?, Burası neresi?) Bu çocuklar fiziksel olarak da sarsaktırlar. Ellerini kollarını nereye koyacaklarını bilemezler. Pozitif disiplinde anne ve çocuk eşittir.

Koruyucu disiplin; önlem almak, kurallar koymak ve çember olmaktır. Önlem almak, çocuğun özgürlüklerini kısıtlayıcı olmamalıdır. Koruyucu disiplinde bağlantıda olmak, göz temasında olmak, ten teması kurabilmek çok önemlidir. Ancak böyle olduğunda çocuklar kendi kendilerini sakinleştirme mekanizmalarını devreye sokabiliyorlar. Bebekken doğal olarak yapılan bu davranışlar, daha ileriki yaşlarda da yapılır.

Bir katılımcıdan gelen “Dokunmak ve sarılmakla ilgili ne yapacağımı bilemiyorum.” sorusu üzerine Pınar: “Sarılmak ile ilgili araştırmalar yapılıyor. Çiftlere yirmi dakika sıkı sıkıya sarılmaları öneriliyor. Sakin eşin, kaynayan eşe sarılması çok işe yarıyor. Çocuklarda da böyledir. Her zaman sarılmak zorunda değiliz. ‘Ben buradayım ve seni dinliyorum’ demek de soğutma mekanizmasını devreye sokar. Bunu yapabilmek için kendi soğutma mekanizmamızı devreye sokabiliyor olmalıyız. Çocukların attığı kocaman taşları alıp, küçülterek geri verebilmeliyiz. “Kızgın hissediyorsun.”, “Merak etme ben yanındayım, az sonra geçecek”, “Bu yaşadığın şeyin adı hayal kırıklığı, ağlayabilirsin” İleride bunları kendi kendine söyleyebiliyor olacak. Kendisiyle bağlantı halinde bir yetişkin olacak.

IMG_0467

Görsellerle destelenen, soru-cevap ağırlıklı ilk bölümden sonra Elvan’ın leziz yemekleri için mola verildi.
İkinci bölümde Pınar, katılımcılara bir müzik dinletti. Bazı davranışları şefkatle karşılamanın önemini vurguladı ve bunun için bazı kaynaklara ihtiyaç olduğunu belirtti. Katılımcılar, müzikle birlikte; gözlerini kapattılar ve iç dünyalarına döndüler. Çocukluklarında onlara şefkat göstermiş olan insanları düşünmeleri istendi. (Arkadaş, öğretmen, ebeveyn ) Şefkat denince, içlerinde nasıl bir şeyin aktığı soruldu. Katılımcılar; sıcaklık, güvenlik, özgürlük, yeşil bir alanda koşuyor olma hissi, eğlence, hareket edebilme özgürlüğü, güvende hissetme, dünyadan korkmamak olarak ifade ettiler. Pınar günde 20 dakika zihinsel egzersizin şart olduğunu söyledi.

Katılımcılardan, çocuklarla ilgili orta düzeyde zorlanılan bir davranış düşünmeleri istendi.  Birkaç dakika o çocukla ilgili düşünmeleri ve bedenlerinde; o çocuk, o davranışı gösterdiğinde neler olduğu, akıllarına hangi düşüncelerin geldiği soruldu. Katılımcılar; sırt tutulması, karna darbe, kaygı, çözüm arayışı, sorumluluk, kızgınlık, mide sıkışması, haksızlık, adaletsizlik, ben müdahale edemiyorum hissi, kendini reddedilmiş hissi olarak açıkladılar. Pınar’ın yorumu ise; “Bunları yakalayabilmek çok önemli. Duygu ve bedensel hissi manipüle edemeyiz. O duygunun üzerine gidebilmek ve müdahale edebilmek için bedenimizde bir şey açılıyor ve daha doğru tepkiler vermeye başlıyoruz. O davranışın etkisi o çocukla ilgili değil de kişinin kendisiyle ilgili olabilir. Bazı çocuklar, bizim çocukluklarımızdan öyle yerlere dokunuyorlar ki; sinirleniyoruz. Kolaylıkla çözüm bulabileceğimiz bazı olaylarda öyle bir tepki veriyoruz ki; çözüm bulamıyoruz. Kaygılar içindeki bir çocuk değil, özgür ve mutlu hisseden bir çocuk öğrenebilir.”
İnsan, kendi ihtiyaçlarının farkında değilse, çocuğa da ihtiyaçlarını giderme hakkını tanıyamazmış! Ağlayan çocuğa, “Şimdi ağlanmaz” diyen, kendi içimizde ağlayan çocukmuş. “Çok yardım istiyorsun” diye bir çocuğa bağıran yetişkin, kendi hayatında yardım ihtiyacının karşılanıp karşılanılmadığını dönüp düşünmeliymiş. Kafadaki yargılarla konuşmaya başlayınca, bunlar benim yorumum, çocuğun bununla bir ilgisi yok denmeliymiş. Pınar sözlerine, negatif davranışların sebebinin, aslında bir yardım çağrısı olduğundan bahsederek devam etti. Hiçbir çocuk, yetişkinin gözlerinin içine baka bak onu sinir etmeye çalışmazmış – eğer ona öyle davranılıp öğretilmediyse. O çocuk, bu durumda istismar ve ihmal edilmiştir ve kendisini acı içinde hissediyordur. Çocuğun davranışıyla verdiği sinyaller arasında kafa yormak, davranış anında önce sakin olmak, soğutma mekanizmamızı devreye sokmak, sonra çocuğu sakinleştirmek. Konuşabilir durumda olduğunda çocukla iletişim kurmak (göz teması, sarılmak, konuşmak), bunu kurduktan sonra da (sakinleşip güven duyduktan sonra dinleyebilir) konuyu konuşmak.
Koruyucu disiplin, problem çıkmadan önce verilen kararlar; destekleyici disiplin ise bir daha olmaması için alınabilecek önlemleri konuşmaktır.

          Teknikler – Öneriler

  • Pozitif time out-mola yöntemi Durmadan anlatmak yerine sor! ‘Neden dişini fırçalaman gerekiyor?’ Vurma! Sakince dokun!
  • Niyetini tanımla, davranışı ona göre oluştur! “Şu anda sakin değiliz sakinleşince konuşalım!”
  • Empati yap, duyguları vurgula. “Çok kızdığını görebiliyorum”
  • Karşılık verme, empati yap “Benim sözümü tutmamam seni hayal kırıklığına uğratmış olmalı” “Çok kızgın görünüyorsun, bunun hakkında konuşalım mı?” “Seni seviyorum canım. Ama bunun cevabı hayır.”
  • 3 yaş altı çocuklarda, dikkati başka bir yere çekmek ve o noktaya konsantre olmasını sağlamak, nesneyle doğru oynama biçimini öğretmek önemlidir. (TV kumandası çiğnemek için değildir)
  • Ağlamak güzeldir. Zaman zaman ağlamaya izin vermek gerekir çünkü çocuğumuzun sağlıklı hayal kırıklıkları yaşaması, ağlayıp olumsuz duyguları ifade edip sakinleşebildiğini görmesi, ağlama yoluyla stresini atması, ağlamanın ardından ifade edemediği bir durumu anlatması ruh sağlığı yerinde çocuklar yetiştirmek için gereklidir.
  • Unutma! Duygusal ton bulaşıcıdır. Hayatla baş etme tarzımız çocuğumuza model olur. Hayatını gözden geçirmek ve değişiklikler yapmak konusunda cesur ol. Aynı yöntemleri deneyip farklı sonuçlar alamazsın. Her şeyi denedin ama henüz pozitif disiplini denemedin!

    Dördüncü Günün Sonu


    BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/1.Gün: Çocuk Hakları Modülü
    BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/2.Gün: Çocuk Hakları Modülü
    BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/3.Gün: Çocuk Hakları Modülü
    BBOMÖK’16 Öğretmen Destek Programı Güncesi/5.Gün: Pozitif Disiplin Modülü

    Teşekkürler!..

TAV Passport logoBu Program TAV Passport Üyeleri tarafından desteklenmektedir.