Çocuklukta Edinilen Sosyal Beceriler, İleride Oluşabilecek Daha Zor Sorunların Önüne Geçebilir

Çalışmanın bulgularına göre okullarda genellikle akademik öğrenme ön plandadır. Ancak ilkokul çağındaki öğrencilere, özellikle de risk grubundaki çocuklara kendilerini kontrol edebilme (irade) gibi kişisel ve sosyal beceriler edindirmek gelecekte suçtan uzak tutulabilmelerine yardımcı olabilir.

Duke Universtiesi’ndeki araştırmacılar 1990’ların başlarında, öğretmenleri ve ebeveynleri tarafından saldırgan davranışsal problemler geliştirme riski yüksek olarak değerlendirilen çocuklar için oluşturulmuş ve “Fast Track” olarak bilinen programı incelediler.

Bu programda öğrenciler rastgele iki gruba ayrılmıştı, yarısı kontrol grubunu diğer yarısı ise öğretmence yönlendirilen müfredat, ebeveyn eğitim grubu, özel dersler ve kendini kontrol etme (irade) ve diğer sosyal beceriler eğitimlerinin yer aldığı deney grubunu oluşturdu.Araştırmacılarca bu yılın başlarında yayınlanan farklı bir çalışmayla 1. Sınıftan 10. Sınıfa kadar devam eden program sayesinde suçluluk oranlarının, tutuklamaların, sağlık ve akıl sağlığı hizmetlerinin kullanımlarının öğrencilerin ergenlikten genç yetişkinlik dönemine yaşlarının ilerlemesiyle birlikte azaldığı açıklandı.

En son yapılan çalışmada, araştırmacılar daha önce yapılmış çalışmaların ardındaki “neden” i araştırdılar. Yaklaşık 900 öğrenciden gelen verileri incelediklerinde şunu farkettiler ki; gelecekteki suçlara etki eden faktörlerin yaklaşık üçte biri öğrencilerin 6 ile 11 yaşları arasında edindikleri sosyal ve kişisel becerilere dayanıyor.

Fast Track programının bir parçası olarak öğretilen akademik beceriler suç ve suçluluk oranlarına, duygusal zekâ ile ilintili olan sosyal ve kişisel becerilerden daha az etkiliydi. Çocuklara grup içinde işbirliğini öğretmek ya da kararlarının uzun vadedeki sonuçları üzerinde düşünmeyi öğretmek kişisel ve sosyal beceriler kapsamında yer alırken fizik dersini öğretmek ise teknik becerilere örnek oluşturmaktadır.

Duke Universitesi’nde psikoloji, nörobilim ve kamu düzeni profesörü olan Kenneth Dodge, “Burada varmak istediğimiz nokta itibariyle kişisel ve sosyal beceriler eğitim sistemimizde ve çocuklarımızı sosyalleştirme sistemimizde çok daha fazla vurgulanmalıdır” demektedir. Profesör Dodge hem bu çalışmanın hem de orijinal Fast Track projesinin baş araştırmacısıydı. Dodge, ebeveynlerin de tıpkı eğitim politikalarını üretenler gibi bu becerileri çocuklarında geliştirmek için ellerinden geleni yapmalarının gerektiğini ifade etmektedir. “Bu becerileri geliştirebildiğimiz ölçüde suçluluk ve çocuk suçlarına yönelik sonuçları iyileştirebiliriz” diyen Dodge aynı zamanda Duke Çocuk ve Aile Politikası Merkezi’nin de direktörüdür. Çalışma “Çocuk Gelişimi” dergisinde Çarşamba günü yayınlanmıştır.

Washington D.C. den çocuk ve ergen davranış bozuklukları konusunda uzman olan psikolog Neil Bernstein’ a göre araştırmanın bulguları 30 yıldır çocuklarla çalışırken kendisinin de sahada gözlemledikleri ile oldukça uyumlu görünmektedir. Kendini kontrol etme (irade) ve diğer sosyal becerilerin çocuklara öğretilmesinin önemi konusunda hem fikir olmakla birlikte “empati” yi de listeye eklemektedir.

“Empati bizlerin diğerlerinin duygularını fark etmemize yarar ve empati kurduğunuz zaman başkalarının duygularını incitme eğiliminiz daha az olur” diyen Benstein (Drug-Free Kids )“Madde bağımlısı olmayan Çocuklar Ortaklığı” nın danışma kurulundadır ve “Ergeninizi Beladan Nasıl Uzak Tutarsınız ve Tutamadığınızda Ne Yapmalısınız” ın da dahil olduğu pek çok kitabın yazarıdır. Bernsteine göre başkasının nasıl hissettiğini anlamak ergenlerin zorbalık ve benzeri “kaygı veren davranışlardan”uzak durmasını da sağlamaktadır.

Duke Üniversitesi doktora öğrencilerinden ve söz konusu çalışma yayınının baş yazarlarından Lucy Sorensen’ a göre, empati bu çalışmada doğrudan ölçülen becerilerden biri değildir ancak “olumlu sosyal davranış” lara yönelik başkalarının yararına gönüllü davranışlar gibi pek çok ölçüt çalışmada yer almaktadır. Bernstein, araştırmanın bulgularını anlamlı ve okullar için model oluşturabilme potansiyeline sahip şeklinde değerlendirirken, eş zamanlı olarak okul sistemini, öğretmenleri, ebeveynleri ve öğrencileri “Fast Track” gibi bir sisteme motive etmenin oldukça zorlayıcı göründüğünü ifade etmektedir.

Sorensen, Fast Track projesinin pek çok kısmının, farklı okul yapılarında başarıyla uygulandığını ifade etmektedir. Örneğin Alternatif Düşünme Stratejilerinin Geliştirilmesi olarak bilinen sosyal-duygusal öğrenme müfredatı gibi. Sorensen’ a göre Fast Track gibi programlar okul sistemleri, öğretmenler ve ebeveynler tarafından fikren satınalınmalıdır ki bu oldukça zorlayıcı bir satıştır. Öte yandan, Sorensen, öğrencinin hem okulda hem de evde destek alıyor olmasını ise Fast Track’in güçlü yönü olarak dile getirmektedir.

“Ergen ya da yetişkin olarak başarılı olmak için ne gerekir” konusunda gittikçe büyüyen yeni bir anlayış var, diyen Dodge, “Bize öğretilenler hep akademik beceriler içindi. Okumak ve matematik yapmak bunları gerektiren işler için çok önemlidir. Kendini kontrol edebilme (irade) ise kendini kontrol etmeyi gerektiren yaşamsal işler için çok önemlidir ki bunlar şiddetli suçlardan ve tutuklanmaktan kaçınmak gibi şeylerdir.”

Çeviri: Sanem Ömürlü

Düzenleme: Turgay Şengüler