Demokratik Okullar

“Demokrasi diyoruz, bizim adımıza alınan kararlar için bize danışılmalı diyoruz, bizim kimliğimiz diyoruz bizim bedenimiz bizim yaşam alanımız diyoruz. Ve bunun için çabalıyor , mücadele ediyor ve kısmen de olsa söz hakkına sahip oluyoruz. Peki ya çocuklar?”

Yukarıdaki cümleler 2011 yılındaki genel seçim arifesinde çalışma yapan bir avukata ait. İki sivil olarak gündeme dair siyasi analizler yaparken konu zincirlenerek eğitime, okullara ve ardından çocuklara gelmişti. Haklıydı. Peki ya çocuklar?

Başka Öğretmen Mümkün projesinin sondan bir önceki oturumu Bodrum’da yapılmıştı. Dolu dolu geçen eğitimlerin ardından, sıra “Demokratik Okullar” modülüne gelmişti. Kaş’ta ki “Çocuk hakları” oturumuyla başlayan dönüşüm bizi , dünya üzerindeki bazı okul örneklerini çocuk katılımı açısından incelemeye, demokratik okullar açısından kıyaslamaya ve yorumlamaya kadar getirmişti . Bu modül için gelen ÇOÇA’dan Gözde ve ERG ‘den Işık yüksek enerjileriyle bize merhaba dediler. Gözde ve Işık’ın planlamasıyla BÖM ekibi olarak önceden gruplar oluşturacak ve verilen örnek okul isimlerinden birini seçip verdikleri yönergeler doğrultusunda inceleyecektik. Bizler de modül başlamadan üçerli gruplar oluşturup inceleyeceğimiz örnek okullarımızı seçmiştik. Onlar da bu demokratik okul örnekleri hakkında yapacağımız araştırmalara yardımcı olsun diye yönergeler doğrultusunda bilgi içeren makalelerin linklerini önceden bize ulaştırmışlardı.

Demokratik okullarda bulunan özelliklere dair önerilen yazıları ve seçtiğimiz örnek okula dair bilgi içeren makaleleri okuduktan sonra çocuk katılımı ilkeleri açısından incelemiştik. Demokratik okullarda bulunan özellikleri taşıyıp taşımadığını sorgulamıştık. Geliştirebileceksek neler ekleyeceğimizi düşünmüştük. Ve son yönerge olarak da görev yaptığımız okullarda uygulana bilirliğini ya da uyarlanabilirliğini konuşmuştuk.

Toplam 4 yönergeyle incelemeye koyulduğumuz örnek okullar ise şunlardı:

Kanada’da bulunan Windsor High School, İngiltere’den Summerhill , Bennerley Fields Specialist Speech and Language College ve St. Joseph’s RC Comprehensive School, Hindistan’dan Riverside, Amerika’dan ise Cabrini Green ile Marquette Ortaokulu.

Bazılarımızın drama ile renklendirerek sunduğu bu okullar hakkında çoğumuzun bilgisi vardı. Ama onca eğitim modülünden sonra bu okulları yeniden tanımak , incelemek ve geliştirmeye çalışmak bizim için farklı ve güzel olmuştu.

Peki bu okulların ortak özelliği ne? Daha doğrusu bu “Demokratik okul” dediğimiz eğitim kurumları nasıl işliyor ve bildiğimiz okullardan farklı olarak neler yapıyor?

Her şeyden önce Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin temel ilkelerinden biri olan “Çocukların karar verme mekanizmalarına katılımı” hakkının kendini göstermiş olması bir çok şeyi anlatmaya yetiyor.

Yine de kısaca değinmek gerekirse ; diyaloğa dayalı ilişkilerin olması çocukların öz yönetim ve sorumluluklarının kabul edilmesi, okul meclisleri gibi karar alma mekanizmaların bulunması, çocukların kendi öğrenme süreçlerini ve stratejilerini kendilerinin belirlemesi bu okulların ortak özellikleri arasında.

Demokratik okullardaki bir çok süreç kolektif yapılarla gerçekleştiriliyor. Yönetim dediğinizde aklınıza “müdür” değil ; “öğrenci-öğretmen- ebeveyn-çalışan” geliyor. Ve buna da yönetim değil, okul meclisi deniliyor. Okulla ilgili bir çok şey okul meclislerinde görüşülüyor. Karar alma süreçlerinde doğrudan demokrasi uygulanıyor. Ve kararlar hayata geçirilirken meclis üyeleri aktif rol alıyor. Çatışma çözümleri ve birlikte oluşturulan kuralların çiğnenmesi durumunda bu konuyla ilgilenecek ara yapılar devreye giriyor.

Hiyerarşinin yıkıldığı bu okullarda çocukların birbirinden öğrenmesine olanak sağlayan karma yaş uygulaması var. Not vermek yerine kişisel geri bildirim ; rekabet değil işbirliğine dayalı bir eğitim destekleniyor. Öğrenciler ihtiyaca göre hazırlanan programda istedikleri dersi seçebiliyorlar. Öğretmen ile öğrenci karşılıklı birbirini geliştirmeye yönelik ilişki kuruyorlar. Öğretmen öğrencinin önünde değil yanında duruyor ve ona yardım ediyor.

Diyaloğun hakim olduğu, topluluktaki tüm üyelerin eşit karar alma gücüne sahip olduğu, şiddetsiz , samimi ve öğrenme yoldaşlığının ön planda olduğu bu okulların uygulanmasını ya da uyarlanmasını kim istemez ki?

Gözde ve Işık’ın 4 yönergesinden 3 ünü bizi de ekibi de tatmin edecek şekilde yerine getirdiğimizi düşünüyorum. 4. Yönerge için ise üzerine çok konuştuk. Milli eğitimde uygulanan sözde temsilciliklerden , kolejlerdeki uygulamalardan bahsettik. Kıyasladık, eleştirdik… “Uygulayabilir miyiz acaba?” Ya da resmi bazı prosedürlerden dolayı “Ne kadarını hayata geçirebiliriz?” diye sorup durduk kendimize.

Ben bunun cevabını almak için -sınıf içi kurallarını oluşturmak, sınıfta yapılacak etkinliğe karar vermek ve sınıfa alınacak yeni bir eşyayı seçmek- dışındaki hiçbir konuda eşit karar alma gücüne sahip olmamış sınıfımda, Bodrum’da sıvadığım kollarımı şimdilerde harekete geçiriyorum. ÇOÇA ‘ nın bize ulaştırdığı tüm kaynakları okuyup, inceleyip , BÖM eğitim modüllerinde katılımcıların ve eğitmenlerin benimle paylaştıkları deneyimleri hatırlayıp, önerileri düşünüp, görev yaptığım okulda ne kadarını hayata geçirebilirim diye plan yapıyorum.

Doğrudan demokrasiyi uygulamak için öğrenci sayısı az ideal bir okulum,

Karma yaş uygulamasını rahatlıkla hayata geçirebileceğim birleştirilmiş bir sınıfım ,

En önemlisi her şeyin daha güzel olacağına inandığım bir umudum var.

Belki de onca prosedüre ve zorluklara rağmen Demokratik Bir Okul Mümkün!

Not: Demokratik Okul Olma yönündeki çabalarımı , ilk adımlarımı kısa günlükler halinde sizinle paylaşmaya devam edeceğim.

Gülesra Güllü