Eğitimi Yeniden Hayal Etmek: Ghandi’nin torunudan sınıfsız okullara

Geçen yıl, eğitim sistemine dair daha önce olandan çok daha fazla iç görü kazandım. Avrupa’da sosyal girişimciler ve çok önemli bir büyükbabaya sahip bir barış aktivisti bana çocukları eğittiğimiz yöntemi değiştirmenin nihayetinde toplumumuzu ve dünyanın işleyişini nasıl değiştirebildiğini gösterdi.

Bu düşüncem yeni doğmuş, saf bir bebeğin yoksul çevredeki çocuklara empatiyi öğretmesine tanıklık etmemle başladı. Ashoka üyesi Mary Gordon tarafından icat edilen bu program dünyadaki bütün sınıflara bir hediyedir. Okulu ziyaret eden narin bebeğin davranışlarını basitçe gözlemleyerek, öğrenciler kendilerini bir başkasının yerine koymayı, onun duygularını hissetmeyi ve kendi duygularını fark etmeyi öğrenirler.

Son yıllarda yaşadığım muhtemelen en ilginç gerçek empatinin özünü deneyimlemiş öğrenciler sadece iyi davranış sergilemiyor aynı zamanda akademik olarak daha iyi performans gösteriyor. Politikacılar şaşkın, fakat tamamiyle sınav sonuçlarına dayalı çalışan bir sisteme rağmen mutsuz bir çocuğa öğretilemeyeceğini bilen öğretmenler bunu onaylıyor.

Bir kaç ay önce Stockholm kıyılarından uzakta bir adada 21. yüzyıl için öğrenmeyi gerçekten yeniden hayal etmiş bir değişim lideri ile tanıştım. Okulun tamamının yanıp kül olduğu trajik bir vandallık olayını ardından, müdür Lennart Nilsson yerel halka nasıl bir okul istediklerini sormuş. Ebeveynler, politikacılar, öğretmenler ve öğrenciler ‘gerçek dünya’ ile kökleşmiş ve çocuğu doğal yollarla öğrenmesine dayanan bir öğrenme ortamına kolektif bir şekilde karar vermişler.

swedish school

Çocuklar karma yaşlardan oluşan yaklaşık 75 öğrenci ve alt grupları olan bu grupla çalıştılar. Sınıflarda dersleri takip etmek yerine, esnek ve açık alanlarda kendi projelerini yarattılar. Göreve bağlı olarak, kendi yaş gruplarından öğrenenlerle ya da ya da aynı konuya ilgi duyan diğer öğrencilerle çalıştılar. Her 2-3 hafta yeni bir konu oluyordu ve konuyu farklı açılardan ele alıyorlardı. Buradaki fikir ise, bu tarz öğrenmenin çalışma hayatında ve okuldan sonraki yaşamda olacaklara daha yakın olduğuydu.

Nilsson dünyadaki bütün öğretmenlerin sadece sınıflarına girip ve çocuklara “Ne üzerinde çalışıyorsun? Neden bunu yapıyorsun? ve Bunu ne için kullanacaksın? ” sorularını sorarak dünyayı yeniden hayal edebilirler. Ve açıklamaya devam ediyor : “Öğrenmek için çocukların bu üç sorunun tamamını cevaplaması gerektiğine inanıyorum.. Yaptıklarını neden yaptıklarını ve hayatları ile nasıl bir bağlantısı olduğunun onlar için anlamlı olması gerekir.”

Nilsson ile tanıştıktan kısa bir süre sonra Hindistan’ın zeki lideri Mahatma Ghandi’nin 81 yaşındaki barış aktivisti torunu Arun Ghandi ile tanışma fırsatım oldu. Brüksel’de çay içerken, ona ne gibi değişikliklerin yapılması gerektiğini düşündüğünü sordum.

Dünyanın bir çok yerinde baskın olan eğitim konusunda ‘çok üzgün’ olduğunu itiraf etti. ‘ Eğitim gençlere dışarıya çıkmaları ve para kazanmaları için kariyer vermeye dayanıyor. Okullar büyük endüstrilere sömürecekleri ve yaygınlaştırabilecekleri bir iş gücü kuruyor. Bu eğitim değildir. Eğitim, insanların kendileri, kişilikleri ve diğerleri ile ilişkileri hakkında bir şeyler öğrendikleri yerdir. Bu kısım ise asla gerçekleşmiyor, bunun üzerinde durulmuyor.’

Konuşmasına devam etti: “Amerika’da öğretmenlik yaptığım öğrencilere: siz farklı ırklardan ve milletlerden geliyorsunuz. Kapalı bir hapiste 4-5 yıllığına birlikte yaşamak ve okumak için buradasınız, bu yüzden birbirinizi ve varolan farklılıkları öğrenmeniz için büyük bir fırsat. Fakat buna kimse ilgi göstermiyor. Sizler Afrika kökenli Amerikalılar ve ya beyazlardan ayrılmış bir Hint öğrenci derneği bulacaksınız. Herkes kendi derneğine sahip ve bir araya gelmek yok. Sizin sadece siyahi öğrencilerin o tarihle ilgili öğrendikleri Siyah Tarih Ay’ınız (Black History Month) var, Kadın Tarihi Ayı içinde aynı şey. Neden herkes değil ? Eğitim bir insanın kişiliğini ve daha uyumlu bir toplum oluşturmada yetersiz kalıyor.”

Okulun içinde ve dışında bireylerin, enstütilerin ve kurumların değişim yapabileceği yol hakkında geniş çaplı konuştuk. Arun gelecek neslin yorulmadan, bıkmadan günlük aktivizmi gerçekleştireceği ile ilgili nasıl düşündüğünü açıklamaya devam etti. ”Gençler çok heyecanlı, dünyayı değiştirmek istiyorlar.” Arun gülümsüyor ” Onlara : Dünyayı değiştirecek yeteneğe sahip değiliz fakat kendimizi değiştirecek yeteneğe sahibiz, bu yüzden önce bunu yapmayı deneyelim, demeye devam ediyorum. Sonra biz etrafımızdakilere değişmeleri için yardım edebiliriz ve böylece yayılan etki büyüyecek ve dünya sonunda değişecek.

Bir milyon öğrencili okul sınıflarına bir bebeği getirmek en başta imkansız göründü. Yeni bir ilkokul yaratma işi de başta çok büyük bir dağa tırmanmak gibi görünmüştü. Fakat yolculuğu ulaşılabilir mesafelere bölerek başlarsak her şey mümkün olur, diyor Arun Ghandi. “Biz kendimizi ulaşabileceğimiz amaçlara göre ayarlamalıyız. Bunu yapma yeteneğimiz olduğunu biliyoruz. Bir kere bir hedefe ulaşırsanız, kendinizi diğerine ulaşmak için hazırlarsınız ve böyle devam eder.”

Kaynak: https://www.virgin.com/unite/entrepreneurship/re-imagining-education-from-gandhis-grandson-to-a-school-without-classrooms
Çeviri: Esma Çınar