Mavi Kalp

Okul açılalı iki gün oldu ama heyecandan haftanın bitmesini bekleyemedim geri bildirim vermek için. Ve sizlerle paylaşmak istedim. İki gündür çocuklarla şiddetsiz iletişim yolculuğuna çıktık. Çocuk görüşmelerini şiddetsiz bir dil ile yapıyorum. “Bunu duymak sana nasıl geldi?” dediğimde çocukların gözleri parlıyor. “Nasıl bir öğrenme ortamı istiyoruz?” kısmını birazcık konuştuk, daha da konuşacağız. İki günde çok önemli şeyleri paylaştılar benimle. Küçük kalbimin içindekiler kitabını okuyup (bu kitabı her gün okuyoruz); “Sizin kalbiniz nasıl?” diye sordum. Benim kalbim çok kırık diyen oldu, kalbim çok sıkkın, kalbim çok öfkeli, kalbim çok mutlu diyenler oldu.

Akşam çemberinde onlara bir kâğıt dağıtıyorum: “Günün nasıl geçti?” diyen. Mutlu, mutsuz, kızgın, şaşkın yüzleri var. Ve günlerinin nasıl geçtiğini düşünüp, o duyguyu istedikleri renge boyuyorlar. Sonra da her biri ile tek tek “neden mutlu” “neden mutsuz” “neden şaşkın” konuşuyoruz ve hedefler geliştiriyoruz. Pazartesi günü bunu ilk yaptığımda salı günü o bildirimlere göre sınıfı düzenledik, ekleme çıkarma yaptık. (Bir tanesi sınıftaki viledanın içinde su olsun ve gerçekten sınıfı silsin istedi.) Yapamayacağım şeyleri de konuştum. Mesela biri okulda satranç dersi istiyordu, bir tanesi sınıfın içinde ağaç istedi ve “Bunu duymak sana nasıl geldi?” dedim. Dönüşler muhteşemdi. İnat edip ağlar, kesin diretir, offf üzülecek sanırım dediğim çocuklar, “Olmayacak biliyorum ama yine de kötü hissetmiyorum.” diye dönüş yaptılar.

Akşam çemberinden sonra bir kutlama/yas çemberi yapıyoruz. (Şiddetsiz iletişim bilmeyenler için kutlama gün boyunca yaşadıkları ve kutlamak istedikleri duygular, olaylar, düşünceler. Yas; gün içinde onlara acı veren duygu, olay, düşünceler.) İlk gün beni nasıl dikkatli dinlediler ise; bugün hepsi kutlamalarını ve yaslarını söylediler. Hatta bir tanesi “Benim kutlamam sensin Duygu, seni seviyorum.” dedi ve gerçekten ağladım. Kalbim o kadar mutlu ve huzurlu ki. Sizlerden gelen sınıfını çok beğenmiş dönüşleri de benim için çok önemli.

Sizlerle paylaşmak istedim; çünkü çok heyecanlıyım. Aklımda birkaç çalışma daha eklemek var ama zamanla. Bir anda yüklenmek istemiyorum.  Her ayı bir barış zamanı ilan etmek gibi… Farklılıklarla barış, bedeninle barış gibi… Çocukların kendisi ile ilgili beğendiği her şeyin, ayrı ayrı dosyasının yapılması gibi… Haftanın bir günü takdir çemberi gibi. Tabii ki bunların hepsi duygu farkındalığı takvimimizle de beslenecektir. Katılımcı ve Barışçıl Sınıflar Projesi ile bu çalışmalar daha da derinleşecek ve ben hep aynı heyecan içimde, sizlerle paylaşıyor olacağım.

Biliyorum ki özsaygı için büyük başarılar gerekli değildir. Bir çocuğun özsaygısı, günlük yaşantısını sürdürebildiğine inanmasını sağlayan günlük küçük başarılara bağlıdır. Mary Mc Carty’nin dediği gibi, “Hepimiz kendi hikâyemizin kahramanıyız.”

Söylemek ve paylaşmak istediğim daha çok şey var ama kalbimin atışını dinlemek istiyorum biraz ve sınıfımızın konuşma nesnesi olan camdan mavi kalbi avuçlarınıza bırakıyorum. Benim kalbim de; umut dolu…

Duygu