Öğrenme İçin Duygulara Yer Açmak

“Öğrenme İçin Duygulara Yer Açmak” teması kapsamında, dünyadan ve Türkiye’den ilham veren hikayeleri ve güçlendirici yaklaşımları dinlemek üzere 27 Eylül’de bir araya geldik. Paydaşı olduğumuz, Ashoka Türkiye işbirliği ile gerçekleşen ve Vitamin Öğretmen üzerinden canlı yayınlanan etkinliğin, kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için açılış konuşması ve BBOM topluluğundan konuşmacıların videoları sizlerle.

Öğretmenim ben belli oluyor mu? ÖĞ – RET – MEN! Böyle bir kimlikle “iyi olmak” mümkün mü? Nasıl olacak da öğretmen sözcüğünün üzerindeki yılların yığınını arındırıp biricikliğimle buluşacağım? Sınıf, sıra, müfredat, sistem, doğru, yanlış, olur, olmaz, düzgün, bozuk cızırdıyor zihnimde… Kanalı değiştirip kalbime bağlanmadığım sürece mağdur olacağım, kendini gerçekleştiren kehanet öyküsünün daimi kahramanı kalacağım…

Bu düşüncelerden silkelenip içimde olup bitenleri fark ettiğimde ancak, başka öyküler yazmak için yaratıcılığım harekete geçebilir. Her sabah okula gitmek üzere evden ayrılırken niyetime, duygularıma bağlanıp bu duyguların ardındaki ihtiyaçlarımı keşfettiğim her seferinde içimdeki canlı hayatın akacağı yeni kanallar bulabilirim.  Kendime şefkatle koyulduğum yolda çocuklarımla birlikte çiçek açarım.

Çocukla Barış ekibi olarak, BBOM Derneği’nin Öğretmen Köyü’nde deneyimlerimizi paylaşırken, hayallerimizin ortaklaşan yönleri olduğunu gördük. Bu akan yollar birleşip, nehir oluştursa bundan daha nice canlı beslenir diye düşündük, bunun yollarını aramaya koyulduk. Köy topluluğumuzun da katılımcı ve barışçıl birliktelik vizyonundan aldığımız ilhamla bazen bir zeytinin gölgesinde, bazen Öğretmen Köyü’müzün hepimizi saran üretken havasında  bir araya geldik ve çalışmaya başladık.

Biz katılımcı ve barışçıl öğrenme ortamları oluşturabilmek için duyguları fark etmenin, tanımanın, duygu dağarcığını geliştirmenin önemli bir başlangıç olduğunu deneyimliyoruz ve bu konuda çalışmalar yapıyor, araçlar geliştiriyor, paylaşıyoruz.

Dileriz birbirimize ilham olur, birlikte üretir ve barışı her yerde mümkün kılmanın olanaklarını arayacağız.

Eğitim, insanların etkileşim içinde olduğu değişken ve dinamik bir süreçtir. Eğitim veren kişiyle alan kişi ya da kişiler arasında zaman ilk karşılaşma anından itibaren bir ilişki başlar ve bu ilişki karşılıklı olarak tarafları dönüştürerek devam eder. Dolayısıyla eğitim ortamında bulunan kişilerin halleri birbirleri üzerinde doğrudan bir etki gücüne sahiptir. İnsanların yaşadıkları her tür zihinsel, duygusal bedensel değişim eğitim ortamının tekrar tanımlanmasına neden olur. Bu süreçte verilen eğitimin etkinliğini artırmak sadece eğitim içeriğiyle değil, değişime sürekli yeniden adapte olabilme becerisini de gerektirir. İnsanların birbirlerinin ihtiyaçlarını görebilmeleri, duyabilmeleri ve elinden geldiği kadarıyla anlayabilmeleri eğitim ortamındaki duygusal iniş çıkışların daha öngörülebilir olmasını sağlar. İhtiyaçların karşılıklı olarak ifade edilebilmesi, bu ihtiyaçların imkanlar dahilinde karşılanması için iyi niyetli bir çabanın gösterilmesi eğitim alanını güvenli hale getirir. Güvenli alanın yaratılması eğitimi veren ve alan kişilerin duygusal olarak daha stabil halde bulunmasını ve dolayısıyla amaçlanan kazanımlara ulaşma ihtimalinin de artmasını sağlar.

Öğrenirken duygulara yer vermenin etkin araçlarından biri de oyun oynamak.  ABD’li Şiddetsiz İletişim Eğitmeni Sura Hart’ın geliştirdiği No-Fault Zone böyle bir oyun. Bir deste duygu kartı bir deste de ihtiyaç kartı ile yalnızken ya da karşılıklı iki kişinin katıldığı bir oyun. Düşünün kavga etmişsiniz ve içiniz karma karışık.

Geçin oyunun başına, alın kartları elinize ve içinizdeki dalgalar yatışıncaya kadar bırakın kartlar sizi desteklesin. Bir süre sonra netleşmeye başladığınızı kendinizi daha iyi anladığınızı fark edeceksiniz…