Okullarda Yapmayı Bırakmamız Gereken 43 Şey

Bu ay 43 yaşıma…evet tam olarak 43 yaşıma girdiğim ve orta yaş krizine aday olduğum doğrudur (korkunç çoraplar giyiyorum ve bir Mountain Dew müdavimiyim). Yaşlılığın bazı dezavantajlarına karşın (ebeveynleriniz gibi konuşmaya başlamak, eski günler için hayıflanmak, yataktan kalkarken duyduğunuz ağrı ve acıların gündelikleşmesi), son bir kaç yılım kişisel ve mesleki düzeyde benim için müthiş geçti. 40’larımda olmak, olduğum kişiye sadık kalmam, inandıklarıma ve deneyimlerime dayanarak (sadece kuvvetli görüşlere dayanarak değil) aldığım kararlarla gurur duymam için bana bolca güç ve güven verdi. Mutluluk hakkında (ki, o içten gelir), öncelikler hakkında (hem kişisel hem mesleki alandaki), hayatımdaki denge üzerine (hala bunda çok iyi değilim ama her zamankinden daha iyi durumdayım) ve eğitim dünyası hakkında (özellikle mevcut politik manzarayla kesişen eğitim dünyası benim için ilgi çekici olmaya devam ediyor), bir çok şey öğrendim.

 

Ben 20 yıldır eğitimciyim ve son birkaç aydır bir yönetici yardımcısı olarak yeni bir mesleki yolculuğa giriştiğimden beri çok şey öğrendim -öğrenme, kelimenin gerçek anlamıyla dakika dakika gerçekleşiyor – bu harika! Daha önce burada yaş günlerime denk gelen kilometre taşı yazıları yazdım. Geçen seneyi atlamış olmama karşın (nedenini bilmiyorum), bu yıl, bugün okullarda yapmayı bırakmamız gereken 43 şeyi paylaşmak konusunda güçlü bir duygu hissediyorum.

 

Bu liste mükemmel mi? Hayır. Herkes hemfikir mi? Muhtemelen değildir. Listedeki her konu üzerine yapılmış araştırmalarım var mı? Hayır. Haklı mıyım? Bilmiyorum ama bir kurucu lider ve şimdi de bir bölge lideri olarak bu liste benim deneyimlerime dayanıyor. İşte, eğitimde yapmayı hemen şimdi bırakmamız gereken 43 şey için listem burada…

 

Yapmayı bırakmamız gerekenler…

 

1) Okulları çocuklardan çok yetişkinlerle ilgili hale getirmek – öncelikle yetişkinler için konforlu ve kolay olana göre kararlar alamayız, çocuklar için en iyi olana göre kararlar almalıyız.

 

2) Ödev vermek (en azından ilkokulda ve belki orta okulda). Şimdiye kadar ödevle akademik başarı arasında pozitif bir ilişki bulunduğunu anlatan herhangi bir araştırma görmedim.

 

3) Not vermek … ne anlamı var? Çoğu okul vizyon açıklamasına yaşam boyu öğrenmeyi yerleştirip, beslemek istediğini söylemesine karşın notlar, öğrenme yolculuğuna bir son veriyor gibi görünüyor. Yaşam boyu öğreniciler geliştikçe geribildirime, yönlendirmeye ve başarısızlığa alan açılmasına ihtiyaç duyarlar. Beni bu konuda arkadaşım Starr aydınlatmıştır.

 

4) Okullarımızdaki bütün yanlışlar için öğretmenleri suçlamak – meselelerimiz bundan çok daha sistemle ilgili ve yaygın olan sorunlardır. Ve kökleri ırkçılık, yetersizlik ve kötüye kullanılan yetki sorunlarıyla dolu bir tarihe dayanmaktadır.

 

5) Sınıf yönetimini uyum ve itaat üzerinden oluşturmak. Bunun yerine katılım ve seçim üzerine kurulmalıdır.

 

6) Çocuklar yanlış bir şey yaptıklarında teneffüs haklarını ellerinden almak (teneffüste ciddi bir yanlış yapmadıkları sürece). Çünkü bizler gibi çocukların da molaya, etrafta takılmaya, eğlenmeye ve sosyalleşmeye ihtiyaçları vardır.

child-830988_1920

7) Toplumsal davranış kartları kullanmak (kırmızı ışık, sarı ışık, yeşil ışık, vb.) Çünkü bunların hepsi çocukları aşağılar ve genellikle mücadele edilen davranışlarda değişiklik yaratmazlar. Arkadaşım Pernille bu noktada beni gerçekten düşünmeye sevk etti!

 

8) Yenilikçi veya ilerlemeci ortamları çok fazla teknolojiye sahip olanlarla karıştırmak!

 

9) Yenilikle teknolojiyi karıştırmak; arkadaşım George bana, yeniliğin mevcut sorunlarımızı çözmek için yaratıcı yollara izin veren (başarısız olabilir) kuvvetli ilişkilerden doğduğunu öğretti!

 

10) Okulda uğraştığımız çocuğun ebeveynini suçlamak; bu bir ortaklık, suçlama oyunu değil.

 

11) Okullarımızda gerçekleşen harika şeyleri kendimize saklamak – dört duvar bariyer haline gelmemeli, bunun yerine cama dönüşmeli ve biz okulumuzda gerçekleşen harika şeyleri gururla paylaşmalıyız. Arkadaşım Amy (ve onun müthiş öğretmenleri) okul hikayelerini anlattıkları muhteşem bir iş yaptı!

 

12) Boşluk doldurmalı veya çoktan seçmeli cevapları olan testler vermek; bu, not vermek için kolaylık olabilir belki ama çocuklarımızın eleştirel düşünme becerilerini yapılandırmıyor.

 

13) Okuma günlükleriyle, okuma ödevleriyle ve okumayı notla değerlendirerek okuma sevgisini öldürmek.

 

14) Yetişkinler olarak bizler rahat hissetmediğimiz için teknolojinin sınıf dışında tutulması… o gemi çoktan kalktı!

 

15) Meşguliyetle teknolojiyi birbirine karıştırmak; evet, ekranlar çocuklarımızı hemen meşgul eder ancak bu, uğraşı derecesinin 1. seviyesidir. Biz çocukların işbirliği, iletişim, yaratma ve eleştirel düşünmede daha yüksek düzeyde meşgul olmalarını desteklemek istiyoruz. Ben meşguliyeti düşünme edimi olarak ele alıyorum, sadece sessizce otururken ve çalışırken değil!

 

16) Saçma sapan alıştırma kağıtları kullanmak – Bilirsiniz bu kağıtların üst tarafında bir kelime bankası olur, veya bir düzine çoktan seçmeli sorular bulunur. Biz çocuklarımızın bu tip çalışma kâğıtlarının ustası olmalarını istemiyoruz çünkü dünyayı değiştirmenin yolu bu değil.

 

17) Proje Tabanlı Öğrenme ile PROJELER’i birbirine karıştırmak! Projeler bir ürün hakkındadır (çoğunlukla her öğrenciye aynı görünür), Proje Tabanlı Öğrenme ise genellikle öğretmen tarafından oluşturulan bir çerçeve içinde, öğrencinin yürüttüğü bir sorgulama ve süreçtir… Arkadaşlarım Ross ve Erin bu konuda bana çok şey öğretti!

 

18) PROJELER konusundayken, onları aileler tamamlasın diye eve göndermekten vaz geçmeliyiz. Ailelerimizin profesyonel görünen kitap özetleri veya üç katlı panoları yapması gerekmez! Proje bu kadar önemliyse, onu oyun düzeyinde ve işbirliğinin bir parçası olarak okulda yapın.

 

19) Çocuklarımızdan okul günü boyunca sessizce çalışmasını istemek; düzensiz, dağınık, gürültülü ve işbirlikçi sınıflar genellikle sessiz olanlardan daha başarılıdır.

brush-1838983_1280

 

20) Ailelerimizi sadece (kermes gibi) özel etkinlikler sırasında okul yaşantısına dahil etmek yerine, ailelerimiz öğrenmenin bir parçası olarak sürece katılmalı.

 

21) Öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin ana plana dahil olmaması – öğretmenlerimiz öğretim yılı boyunca öğrenme fırsatına sahip olmalı! Ve mesleki gelişim bir atölye ya da konferans olmak zorunda değildir; mesleki gelişim çalışması öğretmenler tarafından ve hatta çocuklar tarafından, müdür tarafından yapılabilir! Ve, öğretmenlerimizin Twitter sohbetlerine katılmak, web seminerleri izlemek, blog yayınları okumak (veya yazmak) gibi faaliyetlerle mesleki gelişimlerini nasıl sürdürecekleriyle ilgili tercihte bulunma imkanları olmalıdır.

 

22) Lider yetiştirmek üzere mesleki gelişim faaliyetleri oluşturulmalı (bu size geliyor okul yöneticileri). Bu tip çalışmalar yok denecek kadar az, çünkü yöneticilerimizin binalardan ayrılmalarını istemiyoruz – bu iyi değil! Liderlerimizin eğitimlerini desteklemeliyiz – onları konferanslara, eğitim kamplarına, kurslara katılmaya, web seminerleri izlemeye vb. teşvik etmeliyiz. Çünkü, eğer güncel olanı takip ederlerse, okullarımızın yenilenme ve daha iyi duruma gelme şansı artacaktır.

 

23) Okul liderlerinin bir okul kültürü üzerinde en büyük tekil etkiye sahip olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi. Bir müdür hapşırdığında bütün okulun soğuk algınlığına yakalanacağını bana Todd Whitaker öğretti. Ve 10 yıl müdürlük yapmış birisi olarak, bütün samimiyetimle bunun DOĞRU olduğunu söyleyebilirim!

 

24) Veri duvarından ya da veri toplantılarından ya da okulunuzda buna her ne ad veriyorsanız oradan, “soyut veri”leri çıkarmak! Gösterge olarak sadece test puanlarına bakamayız, bunun yerine gözlemi, görüşme notlarını ve ilişkileri de hesaba katmamız gerekir çünkü hepsi çocukların performanslarını anlamada etkilidir.

 

25) Aralık ayına kadar çocuklardan gülümsememizi gizlemek – bu sadece saçma! İLK GÜNDEN itibaren çocuklara gülümsemek gerek! Gülümseyen öğretmenler ve çocuklar, mutlu öğretmen ve çocuklara neden olur ve bu aralarında olumlu ilişkiler kurulmasına yol açar ve bu aktif öğrenmenin anahtarıdır!

 

26) Okulda olup biten her şeyi ilişkilerin etkiliyor olduğu gerçeğini göz ardı etmek. Okullarımızın saygı ve güvene dayalı, olumlu ve sağlıklı ilişkiler üzerine inşa edilmesi gerekiyor!

 

27) Kültürün özel günler ve partilerden daha fazla bir şey olduğu gerçeğini göz ardı etmek; kültür güven, saygı ve ortak bir vizyonla ilgilidir!

 

28) Okul kültürünün sürdürülebilirliği için okul sekreterlerinin ne kadar önemli insanlar olduğunu unutmak; bu insanlar okullarımızın yüzleri olduklarından HARİKA olmaları gerekiyor ve bu harikalıklarının farkına varılmalıdır!

 

29) Okul personelinin, binalarımızda günlük çalışan insanların ne kadar önemli olduğunu unutmak; bu zor işleri yapanlar okullarımızı çocuklarımız ve öğretmenlerimiz için sağlıklı ve güvenli yapar!

 

30) Biz, insanlar ve düşünürler olarak tarih içinde büyük değişimler geçirmemize rağmen, ilk tek odalı okullardan bu yana okullarımızın pek fazla gelişmemiş olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi. Okullarımız için harekete geçmenin vaktidir!

 

31) Sadece “ileri düşünme” ya da “ilerici yöntemler”e odaklanmak – çünkü bunu yaptığımızda olmayan, soyut bir şey üzerinde çalışıyoruz. Bunun yerine, çocuklar için en iyi, sağlam ve sağlıklı olan güncel öğretim yöntemlerini kullanabilmek üzere eğitimcilerimizin donanımlarını, yeterliklerini oluşturmaya odaklanalım.

 

32) Yüksek etkisi olacak bazı testlerdeki performansları için çocuklara baskı yapmak (ya da herhangi bir test için). Eğer çocukları ve onların ihtiyaçlarını görebileceğimiz farklılaştırılmış öğrenmeyi (ve değerlendirmeyi) desteklersek, çocuklar bize neyi bildiklerini gösterirler.

 

33) Yalıtıma neden olan “cool” ya da “moda” şeyler üzerinde (iPad’ler, Chromebook’lar, vs.) yoğunlaşmak yerine, insana odaklanmalıyız; ekipman sadece insanlar kullanırken iyidir!

 

34) Öğretmenler için bütünsel öz-yönetimli mesleki gelişim modeline yönelmek. Öğretmenlerin neyi nasıl öğreneceklerini kendilerinin tercih etmesini inanılmaz derecede önemli bulmama rağmen, (Tutku projeleri, mesleki topluluklar vb.) hepimizin üzerinde çalıştığı bazı bölgesel hedefler ve odak noktalarımızın da bulunması gereklidir. Bu, okullarımızın içindeki parçalı hareket sürerken, bütün bir topluluk olarak nasıl hareket edebileceğimizi anlatır.

 

35) Eğitimcilerimizi Twitter’a veya başka sosyal medya platformlarına katılmak için zorlamak. Çünkü gerçek şu ki; bu yöntem herkes için uygun değildir. Bunu söylemekle birlikte; insanları işbirliklerine yönlendirmeliyiz (belki uygulama toplulukları ya da mesleki topluluklar aracılığıyla) böylece, eğitimcilerimiz kendi kabuklarından çıkabilir.

 

36) Okulu öğrenmeden çok öğretme ile ilgili bir yer yapmak – okul öncelikle öğrenme hakkında olmalıdır! Çocuklar, aileler ve eğitimciler için öğrenme her zaman işimizin özünde olmalıdır!

 

37) Eğitimcileri, çocuklarla hiç ilgisi olmayan saçma yönetmeliklerle cezalandırmak; bu yönetmelikler eğitimcilerin sayıya indirgiyor ve bu, ülkedeki eğitimi geliştirmeyecek!

 

38) Ben Deha Saati, Yaratım Atölyeleri ve Probleme Dayalı Öğrenme (PDÖ) gibi moda eğilimleri sevmeme rağmen (bunu Cantiague’de öğrendim) bunların zaman çizelgesinde bir blok içerisine sıkıştırılarak gerçekleşmesinden çok daha derine gidebileceğimizi düşünüyorum. Deha Saati veya PDÖ gibi şeylerin sürdürülebilir olmasını istiyorsak, öğretme biçimimizi değiştirmemiz gerekir – bunlar sadece haftada bir gerçekleşen (gerçi iyi bir başlangıç ​​noktasıdır) özel etkinlikler olamaz; bunu yerine bize günlük yaklaşımlarımızı daha öğrenci merkezli ve öğrenci yönetimli sorgulama imkanlarıyla dolu bir öğrenmeye doğru değiştirmemize yardımcı olmalıdır.

 

39) Sınıfta iğneleyici ve küçümseyici sözler kullanmak – özellikle ilk ve orta okul çocuklarıyla; Çoğu zaman komik olsa bile, bir çocuğu bir kere utandırmak bunu yapmamak için yeterli bir sebeptir!

 

40) Bütün öğretmenlere plan yazdırmak (biliyorsunuz o küçük kutulardaki yazılar bunlar). Bırakalım öğretmenler plan yapsınlar ancak bunlar onlar ve çocukları için anlamlı olmalı.

 

41) Ortak planlama süresinin okul topluluğunun başarısı ve sürdürülebilirliği için kritik önem taşıdığı gerçeğini göz ardı etmek – öğretmenlerimiz ve liderlerimizin fikir, kaynak ve materyalleri paylaşmak için zamana ihtiyaçları var.

 

42) Yalnızca toplantılar uğruna toplantılar yapmak! Hadi… eğer bir e-posta veya bültenle yapılabiliyorsa, o işi öyle yapın ve toplantıları mesleki ve kişisel gelişim için kullanın! Arkadaşlarım Jennifer Peter ve Mark bana toplantıları yeniden değerlendirmeyi öğretti.

 

43) Son olarak, öğrenme topluluğu içerisinde yetişkinlere kolay gelen ve onları iyi hissettiren kararlar almaya bir son vermeliyiz, bunun yerine tüm kararları çocukların yüksek yararına almalıyız. Bu yaklaşım her zaman kolay gelmeyebilir, ancak her zaman doğru olacaktır.

 

Şu çok açık ki, listeyi uzatabiliriz ama sonunda, ben bu 43 maddenin herhangi bir öğrenme organizasyonunun başarısı için kritik önemde ve çocukların yüksek yararına olduğunu düşünüyorum. Katılıyor musun? Hangisine karşısın? Neden? Bu listedeki bir sonraki maddenin ne olması gerektiğini düşünüyorsun?

Kaynak: http://leadingmotivatedlearners.blogspot.com.tr/2017/03/43-things-we-need-to-stop-doing-in.html

Yazar: Tony Sinanis

Çeviri: Rana Babaoğlu