Okumaya Hazır Olmanın Beden ile İlişkisi

LAURA GRACE WELDON

Günümüzde çocuklar her zaman olduğundan çok daha fazla oturuyorlar. Bebeklerin saatleri emeklemek, yürümek veya kucakta taşınmaktan ziyade oto koltuklarına veya bebek arabalarına hapsolmuş şekilde geçiyor. Onlar büyüdükçe günleri eğitsel faaliyetler ve düzenlenen etkinlikler ile yoğun bir şekilde önceden planlanmış hale geliyor. Şimdiki çocukların serbestçe oyun oynamak için TV ve video oyunları gibi dikkat dağıtıcı etkenlerin henüz hayatımıza dahil olmadığı bir kuşak öncekilere göre %25 daha az zamanı var.

Kendileriyle baş başa bırakılan çocuklar, hareket eder. El ele tutuşup bir halka oluşturarak kahkahalar içinde düşene kadar dönerler. Yetişkinlerle birlikte ilgi çekici görevlerde yer almak için yalvarırlar. Zorluklarla karşılaşmak ve hata yaptıktan sonra tekrar tekrar denemek isterler. Tırmanırlar, kazarlar, koşarlar. Yorulduklarında birilerinin onları sallayarak uyutmasını ya da birinin yanına sokulmayı isterler. Bu tüm vücut ihtiyaçlarını bastırmak aslında onların öğrenme yeteneklerini de bozar.

2sandbox

Biliyoruz ki küçük çocuklarımız kendi zaman çizelgelerine göre yürür veya konuşurlar. Bunları onlara öğretmek için hiçbir ödül veya cezaya ihtiyaç yoktur. Yine de, sanki hepsi aynı anda aynı şekilde gelişim gösteriyormuş gibi bütün çocukların 5-6 yaşlarında okumaya, yazmaya ve hecelemeye başlaması beklenir. Akademisyenler, küçük çocuklara bunun onları daha iyi birer öğrenci yapacağı varsayımına dayanarak yüklenirler.

Bu yöntem sadece gereksiz olmakla kalmayıp, belki de öğrenme güçlükleri, dikkat eksiklikleri ve uzun süreli stres gibi sorunlara katkıda bulunuyor olabilir. 5 ve 7 yaşındaki çocuklara okuma öğretilmesiyle ilgili çalışmalar daha erken dönemde verilen derslerin okuma gelişimine zarar verebileceğini bulmuştur. Çocuklar 11 yaşına geldiğinde, daha erken okuma öğretilen çocukların daha sonra öğretilenlere göre metni kavramasının daha zayıf ve okumaya karşı tutumlarının daha az olumlu olduğu görülmüştür.

Okuma-yazma bilmek kolay değildir. Çocukların şekilleri seslere ve kelimelere dönüştürmesini, bu kelimeleri yazılı dil ve konuşma dilinde doğru şekilde hatırlamasını ve anlamlarını anlamasını gerektirir. Okumanın doğal olarak gelişmesine izin vermek veya daha geç öğretmek hevesli ve yaşam boyu okuyan kişiler yaratmaya yol açar. Neden mi?

KONICA MINOLTA DIGITAL CAMERA

Küçükken okumaya itilen çocuklar (kendiliğinden başlayan çocuklar hariç) sağ beyin bölgesi daha hızlı olgunlaşacağı için sağ beyin işlevlerini daha fazla kullanma eğilimindedir. Erken okuyan bu çocuklar, görünüş, içerik, ilk ve son harfler gibi ipuçlarını kullanarak bilinmeyen kelimeleri tahmin etmeye meyillidir. Temel taktikleri görüş kelimelerini* ezberlemektir. Bunlar değerli yöntemlerdir ancak okumak için dengeli yaklaşım değildir. Böyle çocuklar kısa parçalar okuduktan sonra yorulabilir veya sorunsuz okumalarına rağmen okuduklarını anlamada zorluk yaşayabilirler. Kelimeleri çözmek için kullandıkları işlem, içeriği kavramayı zor hale getirebilir. Okuma sorunları sebat edebilir.

Diğer yandan, çocuklar okumayı doğal olarak öğrendiklerinde veya daha geç öğretildiğinde bundan fayda görürler. Bunun sebebi, sol beyin olgunlaşıp iki beyin yarım küresi arasındaki yolaklar geliştikçe, kelimeleri seslendirmenin, anlamlarını gözünde canlandırmanın ve zihinsel olarak soyut kavramları kurcalamanın onlar için daha kolaylaşmasıdır. Kısa görüş kelimelerini ezberlerler ama daha uzun kelimelerin de seslerini çıkarırlar ki bu daha az külfetli bir yaklaşımdır. Okudukları kelime hazinesine daha fazla kelime kattıkça okudukları şeyi daha kolay zihinlerinde canlandırır ve anlarlar.

4reading

Çocukların okuması, yazması ve hecelemesi için, gelişimsel olarak hazır olmaları gerekir. Bazıları 4-5 yaşlarında hazır olurken, bazıları da yıllar sonra bile hazır olmazlar. Bu hazır olma durumu, karmaşık nörolojik yolaklar ve kinestetik farkındalığı da kapsamına alır. Böyle bir hazır olma, alıştırma kitapları veya bilgisayar programları ile yaratılamaz. Beynin olgunlaşmasının yanında bedensel duyum ve hareketlerle edinilen zengin deneyimlerin bir sonucudur.

Bu deneyimler çocuklar oynarken ve çalışırken, özellikle de orta hattı geçen yollarla meydana gelir. Bunlar arasında tırmanma, zıplama, kazma, yüzme, seksek ve yakalamaca oynama, bisiklet sürme, süpürme, koşma gibi kaba hareketler vardır. Ayrıca sebzeleri doğrama, çizme, inşa etme, kafiyeli ve el çırpmalı oyunlar oynama, makas kullanma ve kumda oynama gibi ince hareketler de bunlara dahildir. Ve tabii ki, birinin yanına sokulmak, öyküler dinlemek, şarkı söylemek, yeni tatlar denemek, hayali oyunlardan keyif almaktan gelen esas teşkil eden büyümeyi de unutmamak gerekir. Çocuklar böyle deneyimlere çekilirler. Onlar olmadan, öğrenmek için sağlam bir temelleri olmayacaktır.

5bike

Bu etkinlikler çocuğun beynini yeni nöral yolaklar geliştirmesi için uyarır. Böyle etkinlikler ayrıca güven inşa eder, duyusal süreçleri düzeltir ve çocuğun soyut kavramları gözünde canlandırmasına yardımcı olan bir çeşit doğrudan deneyimler bankası meydana getirir. İyi niyetli yetişkinler, eğitim fuarına uzun süren bir araba yolculuğu yapmayı yağmurlu bir öğleden sonrasını iyi bir şekilde değerlendirmek olarak düşünebilir. Ancak küçük bir çocuğun daha fazla gelişimsel değer (ve eğlence) elde etmesi vaktini su birikintilerinde tepinip çamurda kazılar yaptıktan sonra banyoda oynayarak geçirmesiyle daha olasıdır.

Okumaya hazır olma durumuna katkıda bulunan daha birçok başka faktör vardır. Belki de en önemlisi, oyun, okuma ve sohbetin her günün keyifli bir parçası olduğu destekleyici bir aile hayatıdır. Küçük çocukların yemek yapma, bozulanları tamir etme ve bahçeye bir şeyler ekme gibi amaca yönelik işlerde yer almak istediklerini hatırlamaya yardımcı olur. Ayrıca, özelleştirilmiş oyuncaklarla yerleşik eğlence, televizyon veya video oyunlarının olmadığı serbest zamana ihtiyaçları vardır. Gelişimleri harekete bağlıdır. Bu bedensel deneyimler çocukları şekiller kelimelere, kelimeler hikayelere ve kendileri artık okuyabilen kişilere dönüştüklerinde buldukları sihre hazırlar.

r6eading1

Gönderinin parçaları “Serbest Dolaşımlı Öğrenme” (Free Range Learning)’ten alınmıştır.

Çeviren: Sevcan Bilgin
Düzeltme: Özge Somersan