Şefkatli Eğitmen Olmak İçin-16.Hafta

İletişim sözlerden ibaret değildir. Ağzımızdan çıkanlara tarihimizin bavulundan gözlerimize, dudağımızın kıvrımına, omuzlarımıza dökülenler sözlerden daha güçlü ifadeler bırakır çoğu zaman. Her gün yeni bir başlangıç olsa da; eşimize, dostlarımıza, uzak yakın iletişim içine girdiğimiz herkese önceki karşılaşmaların tortularından arınmadığımız sürece üç gün , beş ay, yedi yıl öncenin etiketlerinin ardından bakarız. Görüntüleri önceden gördüklerimizi, söyledikleri önceden duyduklarımızı aşıp bize ulaşamaz. Bizi capcanlı tutacak o en güzel armağanı, merakı, elimizin tersiyle iter; “zaten bildiklerimiz”in sözde konforlu kollarında hem kendimize hem de iletişim içinde olduğumuz herkese hep aynı senaryoda aynı rolleri oynatır dururuz.

İçimizi bir süre için heyecanla dolduran yeni mekanlar, yeni insanlar da çok geçmeden etiketlenip paket edilirler ve o bildik köşelerdeki yerlerine yerleşirler. Oysa herkesin içinde bizim düşüncelerimizle sınırlayamayacağımız kadar capcanlı bir hayat var. Bu capcanlı ve biricik hayatların bizimle paylaşılmasına izin verdiğimizi hayal etmek sizi de heyecanlandırmıyor mu?

16. Hafta

Öğrencileriniz sınıfın kapısından içeri girdiğinde onları; paylaşacakları düşünceleri, duyguları, ihtiyaçları, becerileri, ilgi alanları, yetenekleri ve armağanları ile bütünlüklü insanlar olarak mı görüyorsunuz? Yoksa tembeller, rahatsızlık unsurları, yabaniler, talepkârlar ve asiler olarak mı?

Her günün başında ve tüm yıl boyunca düşünceleriniz genellikle sözlerinizden çok daha yüksek sesle iletişim kurar.

Öğrencilerinizi düşündüğünüzde aklınıza gelen on tane tanımlayıcı sözcük veya ifadeyi hızlıca defterinize yazın. Öğrencileriniz hakkında düşündükleriniz onların davranış biçimlerini etkiliyor olabilir mi?

Önyazı ve Çeviri :Bediz Gürel

Kaynak:http://www.nonviolentcommunication.com/publisher/publisher.htm