Şefkatli Eğitmen Olmak İçin-18.Hafta

“Evvel zaman içinde” diyerek başlamak istiyorum bu yazıya. Anlatacaklarımdan bugüne öyle çok eyledik öyle çok biriktirdik ki. Belgeleyemediklerimizin ve daha çok kişiye ulaştıramadıklarımızın yasını tutuyorum ara sıra. BBOM hayatıma girdiğinden beri, daha iyi bir ifadeyle ben BBOM çatısı altında bir şeyler yapmaya başladığımdan beri tek başına beni duygulandırmaya yeten “zaman” sözcüğü ile bile çoğu kez duygulanmaya zamanım olmuyor. Bir düşüneyim desem, çok kısa bir aralıkta yaşanan öyle çok şey üşüşüyor ki zihnime ve kalbime hangisinde durayım seçemiyorum. Bu yazı için seçtim birini, şimdi de zamanla uyumlu başlangıcı yapayım.

Bundan tam bir buçuk yıl önce, BBOM Öğretmen Köyü’nde ilk birlikte yaşama deneyimimizi gerçekleştirdiğimiz bir kamp yaptık. BBOMÖK Başlangıç Programında 6. ve 7. nesil katılımcılarımızı konuk etmemize çok az zaman kaldı bugünlerde. Kamp yaptığımız sırada ise ilk iki nesil vardı sadece, köyün hem kavramsal hem fiziksel hali ise hayalden gerçeğe dönüşme hızı ile o zaman küçücük olan topluluğumuzu büyülüyordu.

Kamp sırasında şartlar şimdikinden çok farklıydı. Kamp gecelerinden birinde köyün belki de ilk Vampir Köylü oyununu oynadığımızda birbirimizin yüzünü yıldızların aydınlatması ile zar zor görüyorduk. Bulaşığı hortumla yerde iki büklüm yıkıyorduk. Sürekli yürüyüp düşünüyorduk ne nerede olur diye. Gündüzleri güneş çok yakıcı hale gelmeden karar verip aramızda paylaştırdığımız fiziksel işlere dağılıyorduk. Ben araziden taşları toplayıp kenarlara yığma işine gönüllü olmuştum. Beş altı kişiydik grupta. Biz yapmasak olurdu bu işi, tamamını biz yapmadık, çok taş vardı, çok az katkımız oldu. Ama işte aslında lüzumsuz gibi görünen o taş toplama işinin bana düşündürdükleri, katkısı anlatamayacağım kadar çok.

Ağır bir işti, başta konuşmuyorduk. Bedenlerimizin hareketleri hayal meyal gözlerimize çarpıyordu. Cırcır böceklerinin eşliğinde ahenkli bir dansa dönüştü taş toplama kısa sürede. Biz daha önce bu grupla bir araya gelip eğitim konuşmuştuk, sunum hazırlamıştık, eğitim materyali üretmiştik. Birbirimizi tanıyorduk, birbirimize güveniyorduk. Ancak ilk kez birlikte çok güzel şeyler gerçekleştireceğimizi hayal ettiğimiz bir arazinin taşlarını temizliyorduk. Konuşmasak da hayallerimiz yorgun bedenlerimizden çıkıp bir araya geliyor taş yığınları yükseldikçe somutlaşıyordu. Kimse kimseye ne yapması gerektiğini söylemiyordu. Kararlı bir şekilde çalışıyorduk, birbirimizi kollayıp gözeterek. Patron yoktu, müdür, amir, şef yoktu. Hepimiz kendi kapasitesi ve gücünde bilmediği bir alanda emek veren bireylerdik. Bir saat içinde birlikte artık başka bir şeye dönüşmüştük, çok daha güçlü bir şeye.

Sonra yorulmaya başladık, bırakmak istemiyorduk. Mizah koştu geldi yardıma, içimizden biri “taşı gediğine koyuverdi”, bir başkası hapşırdı “taş üstünde taş bırakmadı”, biri çalışmasıyla herkese “taş çıkarttı”. İçinde taş sözcüğü geçen deyimler hızla akıyordu artık. Deyimlere şen kahkahalar eşlik ediyordu. Kahkahayla sarsılan bedenler bir taraftan dinlenip tazeleniyor, neşeyle tekrar işe sarılıyordu.

Biz o gün köy arazisinin taşlarını toplarken toprağa kahkahalarımızı dağıttık. Bugün o kahkahaların hangi köşeden hangi köylünün karşısına çıkacağı bilinmez. Her bir araya gelişte o kahkahalar yenilerini aşılar, her öğrenme şölene dönüşür.

Ben o kampta ve BBOM’daki hemen her varoluşumda “birlikte güç” kullanmayı deneyimledim, “birlikte güç” kullanmanın tadına vardım. Her deneyim beni çok büyüttü, geliştirdi, bir sonraki için güçlendirdi. “Üzerine güç” kullanıldığında her şeyin nasıl yabancılaşıp tatsızlaştığını, niyetle kopan bağlantının yıkıcı sonuçlarını gördüm.

Biz öğretmenler öyle şanslıyız ki sınıflarımızda, okullarımızda her gün bizi “birlikte güç” kullanmanın ustaları karşılıyor. Onların ustalıklarına kendimizi bırakarak yapacağımız gözlemlerle yaşayacağımız farkındalık eşsiz olacak. “Üzerine güç” kullanmaktan vazgeçtiğimiz her an neşeli öğrenmelerle dolu en güzel öğretmenlik anılarımıza yazılacak.

18. Hafta

Beden dili, “üzerine güç” veya “birlikte güç” kullanmak perspektifi ile mi konuştuğumuzu karşımızdakine geçirebilir.

Öğrencilerinize karşı nasıl bir beden diliniz var? Beden diliniz iletişim halindeyken neler söylüyor?

Boyları ne kadar kısa olursa olsun, “birlikte güç” perspektifinden konuşmak istediğimizi çocuklara iletmek için, onlarla göz teması kurarak konuşabilelim diye, çömelebilir veya  bir yere oturabiliriz. Bizden uzun boylu olan öğrencilerimizi de göz teması kurarak konuşabilelim diye oturmaya davet edebiliriz.

Öğrencilerinizin sizinle etkileşim halinde olduklarında hangi sıklıkla yukarı baktıklarına dikkat edin.

Önyazı ve Çeviri :Bediz Gürel

Kaynak:http://www.nonviolentcommunication.com/publisher/publisher.htm