Şefkatli Eğitmen Olmak İçin-20.Hafta

İkinci döneme başlıyoruz bugün. Tatilde; merak ettiklerimizin, yapmak istediklerimizin peşinden gittik, tazelendik. Bu tazelenmenin uzun soluklu olması dileğimizle hemen uçup gidecek mi kaygımız dans ediyor zihinlerimizde.

İki haftadır gezip gördüğümüz mekanlarda yaşadığımız heyecanı, öğrenme sevincini sınıflarımıza taşıyamaz mıyız? Tatildeki keşiflerimizin heyecanı ile sosyal medya paylaşımları üzerinden kurduğumuz merak ve öğrenme iletişimini; gözlerini kocaman açmış ağzımızdan çıkacağı bekleyen, her uyarıya bin bir sürprizle karşılık verecek güzelim çocuklarımızla ete kemiğe büründüremez miyiz?

O tatil, bu keyif, şu iş, öteki müfredat, beriki sınav… Hele şu konuyu bir işleyeyim, bunu anlatayım, kitaptaki alıştırmaları yaptırayım da; zaman kalırsa… Zaman bizim seçimlerimizle biçimleniyor, kalıyor veya kalmıyor.

Öğrencilerinizle birlikte ders kitabının çizdiği çerçevenin dışına çıkabilen bir şeyler üreterek öğrendiğinizi, çok eğlendiğinizi, zaman mefhumunu unuttuğunuzu hayal edin; her gün “Bakalım bugün neler olacak?” merakıyla okula gittiğinizi. Bir bakarsınız bir sonraki tatil gelmiş bile.

20. Hafta

Öğrenme ihtiyacımızı kendimiz için yeni şeyler keşfederek karşılıyoruz, bize birinin anlattıklarını ezberleyerek değil.

Öğrencilerinizi bir sürü soru oluşturup sormaları, kendi çıkarımlarını yapmaları ve kendi teorilerini inşa etmeleri için cesaretlendiriyor musunuz? Öğrencilerinizin sorularını ciddiye alıyor ve onların kendi cevaplarını bulabileceklerine güveniyor musunuz?

Yoksa sınıfınız ağırlıklı olarak ders kitaplarının cevapları, sizin bilgi ve görüşleriniz için ayrılmış bir platform mu?

Önyazı ve Çeviri :Bediz Gürel

Kaynak:http://www.nonviolentcommunication.com/publisher/publisher.htm