Şefkatli Eğitmen Olmak İçin-32.Hafta

Şiddetsiz İletişim bizi duygularımızı ve bu duyguların ardında yatan ihtiyaçlarımızı fark etmeye davet ediyor. İhtiyaçlarımızı fark ettiğimizde onları karşılamanın farklı stratejilerini bulma yolunda yaratıcılığımız harekete geçiyor. Durağan, tutsak eden bir dil ve cansız bir varoluştan sıyrılıp canlılık ve zenginliği deneyimleyebiliyoruz.

Talepler buyurgan ve tutsak edici. Yerine getirilmediğinde ötekinin cezalandırılacağını ta en baştan haber veriyor. Cezalandırılmama motivasyonu ile davranmak talep yerine getirilse de getirilmese de iki tarafı da özünden uzaklaştırıyor. İlişkinin sahiciliği yitiyor, her şey talep eden-boyun eğen veya talep eden-kaçan/reddeden arasına sıkışıp kalıyor. İki insanın biricikliğinden doğacak nice farklı seçimin ölü doğumu ile sonuçlanıyor her iletişim deneyimi böyle olunca.

Böyle sıkışık bir varoluş ve eyleme pratiği içinde; merak ile motive olan öğrenmenin yeşermesi de mümkün değil elbet. Merak yok çünkü, merak yerini tekdüzeliğe ve ezbere bırakmış. Her alanda olduğu gibi burada da ilk adım farkındalık. Farkındalık yolunda bu haftaki ipucunu aşağıda bulabilirsiniz. Durmak deyip geçmeyin; o kısacık durma anları bazen paha biçilmez dönüşümlerin habercisi olabiliyor.

32. Hafta

İhtiyaçlar en açık şekilde üç sözcükle ifade edilebilir, örneğin: “Netliğe ihtiyacım var”, “Dikkate ihtiyacım var”. İhtiyaçlar kişiye özgü değildir.

Yani, kendinizi, “Senin … yapmana ihtiyacım var” diyecekken duyarsanız bilin ki talep olarak duyulacak bir strateji dile getirmek üzeresiniz.

Bir dahaki sefere kendinizi “Senin … yapmana ihtiyacım var” diyecekken duyarsanız, durun ve söylemek üzere olduğunuz taleple yer değiştireceğiniz bir ihtiyaç sözcüğü bulun.

Önyazı ve Çeviri :Bediz Gürel

Kaynak:http://www.nonviolentcommunication.com/publisher/publisher.htm