Şefkatli Eğitmen Olmak İçin-8.Hafta

Barış olmadan öğrenmek üretmek de mümkün olmuyor. Barışı ancak burnumuzun dibinde, parmaklarımızın ucunda, kalbimizin ücra çeperlerinde arayıp yeşertmeye başlayabileceğimiz farkındalığına varmadan; küçük didişmeler ve büyük hamasi konuşmalar içinde yıllarca debeleniyor, yaşam iştahımızı kaybediyoruz. Okul deneyimlerimizi düşündüğümüzde aklımıza yapmak isteyip de yapamadığımız, istemeden yapmaya zorlandığımız bir dolu şey üşüşüyor. Bu tatsız deneyimler, içimizdeki barışı yitirmemiz yolunda çok önemli adımlar olarak hatıralarımıza yazılı. Bütün bunların üzerine bir de öğretmen olmayı, yaşamımızın büyük bir bölümünü okullarda geçirmeyi seçmek…

Bu seçimin ardında bilinçli bir motivasyon olabilir, bu motivasyon yıllar içinde sonradan da oluşabilir. Nasıl olursa olsun, hepimiz bizi memnun eden bir yaşam yaşayıp kendimizin ve başkalarının hayatına katkıda bulunmak isteriz. Yaptığımız işi sahiplenmek, içinde yaşadığımız topluluğa ait olmak bizi canlandırır.

Matematik dersinde öğretmenin toplama ve çıkarmayı birbirinden çok faklı iki şeymiş gibi öğretmesiyle başlayan matematiğe belki ilk yabancılaşma gibi biz de okulu çocukların öğrendiği bunun için de kendilerine söylenenleri yaptığı okuldan çıkınca da öğrenme eylemi sonlandırdığı mekanlar olarak gördüğümüzde yaptığımız işe dolasıyla da yaşamımızın büyük bir bölümüne yabancılaşırız. Yabancılaşma gözlem yapmamıza engel olur, gözlem yapamayınca duygu ve ihtiyaçlarımızın farkına varamayız. Karşılanmamış bir dolu ihtiyaç biriktirir zamanla öğrencilerimizin de aynı şeyi yapmaları için istemeden onlara rol model oluruz. Barışı kaybetmek için gerekli zemin hazırdır artık.

Öğretmenlik mesleğini seçme motivasyonumuzda barışı yeşertmeye katkı sunmanın olduğuna inanıyorum ben. Okulları katılımcı ve barışçıl öğrenme toplulukları olarak tasarlayıp yaşayabilmek, önce buna zaten hazır olarak doğmuş çocuklarımızı sonra da bizi canlandıracak. Bunu nasıl yapabileceğimize dair ipuçları var işte her hafta paylaştığımız kısa çevirilerde. Kendimizin ve öğrencilerimizin ihtiyaçlarını fark etmek ve bu ihtiyaçları karşılayacak stratejileri öğrencilerimizle birlikte arayıp bulmak da bunlardan biri.

8. Hafta

Öğrencilerin okula getirdikleri yegane ihtiyaç öğrenme değildir. Aidiyet, eğlence, özgürlük ve hayata katkıda bulunma ihtiyaçlarını da getirirler. Bu ihtiyaçlar kabul edilip karşılanmadığı sürece kendilerini yeterince güvende hissedemez ve bunun sonucu olarak da öğrenme sürecine tümüyle odaklanamazlar.

Öğrencileriniz için bir ihtiyaçlar listesi yaratın – okula gelirken yanlarında getirdikleri tüm ihtiyaçları içeren bir liste. En az haftada bir, herkesten bu listeye bakıp ihtiyaçlarının okulda nasıl karşılandığını ifade etmesini isteyin.

Elde ettiğiniz bu bilgileri sınıf tartışmalarınızın temeli olarak kullanın.

Önyazı ve Çeviri :Bediz Gürel

Kaynak:http://www.nonviolentcommunication.com/publisher/publisher.htm