Şefkatli Eğitmen Olmak İçin-9.Hafta

“Öğretmen” kelimesinin tarihi ağırlığı bize hep en iyisini yapmamız gerektiğini söylüyor. Şekil verilen hamur, yontulan ahşap metaforlarıyla yoğurulup yontulmuşuz uzun zaman bizler de. Beynimizden kalbimize giden yolu tıkamış böyle yüzlerce metafor, söz, karşılaştırma, imalı bakış, jest, mimik.

Bütün bu tortuları bir iğne ile oymaya başlamak; içlerinden kalbimize ışık sızmasına izin vermek için hiçbir zaman geç değil. Bir önceki cümleyi kendi deneyimimden yola çıkıp yazdım. “Ben mükemmeliyetçiyim” hayıflanmalarımdaki kibri fark ettiğimde kendime ve çevreme karşı ne kadar acımasız olabildiğimi görmeye başladım. Farkındalık bir çırpıda dertlerime deva olmasa da artık bir şeyler istediğim gibi gitmediğinde kendimi ve başkalarını cezalandırmak yerine koyabileceğim yaratıcı stratejiler deneyebiliyorum.

Hayat deneylerden ibaret; zalim veya mağdur olmayı bırakıp kendimizi yanılmalarımızdaki öğrenmeye açabildiğimiz sürece yaşam enerjimiz de artıyor. Uzun ve ağır yüklü bir yolculuk bu. Biz yol aldıkça şefkat artıyor, yük hafifliyor.

9. Hafta

İnsanın kendini acımasızca eleştirme ve yargılama hali genellikle başkalarını da eleştirmesi ve yargılamasıyla sonuçlanır. Unutmayın … başkalarına şefkat kişinin kendine şefkatiyle başlar.

İhtiyaçlarınıza şefkatinizi artırmak için kendinize yönelttiğiniz ahlakçı yargıları tercüme etmeye zaman ayırın.

Kendinizi yargılandığınızı fark ettiğinizde, bu yargıyı bir deftere not edin. Yargılarınızı, hemen o an duygu ve ihtiyaçlara tercüme etmeye vaktiniz yoksa; günün sonunda yargılarınızın üzerinden geçin ve not ettiğiniz her bir yargının ardındaki ihtiyacı belirleyin.

Önyazı ve Çeviri :Bediz Gürel

Kaynak:http://www.nonviolentcommunication.com/publisher/publisher.htm