Şiddetsiz İletişim Okulları Diye Bir Şey Var Mı, Yoksa Bu Bir Hareket Mi?

Marshall Rosenberg yıllar önce “Şİ Okulları”ndan, namı diğer “Zürafa Okulları”ndan bahsetmeye başlamıştı ve o zamandan beri insanlar bize hep aynı soruyu soruyorlar, “Peki nerede bu Şİ Okulları?”

Biz de derin bir nefes almak için duruyoruz.

Çünkü, gerçek şu ki “Şİ Okulu” diye bir şey var mı yok mu biz de bilmiyoruz.

Bazen “Marshall daha iyi bilir ya” keşke bu etiketi hiç kullanmamış olsaydı diye mırıldandığımız oluyor. Marshall’ın etiketler hakkında söylediklerini hatırlarsak; Etiketler durağan ve insan zihninin ürünleri olduğundan “öldürür”. Etiketler, durağan olmayan ve sürekli değişen yaşam devinimi olan gerçekliğe gölge düşürür.

Marshall bu konuda Hintli J. Krishnamurti ile aynı düşüncedeydi. İster “çocuk”, “ebeveyn” isterse “öğretmen”, “öğrenci” gibi her etiket zihinde yaratılır. Etiket, içimizde ve çevremizde cereyan eden somut yaşamın kendisi ile alakası olmayan sabit bir imgeyi güçlendirir.

Ve manzara zihnimizdeki imgeyle belirleniyorsa o zaman Şİ Okulu neye benzer? Burnumuzun dibindekini görme şansını kaçırırız. Önümüzdeki hayatı görmeyi ve ona doğrudan karşılık vermeyi atlarız.

Krishnamurti’nin, etiketlerin trajedisine dair, bunun özellikle öğrenme süreci ile ilgisi üzerine ayrıntılı bir konuşması vardır. Bu konuşmada: “Ne öğrenci ne de öğretmen var; bir tek içimde süren öğrenme ve öğretme var. Öğreniyorum ve aynı zamanda kendime öğretiyorum: hepsi tek bir süreç. Önemli olan bu. Kişiye canlılık, anlamlı bir derinlik hissi verir. 

(Eğitime Dair, 1974, s. 149)

Tabi ki insanların “Şİ Okulları”nı sormasının ardındaki motivasyonu da anlıyoruz. Çünkü bu soruyu soranlar aynı bizim gibi Marshall’ın “hayatı zenginleştiren eğitim” demekten hoşlandığı mevcut sistemden tamamen farklı bir eğitimin hayalinden ilham almış insanlar. 

Bu soruyu soranlar, bizler gibi çocukları için daha insani, hayat dolu bir eğitim deneyimi özleyen ebeveynler. Onlar şefkat, özen, katılım, adalet ve şiddetsizlik gibi değerleri benimseyen ve destekleyen okullarda çalışmanın özlemini çeken öğretmenler. Ya da Şiddetsiz iletişimle gençken tanışmış olmayı dileyen ve eğer gençken tanışsalardı yaşamalarının nasıl da farklı olabileceğini düşünen şiddetsiz iletişim uygulayıcıları.

Ve bu soruyu soranlar, herkesin gözetildiği bir dünyanın hayalini kuran vizyonerler.  Çocuklar kendileri ile birlikte keşfetme-öğrenme heyecanı taşıyan öğretmen ve ebeveynler tarafından kabul gördüğünde, empati ve net iletişimle karşılandıklarında bunun gerçekleşeceğini seziyorlar. 

Marshall bize tamamen farklı ve yepyeni bir öğrenme ortamının oluşturulması konusunda ilham oldu. Hayatı zenginleştiren öğrenme topluluğu diye adlandırabileceğimiz bu öğrenme ortamında  bize rehber olacak özelliklerinden bazıları şunlar: 

  • Öğrenciler ve öğretmenler (ebeveynler ve okul çalışanları) birlikte ve birbirinden öğrenir.
  • Öğrenme kazanımları ve kuralları, bunlardan etkilenecek herkesin anlaşmasıyla belirlenir.
  • Öğreneneler içsel değerlerden, ihtiyaçlar ve arzulardan motive olurlar
  • Öğrenme ortamında hiçbir şekilde baskı yoktur.

Şİ Eğitmen Enstitüsü ekibi hayatı zenginleştiren öğrenme toplulukların oluşmasını desteklerken yıllardır bu rehber kendilerine ilham oluyor.

Ve bu çalışmalarımızla yalnız olmayışımızı kutluyoruz. Eğitim için benzer özlem ve hayalleri olan daha pek çok kişi var. Eğitim alanında daha çok şefkat, iletişim, sahicilik ve güçlenmeye doğru bir hareketten söz edebiliriz. Eğitimcilere öğretmenliklerinde ve okullarında dönüşüm yaratmak için ilham veren bir hareket bu.

Dünyanın pek çok yerinde; adı Montessori, Waldorf okulları, veya demokratik, özgür veya devlet okulları olan okullarda, sayıları her geçen gün artan eğitimciler okullarını ve sınıflarını çocuk katılımının artacağı biçimde şekillendiriyor; karar alma mekanizmalarını çocukların okul deneyiminde daha çok söz sahibi olacağı şekilde yapılandırıyorlar. Bağlantı için paylaşım çemberlerini, bağlantı koptuğunda devreye giren onarıcı çemberleri; akran arabuluculuğunu, sosyo-duygusal farkındalık ve becerileri okul yaşamının içine dahil ediyorlar.

Başka eğitmenler, Marshall Rosenberg gibi hayatı zenginleştiren eğitim konusundaki vizyoner liderlerin ilkelerini benimseyen kendi yeni okullarını açmak için çabalıyorlar.

Bazı şirketler ve  sivil toplum kuruluşları okullara farkındalık eğitimi programları ve danışmanlık hizmeti sunuyor; akran arabuluculuğu için sponsor oluyor; empati, onarıcı çemberler ve şefkatli iletişim için eğitimler sunuyorlar.

Sunduğumuz Teach for Life! -Yaşam İçin Öğret!- inzivasında bir araya geldiğimiz eğitimciler de bu hareketin bir parçası. Kendileriyle benzer duyguları paylaşan öğretmenler, okul yöneticileri ve çalışanları ile buluşmak, bağlantı kurmak ve birbirlerinden öğrenmek için bir araya geliyorlar. Canlı, hayat dolu, şefkatli okulların iyi örneklerini öğrenmek için istekliler. Şİ’den destek alabilme yollarını keşfetmek istiyorlar.

Teach for Life!’ta özellikle Şİ’nin bu hayatı zenginleştiren eğitim hareketine nasıl katkıda bulunabileceğine odaklanıyoruz: Şİ bilincinin vücut bulmasına öncelik veriyor; sınıflar ve okulları canlı öğrenme topluluklarına dönüştüren ihtiyaç-tabanlı yapılar, süreçler ve uygulamalar sunuyoruz. En temel uygulamalarımızdan biri şu çok temel ve çok önemli soruyu ele alan sınıf tartışma ve anlaşmalarının kolaylaştırıcılığını yapmak:
“Birlikte nasıl yaşamak ve öğrenmek istiyoruz?”

Öğretmenler okullarına dönüp uygulasınlar diye bu süreci kolaylaştırıyor ve modelliyoruz. Böylece öğretmenler modası geçmiş, dışsal “çocukları terbiye eden” ödül-ceza stratejilerinin yerine ihtiyaçların motive ettiği içsel stratejileri koyuyorlar. Böylelikle öğretmenler, öğrencilerin akademik ve sosyo-duygusal öğrenme heveslerini destekleyebiliyorlar.

Bu süreç esnek ve uyarlanabilir. Hangi okulda, hangi şekle girerse girsin; tüm öğrenme topluluğunun üyelerinin arzu ettiği gibi keşif ve birlikte yaratma süreçlerinde katılımcılığın artması biçiminde sonuçlanıyor.

New Mexico, Albuquerque’teki Mountain Mahogany School’da öğrenim yılı başında her sınıf “Birlikte nasıl yaşamak ve öğrenmek istiyoruz?” sınıf anlaşmalarını yapıyor. Bu soru etrafında görüş alışverişinde bulunmaya, sınıfları için belirledikleri  ihtiyaçlar ve değerleri ne kadar karşıladıklarını gözlemlemeye yıl boyu devam ediyorlar. İşler istedikleri gibi gitmediğinde küçük ayarlamalar yapıyorlar. Eğer bir yetişkin, okul bahçesinde bir öğrenciyle davranışları konusunda konuşmak isterse karşılıklı açıklık ve anlayışla başlanıyor sohbete: “Bu konu ile ilgili sınıfınızda neye karar vermiştiniz?” Bu soru öğrencinin sürekli ve bütün içtenliğiyle onayladığı kararları hatırlatmanın kolay bir yolu aynı zamanda.

California, San Jose’de  bulunan Casa di Mir’de öğrenciler ve öğretmenler her okul yılı başında haftalarca evrensel ihtiyaç kartlarına bakıyor ve her birey için en önemli ihtiyaçları seçiyorlar. Sonra da bir bütün olarak sınıfları, en sonunda da okulları için en önemli ihtiyaçlara karar veriyorlar. “Yaşama Kodumuz” adını verdikleri anlaşmayı temsil eden çizimler ve kolajlar yapıyorlar. Yıl boyu topluluğun bir araya geldiği toplantılarda ihtiyaç temelli yaşama kodu problemleri ele alırken bir çerçeve oluşturuyor. Okul yöneticilerinden birinin sözleriyle ifade etmek gerekirse, “’Birlikte nasıl yaşamak ve öğrenmek istiyoruz’ sorusu okuldaki günlük yaşamın bir süreci.”

Teach for Life!’ta  başka bir temel süreç ve uygulama da empati. Teksas’ta bir devlet okulunda çalışan bir üçüncü sınıf öğretmeni, sınıfında empati ve dürüstlüğü güçlendirebilmek için ilham ve belirli stratejiler edindi burada. Öğrencilerini her zaman yaratıcı, “kutunun dışında” düşünmek için cesaretlendiren bir öğretmen. Öğrencilerini zorunlu standart testlere hazırlarken onlara bu testleri hazırlayanların “kutunun içinde” düşündüklerini; bu nedenle test sorularını çözebilmek için bu sefer de “kutunun içinde” düşünmek için çaba harcayacaklarını açıklamış.

Öğrenciler testlerde çok başarılı oldular ve aynı zamanda düşüncelerini “kutunun içi” ile sınırlamanın testleri hazırlayanlar için çok üzücü olabileceğini ifade ederek empati kaslarının da ne kadar gelişmiş olduğunu gösterdiler.

Hayatı zenginleştiren eğitim hareketinin gelişimine tanıklık etmek bize ilham veriyor; heyecanlı ve umut doluyuz. Aynı zamanda Şİ bilinci ve Şİ-temelli yapılar, süreçler ve uygulamalarla, okullarda eğitimler, danışmanlıklar, müfredat geliştirme; öğretmen atölyeleri ve her yıl yapılan altı günlük Teach for Life! inzivası ile bu harekete katkıda bulunmaya kendimizi adadık. Eğitimci arkadaşlarınıza ve tanıdıklarınıza web sayfamızdan söz etmenizi umuyoruz: www.nvceducatorsinstitute.com

NVC schools: Is this a thing, or a movement?

Sura Hart, with Jared Finkelstein

Kaynak: https://baynvc.org/nvc-schools-is-this-a-thing/

Çeviri: Bediz Gürel

Düzenleme: Vivet Alevi