Standartlaşma Tek Seçenek Değil

Yaklaşık 6 yıl önce, demokratik alternatif (1) eğitim veren bir liseye kaydoldum. Bu yeni okulda karşılıklı saygı yüksek düzeydeydi. Öğretmenlere öğrencilere olduğu gibi ilk adlarıyla hitap ediliyordu; öğrencilere dersi derste öğreneceklerine dair güveniliyordu; sınıflarda sıra yerine bir masa etrafında koltuklar veya banklar vardı; malzeme dolu sanat odası sahiden orada sanat yapıldığını gösteriyordu; puan veya notlandırma yerine öğrenciler öz-değerlendirmelerini yapıyordu.

“Sanat odası, sahiden orada sanat yapılan bir yere benziyordu.”

1

2

10 yıl boyunca, devlet eğitim sistemine cahilce köle olduktan sonra bundan kurtulup tamamen farklı bir şey denemeye karar verdim. Lise 2. Sınıfın bahar döneminde alternatif okulun olası öğrenci adaylarına yönelik 3 günlük deneme uygulaması sırasında derslere girdim, Tüm Okul Toplantısı (2)’na katıldım, mevcut öğrencilerle öğle yemeği yiyip görüştüm ve sessizce bu aşırı derecede yabancı, alternatif okul kültürünün günlük ritüellerini gözlemledim.

İlgimi çeken birçok konunun hepsinin birden ardına düşmek için almak istediğim tüm derslere devlet okulundayken zamanımın yetmeyeceğini anlayınca bu tip bir eğitime geçme kararı aldım. Boğuluyormuş gibi hissedip desteklenmediğimi düşündüğümden değişik bir yaklaşım peşindeydim. Artık her yerde şahlanan ve devlet okullarında maalesef bir standart haline gelen saçma rekabetten bitkin düşmüştüm. Bundan sonra herhangi bir sayı olmak istemiyordum; onun yerine bireyselliğime, sağlayacağım katkıya değer veren; güçlü yanlarımı besleyip farklı yanlarımı kutlayan; eleştirel düşünme ve yaratıcılığımı zorlayacak bir topluluğun parçası olmak istiyordum. Benim kafamdaki okul felsefesi yalnızca bir fikirdi ancak gerçekten var olduğunu hiç bilmiyordum ta ki onu bulana dek.

Okula her yıl bir yığın farklı öğrenci geliyordu ve kaçınılmaz biçimde hepsinin havası da başkaydı. Okulun sunduğu özgürlük ve saygı ortamı nedeniyle kayıt yaptıranlar orada olmayı gerçekten isteyen öğrencilerdi. Aslında okulun üç ana kuralından (3) birini çiğneyen bir öğrenciye verilen en kötü ceza, okuldan uzaklaştırmaydı. ‘Dur kuralı’ denen bir kural daha vardı. Eğer biri uygunsuz bulduğunuz şekilde davranıyor veya beğenmediğiniz başka bir şey yapıyorsa onu durdurmak için “dur kuralı” deme hakkınız vardı. Bu durumda incitici davrananın diğerine saygısından her ne yapıyorsa durması gerekiyordu. Tabii ki bu kural bazen komik bir şekilde bazen de yersizce kullanılıyordu ama en önemlisi herkes bu kurala uymaya mecburdu. Bu bırakın yapsınlar ortamı içten bir sorumluluk hissi geliştirirken okulda olma isteği uyandırıyordu. Tatil günlerine genelde dudak bükülürdü. Her okulda olduğu gibi gruplar vardı ama devlet okulunda gözlemlediğimden çok daha gevşekçe belirlenmişti. Herkes birbirine arkadaşça davranıyordu ve birbiriyle saygılı bir şekilde geçiniyordu. Sanat odasında takılanlar grubu, bilgisayar oyuncuları ve kalıplaşmış ‘normal’ öğrenci tipleri vardı. Hepimizi birleştiren ortak nokta inek olmamızdı ama hepimiz de havalı ineklerdik.

3

“Kişisel akademik, sanatsal ve sosyal hedeflerimizin peşinden gitmemiz teşvik ediliyordu.”

Okul ilk, orta ve lise olarak ayrılmıştı. Hangi seviyede olursa olsun tüm lise öğrencileri dersleri birlikte alıyordu. Dolayısıyla derslerin seçilmesi, derslere girilmesi ve sınıf çalışmalarının tamamlanması öğrencilerin sorumluluğundaydı. Derse girmek istemediğimizi düşünüyorsak derse girmeye mecbur değildik. Kendimiz için neyin iyi olduğunu anlayabilecek güçteydik ve bu bilinç teşvik ediliyordu. Ayrıca öğrenmenin sınıf sınırları dışında da gerçekleşebildiği kesin olarak kabul ediliyordu. Her birimiz bireysel akademik, sanatsal ve sosyal hedeflerimizin peşinden gitmeye teşvik ediliyorduk ve bu alanların hepsine eş değerde ilgi ve öncelik gösteriliyordu.

4

Hava iyi olduğunda hatta bazen kötü olsa da öğretmenler dışarıda ders verirken öğle yemeğini de dışarıda yerdik. 16 yaşında veya daha büyük öğrenciler imzalı izin kağıdıyla istedikleri zaman kampüsten çıkmakta serbesttiler. Bazen öğrenciler öğle yemeği için veya yemek almaya dışarı giderdi. Ayrıca eğitimle ilgili deneyimler kazanmak için kampüs dışına çıkmamıza da izin verilirdi. Okul dışı öğrenme deneyimlerimiz arasında sanat ve müzik merkezleri, kolejler, üniversiteler ve stajlar vardı. Üstelik bu deneyimler kredi yerine sayılabiliyordu. Mesela ben, lisedeki son yılımda yerel bir üniversitede yüksek matematik dersi aldım. Müfredatın bir diğer benzersiz özelliği de bağımsız çalışmalar yapmamızın cesaretlendirilmesiydi. Diğer dersleri tamamlamanın yanında, beden eğitimi için yaptığım bahçe işlerini, spor egzersizlerini ve (babamla birlikte aldığım) tango derslerini ekleyerek; sanat dersi için (yine babamla birlikte) seramik kurslarına giderek; sosyal psikoloji dersi için karakter ile yetiştirme arasındaki içkin ikili karşıtlık ve kesişime odaklanan bağımsız bir sosyal psikoloji çalışması ile kredilerimi doldurdum.

5

Bağımsız çalışmalara ek olarak okuldaki dersler de özgün konularıyla merak uyandırıyordu: Nüfus Eğilimleri, Çağdaş Amerikan Tarihi, Kısa Roman Yazma ve Değerlendirme, Küresel Kültürler, Medya Çalışmaları ve yılda birçok kez öğrencilere canlı konser verme imkanı tanıyan Müzik Topluluğu, vb. dersler konu anlatımından (4) çok tartışmaya dayalıydı (5). Bir konuyu anlamadığımızda öğretmenlerimiz yeterince açıklayabilmek için gereken zamanı ayırır ve ancak anladığımızdan emin olduklarında ilerlerlerdi. Aynı zamanda bir konuyu çabuk kavrarsak ilerlemeye devam edebiliyorduk. Okuldaki tüm öğrencilerin sayısı 100’den azdı. Lisede çoğunlukla 40 ila 60 kişi vardı. Bu tip bir topluluğun en iyi şekilde işlemesi boyutunun küçük olmasına ve bir dolu destek almasına bağlıdır. Sınıflar genelde küçüktü; mezun olduğum sınıfta yalnızca 11 kişi vardı ancak bir önceki senenin mezunları 25 kişiydi.

Okulda yaşadığım en unutulmaz deneyimlerden biri bir sabah öğrencilerin okula geldikten az sonra iki ortaokul öğretmeninin delirmişçesine oradan oraya koşturmasıydı. Güvenlik müfettişinin okula gelme olasılığı var diye ayakkabısını çıkarmış olan öğrencilere ayakkabılarını giydirtmeye çabalıyordu. Lise binasının koridorlarında yürürken okul çıkışına kadar sahipsiz bekleyen çift çift ayakkabıya (6) rastlamak sıradandı. Düzensizlik sadece öğrencilerin devamlı ayakkabısız dolaşması değildi, giysilerimiz de daima isyankardı. Sürekli Cadılar Bayramı kostümü giyen bir kız, boyalı pantolonlarla dolaşmayı adet edinmiş bir oğlan vardı. Kıyafet zorunluluğu olmadığından bizi ne mutlu ediyorsa onu giyebiliyorduk.

6

Geriye dönüp baktığımda, sanırım önce okulun eğitim sisteminin yarattığı ortam ve yaklaşıma tutuldum sonra da oradaki insanlara. Her zaman olduğu gibi ‘yeni gelen kız’ olmadan, halihazırda kurulmuş olan arkadaşlıklara katılmak zordu. Neyse ki benle beraber okula devam eden öğrencilerin çoğunun çeşitli derecelerde, ‘tuhaf’ ve özgün olduğunu çabuk anladım. Ancak bu tuhaflık, olabilecek en olumlu anlamdaydı ve istenirse hepimiz bunu açıkça kanıtlayabilecek durumdaydık. Yaratıcıydık, öz motivasyon ve öz disipline sahiptik. Bağımsız ve açık görüşlüydük. Dayatılan bir çerçeve veya yöntem olmaksızın çalışabiliyorduk. Topluluğa katılım göstermeye hevesli ve istekliydik.

7

Demokratik alternatif okullar, politik tartışmalara neden olan bir sorunu da ortaya koyar. Kamu-okul-semte mali kaynak sağlayan bir vergi mükellefi olmama rağmen bu okula gitmek için de ücret ödemem gerekiyordu. Temelde buna katılmıyorum ancak bu sorun, devlet okulları alternatif seçenekler sunmadıkça sürecektir. Mevcut mali kaynaklar, şimdilik alternatif okullara veya öğrencilerine hizmet edecek şekilde düzenlenmiş durumda değil. Alternatif eğitim öz yönetimle ilgili zorlularla başa çıkabilecekler için önem taşımaktadır. Çünkü öğrencilere kendi adlarına düşünüp, bunun destekleyici bir ortamda serpilen sonuçlarını görme fırsatı verir. Dolayısıyla o okulda bizim başarısızlıktan korkmamıza gerek yoktu. Büyümenin alışageldik yargılanmasıyla da karşılaşmadık. Bu yol herkese göre olmamasına karşın bana kesinlikle yaradı. O deneyimi feci özlüyorum.


  1. Herkese eşit davranıldığından herkesin olan biten her şeyde söz hakkının olduğu anlamda demokratik; alternatif eğitimde olduğu biçimde alternatif. Yani pratik kazandıran derslerde sınavlar için değil yalnızca öğrenme uğruna öğrendiğimiz, özerk, merak ve ilgiye yönelik bir okuldu ve hiçbir şey mecburi değildi.
  2. Demokratik amaca uygun olarak duyurular yapıp haftanın gündemini gözden geçirebileceğimiz haftalık toplantılar yapardık. Tüm okulu ilgilendiren gündem maddeleri ve farklı öneriler üzerine çoğunluğun kararı geçerli olacak şekilde oylama yapılırdı. Olan bitenden hoşnut değilsen, görüşünü çekinmeden açıkça söylemek kendi sorumluluğundu ve böylesi bir durumda hakettiğin desteği ve saygıyı görüyordun. Okul, anaokulundan 12.sınıfa kadar kapsıyordu.
  3. Okulun bulunduğu koruda sigara içmek; okuldan izinsiz ayrılmak; silah, nefret sözcükleri ve uyuşturucu kullanmak yasaktı.
  4. Yüksek okul ve ileri seviye eğitimlerde uygulanan ders formatına benzeyen biçimde.
  5. Devlet okullarının çoğunda aşırı belirgin biçimde uygulanan format.
  6. Mevsim ne olursa olsun spor ayakkabılardan, kovboy çizmelerine, dolgu topuklardan sandaletlere çeşitli pabuçlar.

 

Yazan: Nora Goldberg
Kaynak: http://countercultr.com/2015/01/democratic-alternative-school/
Çeviren: Özge Somersan