Summerhill ve Dilediğini Yapabilen Özgür Çocukları

90 yıl önce açıldığında derslerin seçmeli olduğu, kuralları çocukların koyduğu bu okul geleneksel eğitime radikal bir alternatif mi yoksa anarşi mi? Eski öğrenciler geçmişi değerlendiriyor…

Angela Neustatter

Bu ayın başlarında mezun olmuş 7 nesil ve bugünkü öğrenciler, bizim yenilikçi, tartışmalara yol açan okulumuz Summerhill’in 90. yıl dönümünü kutlamak için bir araya geldiler. Okul, Leiston, Suffolk’ta Viktoryan döneme ait derme çatma bir evde AS Neill adlı bir öğretmen tarafından kurulmuştur. Kendisi  katı disiplin uygulamalarına o kadar karşıydı ki beklenenin aksine çocuklara diledikleri kadar özgürlük vermeyi hedefleyen oldukça radikal bir eğitim yöntemiyle ortaya çıkmıştır.

Bu benim için aynı zamanda, 1921 Ağustos’unda Summerhill’in kurucularından olan büyükannem Lilian Neustatter’den kalan mirasın anmasıdır. Aslında her şey bir çay davetiyle başlamış. Büyükannem Lilian babamı Neil’in öğretmenlik yaptığı karma eğitim veren Hampstead’deki King Alfred Okulu’na göndermiş. Büyükannem, Neill öğretmeni çaya davet ettiğinde bu uzun boylu İskoç adamın çocukların kendi kurallarını koyabildiği bir okul kurması hayaliyle büyülenmişti.

Büyükannemin resmi bir öğretmenlik geçmişi yoktu, fakat çok iyi eğitim görmüş, yetenekli bir dil bilimci ve müzisyendi; o ve Neil birlikte Summerhill’i kurmaya karar verdiler. 1927’de büyükbabamdan boşandıktan sonra Neil ile evlendi.  Ben doğduğumda ölmüştü yine de ailece Summerhill’i ziyaret etmeye giderdik. 1954’te 11 yaşımdayken Summerhill okuluna başlamaya karar verdim.

Başlangıçta utangaçtım ve evimi çok özlüyordum, fakat Summerhill’de özel bir şey vardı ve ben orada kalmayı istedim. Böylece okulun tuğla duvarlarının arkasında anarşinin hüküm sürdüğünü düşünen kasaba yerlilerinin bizden bahsederken dedikleri gibi “do as yer like” yani dilediğini yapan özgür çocuklardan biri oldum.

Bazen anarşinin hüküm sürdüğü de oluyordu. Harror’dan atıldıktan hemen sonra delikanlılığa adım atan Angus Dudgeon’u hatırlıyorum da özgürlükten şaşkına dönmüştü. İki gün boyunca çığlık çığlığa kızlarla uygunsuz biçimde konuşup 23 tane pencere camı kırarak dolanmıştı. Bir cam daha kıracaktı ki taşı kaldırır kaldırmaz Neill onu fark etti ve 24. camı Angus’tan önce o kırdı. Angus bir daha cam pencere kırmadı. Sakinleşip grubun en tatlı üyelerinden biri haline geldi. Daha sonra Angus, Pink Floyd albümlerinin prodüktörlüğünü yapmaya başladı.

Geleneksel okullardaki akranlarımız zorunlu bırakılmadıkça derslere girmeyi tercih edeceğimizi düşünmüyorlardı. Fakat gelenlerin çoğunun gördüğü gibi kayın ağacına tırmanarak, sığınak yaparak ya da yabani çiçek tarlalarında sessizce kitap okuyup oturarak zaman geçirdikten sonra örgün eğitimin şaşırtıcı bir şekilde keyifli olabiliyordu. Yine de ilham verici biri olan, ordudan emekli İngilizce öğretmenimiz sınıfta konuştuğum için bana bir kitap fırlatmış, “Derse gelmeye mecbur değilsin, fakat geldiysen de başkalarının dersi dinlemesine engel olamazsın” demişti.

Eğitim karışıktı. Öğretmenler yetenekliyse ve Summerhill felsefesiyle uyuşuyorsa dersleri muhteşem olurdu. Ulla (öğretmenlere isimleri ile hitap ederdik) dikiş derslerini, ana dili olan Almanca ile birleştirmişti. Hem kendi kıyafetlerimi dikmeye devam ettim hem de Almanca dersinden övgüye değer bir şekilde A ile geçtim. Fakat maaşlar düşük olduğu için Summerhill her öğretmenin hayali değildi, bu yüzden işe alınanlardan bazısının da  Summerhill’in ne olduğuyla ilgili pek fikri yoktu açıkçası.

Bizim kazandığımız şey ise demokrasi açısından değerli bir eğitimdi. İsteyen herkesin katılabildiği haftalık okul toplantılarında, mülkiyete zarar veren çocuk veya incitici olduğu düşünülen bir şekilde konuşan öğretmen gibi konular gündeme gelirdi. Uygun cezaların verilmesinde herkes eşit oy hakkına sahipti. Bu cezalar, o gün puding yiyememekten Neill’in çıkardığı deniz gezilerinden mahrum kalmaya kadar çeşitliydi.

Sınırsız bir yakınlık içinde yaşayan kızlar ve erkeklerle ilgili kaçınılmaz olarak müstehcen sorular ortaya atılırdı. News Of The World muhabirleri bizi ziyaret eder, gerçekleştiğini hayal ettikleri reşit olmayan cinsel ilişki ile ilgili ağzımızdan baklayı çıkarmamız için bize para teklif ederlerdi. Magazinciler ön bahçede bir çalışanı suçüstü yakaladıklarını haber yapmışlardı ki aslında ön bahçemiz yoktu.

Okulun 90 yılı boyunca, az öğrenci sayısı, zalimliğin ve anarşinin çarpıtılmış resmini çizen sansasyonel belgeleri ve 2000 yılında okulu kapatmaya çalışan Tony Blair’in merkez sol hükümeti yüzünden hayatta kalmanın eşiğinde bocaladığı zamanlar olmuştur. Şu anda okulu yöneten ve aynı zamanda Neill’in kızı olan Zoe Redhead dönemin hükümetine karşı mücadele etmiş, sonunda davayı kazanmıştır.

Kutlamalara dönersek, büyükannnemin yaptığından gurur duymalı mıyım? Bugün basit bir matematik bile beni bozguna uğratıyor, fakat bu “ütopik” okulun bizi dış dünyaya uyum sağlayamayacak şekilde yetiştireceğini öne süren akademisyenlerin iç karartıcı öngörülerini de karşılamadım. Aksine beni tümüyle tatmin eden bir kariyerim var. Üstelik Summerhill’in bana kazandırdığı ise iyimserlik ve sadece var olmaktan bile haz duymaktır.

Ishbel McWhirter, 84

ishbel-mcwhirter-001Sanatçı  McWhirter eşi Reg ile Wales’te yaşıyor. Önceki evliliğinden iki çocuğu var.

Ishbel McWhirter’ ın annesi, Neill’in Summerhill hakkındaki “O Rezil Okul” adlı kitabını bir oturuşta okuduktan sonra kızını 12 yaşında Summerhill’e gönderdi. Ishbel burayı hemencecik sevmişti. Neill okulu kendi iyimserliği ve neşesiyle doldurmuştu. Bayan Lins olarak bilinen Lilian Neustatter çok kültürlü ve bütün çocuklara karşı sıcakkanlıydı. Okulda birkaç tane kural vardı. Neill bizi, dışarıda küfür edersek insanların şok olacağı hakkında uyarmıştı. Okulumuzun yüzünü kara çıkarmamak için her zaman çok dikkatli olduk.

McWhirter’ın da içinde olduğu bir grup öğrenci sunulandan daha fazla öğrenimin olmasını istiyordu, fakat Neill serbest zamanın önemine inanıyordu ve Summerhill’de dersler öğle yemeği saatinde sona ererdi. Özel toplantı olarak adlandırılan toplantının birisinde, çocuklar tarafından müfredata fazladan bir ders eklenmesine karar verilmişti böylece çocuklar  O-level seviyesine öncülük edecek olan Okul Sertifikasına hazırlanmış olabileceklerdi. Neill dehşete düşmüştü, sınavların yarattığı baskıya hiç de meraklı değildi. “Neil’ın öğrenimi aşılama tarzı, yapıştırdığı jokey sorularla özgünlüğümüzü sınamaktı. Soruları en sıra dışı şekilde cevaplamamız beklenirdi. Neill’in öğretmen seçmede hiçbir fikri olmadığını düşünürdük. Garip nedenlerden dolayı seçilmiş gibi görünüyorlardı – ya doğru gazeteyi okuyor ya da doğru nevrozlara sahiptiler.”

Fakat McWhirter çalışmalarına büyük ilgi gösteren genç sanat öğretmeni Robin Bond ile çalışmaktan çok keyif alırdı. 19 yaşında Summerhill’den ayrıldıktan sonra ona eğitim vermeyi öneren Avusturyalı ressam Oskar Kokoshka’ya çalışmalarını gösterdikten sonra McWhirter birkaç yılını onun gözetimi altında geçirdi. Bugün kataloğunda Melvyn Bragg, Tom Conti, Lord Scarman, Germaine Greer and Neill’in portreleri var. Ve şöyle diyor: ‘Bazı insanlar kimsenin kendi eğitimleri kadar iyi eğitim almadığını düşünür. Benim için olumsuz tarafı böylesine bir güvene sahip olmamam. Fakat Summerhill bana farklı bir tür özgüven verdi; kendim olmayı sevmeyi öğrendim. Ve şimdi görüyorum ki bu çok büyük bir şey.’

John Burningham, 75

john-burningham-001Çocuk ve yetişkin kitapları yazarı ve grafiker, Burningham, ressam eşi Helen Oxenbury ile Londra’da yaşıyor. Üç yetişkin çocukları var.

John Burningham, ailesi  1948’de Summerhill’i tercih edene kadar 11 farklı okula gitmişti. Babası satış elemanı olduğu için oradan oraya taşınıp durmuşlardı. 13 yaşında başladığı bu okulda ‘çok mutlu’ 5 yıl geçirdi. “Okulun maddi sıkıntıları kapsamlı bir eğitim almamızı etkiledi elbette. Bize sunulan konular kısıtlıydı. Spor faaliyetleri umut verici değildi; tenis kortunu otlar sarmıştı, futbola ayrılan saha engebeliydi vs. Bunun sadece parayla ilgi olduğunu da düşünmüyorum aslında. Sanırım bu Neill’in sporu, dondurucu soğuklarda bile baldır bacak koşmaya çalışılan, başarılı olmadıklarında çocukları mutsuz eden rekabetçiliğin ön planda tutulduğu devlet okullarıyla bir tutmasındandı.”

Sanat Burningham için en başından beri bir tutkuydu. Diğer derslere katılmış da olsa, Fransızca ve Edebiyat onun için kalıcı oldu. “Diğer insanlar, benim çevremdeki akademisyenler profesyoneller, ve benim gibi uçuk sanatçılar hariç, bizlerin yaşamımızı devam ettirmekte zorlanacağımızı düşünüyorlardı.”

İyi bir ahlak eğitimi de vardı. ‘Aramızdan birileri yiyecek odasının anahtarını ele geçirmişti. Yaklaşık bir dönem boyunca oradan bir şeyler aşırmıştık. Bir gün, Neill ile konuşurken bana birden ‘bazı haylazlar yiyecek odasının anahtarını çalmışlar. Sen kesin nerede olduğunu bilmiyorsundur?’ dedi. İnsanlara baktığında gördükleri insanı korkutuyordu. Ne söylediğin önemli değildi, doğruyu bildiğini bilirdin. Onun için bu sorudan sonra gidip anahtarı getirmekten başka çarem yoktu.

Nathalie Gensac, 44

Nathalie-Gensac-001Gensac gelişmekte olan ülkelerde çocuklara ve kadınlara yardım eden eğitimsel yardım kurumunu yönetiyor. Santa Barbara, Kaliforniya’da yaşıyor.

Ebeveynleri Fas’a hippi yolculuğuna çıktıkları için Nathalie Gensac’a 9 yaşına kadar kendileri eğitti. “Sonra Summerhill’i duydular ve tam onlara göre olduğunu düşündüler. Birbiriyle iletişimde olan küçük bir grupta yaşamak, kendi davranışlarından kendinin sorumlu olduğun anlamına gelir ki bu da giyeceğin giysiden başkalarına nasıl davranacağına kadar her şey demektir. Tüm bu karar vermeler bazen zor olabilir tabii. Neill için en önemli şey, özgür olmanızdır fakat başkalarının özgürlüğüne karışmadan!”

Gensac derslere girermiş fakat bir kaç bilim bölümünü kaçırdığını üzülerek hatırlıyor. “Öğretmenim ‘sorun değil ama bu senin kaybın olacaktır’ dedi. Bu da beni düşünmeye zorladı.” Gensac 15 yaşında, 3 bilim konulu projeyle, dokuz dersten O-seviye alarak Summerhill’den ayrıldı.

A seviye dersleri almak, Summerhill’de pek de mümkün değildi, çünkü yeterince farklı konuda çalışabilecek yeterli sayıda öğretmen bulunmuyordu, bu yüzden de Gensac başka bir okula gitti. “Kolejde bazıları disiplinsiz büyümüş olabileceğimi düşündükleri için beni beğenmiyorlardı. A- seviye öğretmenlerimden biri, bir şeye karşı çıktığımda bana bağırarak ‘Sanırım sen Summerhill’den gelen çocuksun’ demişti.”

Caspar Walsh, 44

Caspar-Walsh-001Biyografi ve roman yazarı Walsh hapishanedeki genç insanlar için yaratıcı yazma kurslarını yönetiyor, ayrıca risk altındaki genç insanlar için hayır kurumu kurdu. Devon’da yaşıyor.

Summerhill’e 6 yaşında başladım, iki sene devam ettim. Ağaçlara çıkar, yeni oyunlar bulur ve dışarıda her yere hayvan inleri yapardım. Acıktıysam da kurabiye sınıfına gidip kek pişirirdim. Kılıç istiyorsam eğer, ağaç atölyesine gider kendime bir tane kılıç yapardım. Gerçekten bir çocuk gibi doğal şeylerle uğraşırken çok mutlu olurdum, ki bunun yanında evde de babamın hayatına uyum sağlamaya çalışıyordum. Babam sabıkalıydı ve benim aile hayatım çok karışıktı – hem duygusal hem de fiziksel olarak.

Walsh’ın kaotik geçmişi, Summerhill’in özgürlüğe bağlı sınırlarını durmaksızın zorladığı anlamına geliyor: “Çaldım, kötü şeyler yaptım. Bir keresinde bir oyuncak ayının kafasını ateşe verdim ve pencereden dışarı attım.” Bardağı taşıran son damla, Walsh’ın okulun yanındaki futbol kulübüne girip oradan tüm şekerleri almak olmuştu. Derhal okuldan uzaklaştırıldı. “Yıkılmıştım. Şimdi farkına varıyorum ki o zaman istediğim beni kontrol eden, yaptıklarıma engel olacak biriydi. Fakat Summerhill’in ilkesine göre sen kendi sınırlarını koymayı öğrenmek zorundaydın. Okulun beni uzaklaştırmakla sorumsuz davrandığını söylemek istemiyorum- sonuçta suç işlemiştim- fakat ne kadar genç olduğumu düşünecek olursak, bence çok fazlaydı.”

Walsh Summerhill’den ayrılmak isteyen birkaç öğrenciden biriydi. Sonrasında ise hayatı sürekli olarak kötüye gitti. Babası hapishaneye gönderildi ve Walsh ağır derecede uyuşturucu bağımlısı oldu. Fakat 21 yaşına geldiğinde artık temizdi. “Geçenlerde Neill’in fotoğrafına rastladım. O an farkettim ki Summerhill’de kalmış olmayı ne kadar çok isterdim. İnsanlara onların tarafında olarak kendi yönlerini bulmaları için yardım etme düşüncesi beni kesinlikle çok etkiledi.”

Nadia Hartmann, 42    Diş hekimi, iki çocuğu ve eşiyle birlikte Belçika’ da yaşıyor.

Nadia-Hartmann-001Nadia’nın annesi çok katı kurallarla büyütülmüştü ve kızı için de bunun aynısını kesinlikle istemiyordu. Neill’in ‘Neil Neil, Orange Peel!’ adlı otobiyografisinden etkilenerek 1975’te kızını beş yaşında Summerhill’e gönderdi.

“Okula çok küçük gitmekle ilgili hiç bir zorluk yaşamadım. 9 yaşındayken annemi kaybettim. Summerhill benim ve kardeşim için aile gibi oldu. Çok fazla alay etme küçük görme yoktu, fakat ben bir kaç arkadaşımla böyle şeyler yaptım. Bir kızın yatağına kar koyduk böylece yatağını ıslattığını düşünecekti; yemek yapacağı malzemelerin içine örümcek koyduk. Haftalık olağan okul toplantısında öne çıkarıldık. Diğer çocuklar yaptıklarımızı hiç onaylamamıştı. Yüzme havuzuna gitmemiz şehir merkezine inmemiz yasaklandı. Bu çok ağır bir cezaydı ve bir daha asla öyle şeyler yapmadık. Küçükken derslere katılıyordum, fakat 10 yaşıma bastığımda bıraktım. Bir kaç yılımı ağaçlara tırmanarak, yüzerek, örgü örerek ve arkadaşlarla oynayarak geçirdim. 13 yaşındayken, diş hekimi olmak istediğime karar verdim ve çalışıp öğrenmeye ihtiyacım olduğunu hissettim, böylece derslere tekrar başladım. Diğerlerine yetişmek için çok çalışmam gerekti fakat Summerhill’de sınıflar çok az kişilik olduğu için birebir ders alabiliyordum.  15 yaşımda Summerhill’den ayrıldım ve kolejde daha bile çok çalışmak zorunda kaldım. Summerhill’de tamamen özgür olduğum çok değerli yıllar geçirdim. 3 yıl yoğun çalıştıktan sonra, 13 yılını kolejde geçirenlerle aynı notları aldım.”

Hartmann ve eşi kızlarını da çok yakında Summerhill’e göndermeyi planlıyorlar.

Nathan Clutterbuck, 26   Grafik tasarımcısı, Londra’ da yaşıyor.

Nathan-Clutterbuck-001Nathan Clutterbuck’ın ebeveynleri, Nathan’ın ve erkek kardeşinin alternatif eğitim almasını istemişler, bunun için de Nathan’ı 4 yaşındayken  Summerhill’e göndermişler. Nathan 16 yıl Summerhill’e devam etmiş.

“13 yaşına kadar derslerle pek ilgim yoktu. Arkadaşlarım ve ben odunlarla uğraşırdık, mağara ve kaleler yapardık ya da bahçede esrarengiz oyunlar oynardık. Zamanımın büyük bir kısmını ahşap atölyesinnde ve  tiyatroda geçirirdim. Diğer öğrencilerle uydururduğumuz oyunları oynardık.”

Nihayetinde ‘boş işlere’ yeterince doyduğuna kanaat getiren Clutterbuck, haylazlığa bir son verip ders çalışmaya hazırdı. “Okuma yazma öğrendiğimi hatırlamıyorum, aslında çoğumuz için bu sezgisel  olarak öğrenilen bir şeydi. Hala çok iyi bir okuyucu değilimdir mesela, zaten grafik tasarımı eğitimi aldım. Şu an kitap ve iPad için ilk uygulamalardan birini geliştiren lüks bir seyahat firmasıyla çalışıyorum, yani işime çok engel değil. ‘Summerhill’ herkes için çok güzel bir deneyim değildi. Bazı çocuklar bu kadar çok özgür olmakla baş edemiyorlardı, onlara ne yapmaları gerektiğini söyleyen kurallarla daha iyi idare ediyorlardı. Sanırım Summerhill beni bir diplomat yaptı. 12 yaşımdan itibaren, iki tarafı da anlamaya çalışarak çocuklar arasındaki anlaşmazlıkları yönettim. Daha sonra 3 kez içki ve ot içmekten dolayı uzaklaştırıldım. Orada olmayı sevdiğim için, geçici olarak da olsa okuldan uzaklaştırılmak hoşuma gitmiyordu. Ailem durumun ciddiyetini bilip bilmediğimi öğrenmek için benimle kritik konuşmalar yapardı ama daha fenası akranlarımın okulu tehlikeye attığımla ilgili beni uyarmaya çalıştıkları konuşmalardı. Haklı olduklarını da biliyordum.”

Kaynak: http://www.theguardian.com/education/2011/aug/19/summerhill-school-at-90
Çeviri: Esma Çınar – Eylem Kurulgan
Editör: Özge Somersan