Vahşi ve Riskli Oyunun Değeri: Ateş, Çamur, Çekiç ve Çivi

Film yapımcısı ve radyo kurucusu Erin Davis’in yeni kısa belgeseli North Wales’ta bulunan macera oyun alanıyla aynı ismi taşıyor; Arazi (The Land). Davis’ in adını verdiği gibi, film “oyunun doğası, risk, zarar ve tehlike’yi – ki bunları geçen yaz vahşi oyunun düşüşü ve reddedilişi üzerine bir hikayede keşfettim-.

Arazi’de, çocuklar ateş yakıyorlar, ağaçlarda sallanıyorlar ve testereyle, çekiçle, çiviyle oynuyorlar. Davis’in filmi, tüm güçlerini ortaya koyup delice oynamanın çocuklar için neden önemli olduğunu değerlendirmemiz için bize bir şans veriyor.

Davis’le Welsh oyun parkları hakkında konuştuk. Davis, Arazi’nin riskli durumla kendileri baş edebildikleri zaman çocukların kendilerini daha güçlü hissedecekleri düşüncesinden kökenini alan bir oyun alanı olduğunu söyledi. Bu konuda eğitim alan personelimiz, çocukların dikkatini çekmeyecek şekilde oyunları gözlemliyorlar ve sadece mecbur olduklarında müdahale ediyorlar.

Bu tür macera oyun alanlarından İngiltere’de ve tüm Avrupa’da oldukça fazla var, fakat Amerika’da sadece bir kaç tane ve bazıları tüm yıl boyunca açık değil. Kanunları suçlayamayız. Peki sizce neden bu kadar az var?

Bence insanlar bunun gerçek olduğunu, var olduğunu, mümkün olduğunu bilmiyorlar. İnsanların bu tür macera oyun alanları ile ilgili bir modellemeye sahip olduklarını düşünmüyorum. Bu da filmden beklentim aslında- çok farklı çocuk oyun alanları modellerinin olduğu bu dünyaya bir anahtar deliğinden bakmalarını sağlayacak.

Benim bulunduğum macera oyun alanlarında çocuklar bir şekilde patlama yaşıyorlar: tepelerden aşağı yuvarlanıyorlar, gergin iplerden kayıyorlar, çekiç ve çivi kullanıyorlar. Çamur içinde kalıyorlar. Çocuklar için bu gerçekten bu tür aktivitelerin daha fazlasını istemek oluyor.

Benim düşünceme göre, çocuklar daha önce neyseler şimdi de öyleler. Aynı şeylere düşkünler: bir şeylere tırmanmak, bir şeyleri saklamak, içine saklanabilecekleri yerler oluşturmak, hiyerarşi yaratmak ve kendi dünyalarını yaratmak. Ateşe düşkünler ve çok yaratıcılar. Bugünün farkı ise, çocuklar bu ilgilerini sürdürebilecekleri ve kendilerini ifade edebilecekleri fırsatları bulma olasılığı. Bize çok şaşırtıcı gelen – ki gerçekten de gelmemesi gerekir- çocukların bu ortamda istediklerini yaptıkları takdirde çok başarılı olmalarıdır. Oyunlarını kendileri yönetiyorlar. Bize kalan, başladıkları işleri bitirme fırsatını onlara sunmaktır.

2_fort_dave_inside-edit_wide-799f357b7db3410b14832b69a38c249e260f7813-s700-c85

Belki de ailelerine de kalıyor, başladıkları işi bitirme fırsatını sunmak?

Belki de. Arazi’den gerçekten öğrendiğim şey, “oyun işi”nin uygulaması ve değeridir. “Oyun gözetmeni” macera oyun alanlarında oyunlarıyla ilgili çocuklara nasıl destek vereceği konusunda eğitim alan kişilerdir. Oyun işinde oyun işiyle ilgilenen ebeveynler için alacakları bir sürü ders ve oyun işçilerinden edinecekleri deneyimler olduğunu düşünüyorum. Fakat, bunun sadece bir ebeveynlik işi olduğunu düşünmüyorum, bu daha büyük bir şey.

Yani, bundan daha büyük bir şey olduğu kesin. Peki, diğer sanayileşmiş toplumlardan çok daha fazla olan çocuklarımızı olası zararlardan korumak için onlara kol kanat germeyi içeren çağdaş Amerikan kültürü ve içinde bulunduğumuz genel görüş buna ne diyor?

Güvenliğin ve emniyetin belli bir sınıra kadar olması bizim için kabul edilmesi zor bir şey. Tam anlamıyla güvenlik diye bir şey yoktur; maalesef olması da imkansız. Biz burada mümkün olduğu kadar güvende olabilmekle ilgileniyoruz. Bu da günümüzde Amerika’da çocuk kültürünü açıkça yansıtmaktadır. Endişe kültürünün Amerika’da macera oyunlarına engel olduğu açıktır, fakat ben insanların bundan yavaş yavaş sıkılmaya başladığını hissediyorum. İnsanlar sürekli olarak herşeyden endişe etmekten yoruluyorlar, durmadan olabilecek zararı engellemekten, ve macera oyun anlarından gelenlere açık olmaktan zevk alıyorlar.

Yani siz endişe kültürünün Amerika’ da değiştiğini mi düşünüyorsunuz? 

Değişiyor mu bilmiyorum. Bildiğim şey, insanlar Arazi’yi gördüklerinde ve çocukluklarında kendi oyun oynadıkları şekilde çocukları oynarken gördüklerinde, “evet bu işte, oyun böyle olur” şeklinde içgüdüsel olarak tepki veriyorlar. Bu insanların dizginlerini salıveriyoruz demek mi oluyor bilmiyorum fakat sezgisel olarak bunu kabul ediyorlar.

Birçok ebeveyn ve eğitimcinin “Vayy! Bunlardan daha çok ihtiyacımız var. Tam bizim çocukluğumuzdaki gibi”, şeklinde tepkiler verdiklerini gördük. Bence bu sıradan bir nostalji değil. Sanıyorum ki, şişme oyun alanları ve korumacı ebeveynlikte çok ileri gittik.

Çocuklar bir bakıma göstergedirler. Eğer çocuklar stresli, sıkıntılı oluyorsa ve bunalıyorlarsa, bizim onlar için yarattığımız dünyada yaşıyorlar demektir. Yani bu kendimize ve daha büyük kültürel kapasitesi olan yerlerde ne yapıyoruz diye bakmamız için gerçek bir fırsat olmalı.

Hala Amerika’da bunlardan daha fazla olmaması bana garip geliyor.

Şu an en büyük engel personel ücretleri. Macera oyun alanı için anahtar bileşen “çocukları desteklemek” yaklaşımını benimseyerek oyun gözetmenliğini yapan personeldir. Avrupa macera oyun alanlarında ebeveyn göremezsiniz ama tüm Amerika oyun bölgesinde ebeveynler görebilirisiniz.

Diğer ciddi problem ise çirkinlik faktörü. Çer-çöpten oluşan oyun alanları çöplük gibi görünüyorlar ve gerçekten de güzel değiller. Derli toplu değiller. Bu yüzden de cazip değiller – bu oyun alanına hemen giren kendi kendine oynayan ve riskli oyunları seven insanlar için bile geçerli. Tabii burada bir de çit var. Arazi 8-feet özel çitle çevrilidir, bu komşuları çirkin görünümden korurken, çocuklara bağımsız oynama deneyimi tatma fırsatı sunar – kendi çocukluğumuzdan bildiğimiz gibi oyuncu olanlar bunu severler.

Almanya ve California’da macera oyun alanlarında bulundum, ve sizin filminiz konuyla ilgili Avrupa’daki oyun alanında çok daha fazla ateş, çamur ve su olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Sanırım “Aman tanrım, çocuklar ateşle oynuyorlar” diye düşünmek bir çok Amerikalı ebeveyni şoke ediyordur. Fakat zaten ebeveyn, gözetmen, ya da oyun gözetmeni tarafından gözlendikten sonra, çocukların sınırlarını keşfetmesi için fırsat sunuyorsun.

Çocuklar bunu zaten her şekilde yapacaklar. Bu şekilde konuşmaktan nefret ediyorum, fakat çocukluğumda ateşle oynarken ebeveynlerim benim yanımda değillerdi. Arkadaşlarımla ben garajda ateş yakıyorduk ve yanımızda kimse yoktu. Arazi’de, mümkün olduğu kadar çocukların kendilerini yalnız hissedecekleri bir ortam hazırlanıyor, hiçbir yetişkin orda yokmuş gibi ama ordalar.

behind_the_scenes-edit_wide-26f0fe3c715c42611ff52dbee6ab36118db6248d-s700-c85

Kayıt olsun diye söylüyorum, çocukken ateşle sadece bir sebepten dolayı oynuyordum; birçok uçak ve gemi alevler içinde yükseliyordu. Ben de kundakçı olmadım sonuçta! Kardeşim için bir şey diyemem.

(Kahakahalar) Herkes ateşi sever. Biz de ateşle oynardık. Sundurmada saatlerce mum eritirdik ve eminim ortalık dağılırdı. Ateş harika bir şey, güzel ve sıcak. Tarihsel olarak insanları bir araya getirir. Ateş yiyecek hazırlamak için, şarkı söylemek ve hikaye anlatmak için bir araya gelinen yer. Arazi’de çocukların ateşe yaklaştıklarını ve bunun cezbedici bir şey olduğunu biliyorlar.

Yani, çocuğun ateşle haşır neşir olmasını, direkt etkileşimi ve ateşi kendi kendilerine öğrenmesini sağlayan güvenli bir ortam yaratılıyor. Araziye ilk geldiklerinde bir çok çocuk geri duruyor, uzun bir çubuk alıyorlar, sadece ucunu azıcık yakıyor ve hemen söndürüyorlar. Daha sonra ateşe biraz daha yaklaşıyorlar ve ellerini ısıtıyorlar. Bu gerçekten kademeli bir şekilde, son derece doğal ve sezgisel bir süreç oluyor. İzlemesi çok güzel.

Sizin filminizi izlemenin ve ateş yakmanın yanı sıra, sizce bu daha vahşi ve çılgın olan, testere, boya, su, ve çamur içeren oyun alanlarını benimsemeleri için daha çok aileyi ve şehir oyun alanlarını cezbedecek ne var? 

Çok iyi bir oyun gözetmeni olan arkadaşım var, “Sıfırdan direkt elektrikli testereye geçmiyoruz”, diyor. Sanıyorum ki Avrupa’da insanlar macera oyun alanlarını gördüklerinde “Harika! Biz de ateş alanı yapmalıyız ve evde malzeme deposu kurup, çocuklar için bir sürü testere almalıyız, böylece çocuklar aletleri kullanıp bir şeyler inşa edebilirler!” diyorlar. Fakat Arazi’de asıl süregelen şey kendi kendine oynamak ve serbest alandır. Yani çocukların zamanları, alanları ve alet edevatları var. İlk olarak yapmamız gereken şeyin çocuklar için serbest alan kısmını çok basit tutmak ve gerçekten neyle ilgilendiklerini takip etmek olması gerektiğini düşünüyorum. Evinizin önüne, sokağınıza, yakın oyun bahçesine, karton kutuları, bantları, kumaşları, deponuzda çer çöp ne varsa getirin. Bu şekilde rastgele macera oyun alanları oluşturabilmek, oyunculuğu besleyebilmenin ve çocuklar için uygun ortam hazırlayabilmenin ilk aşamasını oluşturur.

Pekala ebeveynler, Arazi’ ye doğru dönün ve küçük bir macera oyun alanının içine dalın!      Düşündüğünüzden çok daha kolay! Asıl önemli olan gerçekten çocuğun liderliğini takip etmek. Arazi’yi ziyaretimden sonra benim kendi davranışlarımdaki en büyük değişiklik çenemi çok daha fazla tutuyor olmam ve ellerimi cebimden pek çıkarmamam. Oyun için davet edilmedikçe ve yardım istenmedikçe gerçekten geri duruyorum.

Kaynak: http://www.npr.org/blogs/ed/2015/04/03/395797459/the-value-of-wild-risky-play-fire-mud-hammers-and-nails
Çeviri: Eylem Kurulgan.